NNur Risale DersleriNur Risale
← Tüm dersler

3100.ders 13.söz-2.makamı-Aklını Kaybetmeyen Bazı Gençlerle

Sözler · 59:48 · 29 Ağu 2026

Ders metni

13. sözün 2. makamı Bismillahirrahmanirrahim. Cazibedar bir fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmeyen bir bazı gençlerle bir muhaveredir. Cazibedar bir fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmeyen bazı gençlerle bir muhaveredir. Cazibedar bir fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmeyen bazı gençlerle bir muhaverede Wi-Fi'nı kapat. Mesaj yanındaki uzam. İşte adam da zamanında şey ediyor. Neyse bir kapandı mevzu da. Cazibedar bir fitne içinde bulunan ne demek? Cazibedar bir fitne içinde bulunan cazibedar. cezbedici, he. Çekiyor adamı yani mesela bıktatıs demir tordan çekiyor ya hani mesela. Veya işte eee mesela bir lokantadan geçiyorsun, mis gibi döner kokusu geliyor mesela. Ne yapıyorsun? Çekiyor mesela. Öyle yani çekiyor. Ya mesela oyun oynuyor birisi mesela sen de görüyorsun. Sen de çekiyorsun mesela. Çeken bir şey illa böyle şey gibi değil de. Seni zorluyor yani. Mesela sen bu tarafa gitmek istiyorsun, o o tarafa çekiyor seni mesela. Cazibedar bir fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmeyen bazı gençlerle bir muhaveredir. Muhavere neydi? Muhavere. Muhavere. Hayır haberin he? Muhabire. Muhabire. Muhabire oh let gireriz konuşma gibi. Yani üstat burada kimlerle konuşuyor? Gençlerle konuşuyor. Hangi gençlerle konuşuyor? Cazibedar bir fitne içinde bulunan. Mesela dağ başında olsan işin kolay değil mi? İnekler var, sinekler var, böcekler var. Onlarla bir sorun çıkmaz yani. Ama böyle fitne içerisindeysen, mesela okullar şimdi fitne ortamı. Çarşılar, pazarlar fitne ortamı. Yani esas böyle yerlerde insanın imanını koruması zor. Ama dağ başında ayılar var zaten. Yani bir şey yok. Orada koruyabilirsin imanını yani. Ama işte böyle fitneli bir ortamda insan kendini koruyabilir mi? İşte üstadımız o gençlere bu dersle onu nasıl koruyacağını, onu koruyacak dersleri burada veriyor yani. Mesela ben lisede okurken bu fitne beni zorladığı zamanlar okurdum. Hemen hemen geçerdi şey. Rahatlardım yani. Baktım böyle eee fitne zorluyor. Hemen dedim, "Ben kitabımı okuyayım." derdim. Hemen bu mektupları okurdum bu yazıda. Hemen bakmışım, kurtulmuşum yani. Gerçekten etkili yani. Etkisi Yani üzerime gördüm yani. Evet. Cazibedar bir fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmeyen, daha aklını kaybetmeyen. Ne demek daha aklını kaybetmeyen? Yani daha düşünebiliyor, düşünerek hareket edebiliyor. Mantığını muhakemesini daha kaybetmemiş. Akli melekelerini kaybetmemiş. Doğruyu, yanlışı, zararını, karını düşünebiliyor. Değil mi? Mesela koyun mesela zararına karını düşünebilir mi? Düşünemez. Bazı insanlar var mesela onlar da düşünemiyor. Koyun gibi yaşıyorlar mesela. Ama bazı insanlar var daha aklını kaybetmemiş. Düşünüyor ve düşünerek hareket edebiliyor. Daha akli aklına göre hareket edebiliyor yani o şeyin özelliğini kaybetmemiş. Olan gençlere bu ders yani. Daha aklını kaybetmeyen bazı gençlerle şimdi Ayet var ya, yere koydu. Bazı gençlerle bir muhaveredir. Bir kısım gençler tarafından şimdiki aldatıcı ve cazibedar lehviyat ve hevesatın hücumları karşısında ahiretimizi ne suretle kurtaracağız diye Risale-i Nur'dan medet istediler. Ben de Risale-i Nur'un şahs-ı manevisi namına onlara dedim ki Kabir var. Hiç kimse inkar edemez. Herkes ister istemez oraya girecek. Ve oraya girmek için de üç tarzda üç yoldan başka yol Yok. Bir kısım gençler tarafından. Şimdiki aldatıcı ve cazibedar lehviyat ve hevesatın hücumları karşısında. Ne demek? Aldatıcı ve cazibedar. Aldatıcı. Aldatıcı ne demek? Mesela diyelim ki zehir var mesela. Bir insana zehir ye desen yer mi? Yemez. Ama sen bunun üstüne bir çikolata kaplasan, güzel de boyasan, güzel gösterirsen mesela adam onu yutabilir. Sen adamı kaldırmış oluyorsun. Aslında zehir yutturuyorsun. Ama ne yutturuyorum diye yutturuyorsun. Çikolata yediriyorum diyorsun. Kandırıyorsun yani mesela. Değil mi? Onun gibi. Yani bu ama insan ya ben bu dışı çikolata gözüküyor ama içinde ne var acaba diye baksa aldanmaz. Değil mi? Uyanık olması lazım yani böyle her şeyin içinden dışına bakacak. Aldatıcı ve cazibedar Lehviyat ve Vesat'ın hücumları karşısında ahiretimizi ne suretle kurtaracağız diye Risale-i Nur'dan medet istediler. İçeride var. Ahiretimizin onun kitabı buraya koyayım çünkü içinde ayet var ya. Eğer biz Kur'an'a hürmet edersek Kur'an da bize reyzini verir değil mi? Oraya nasıl geleceğini falan sor, çorap falan çıkartma şeyini, nasıl çıkaracağını. Say Selim'i tarif etti bu kardeş. Biraz çok akıllı olduğu için. Nasıl geleceğini çıkaramayabilir. Bir sürü ihtimal var bunu. Ahiretimizi ne suretle kurtaracağız? Bizim en büyük şu andaki düşünmemiz gereken şey ahiretimizi kurtarmak. Niye? Çünkü dünyayı zaten mecbursun kurtarmaya yani. acından geberecek olmadığına göre. Tabii. Aynen zaten kurtaracak kadar kafası çalışıyorsa bir adam o adam zaten dünyasından kurtarır zaten. Yani kurtarma ta görmediği bir cenneti kazanmak için çalışan bir zekaya sahip bir insan şu gördüğü dünyayı da zaten kurtar. Basit zaten. Zaten kurtarmazsa ölür. Mecbur kurtaracak yani. Acından doğranacak hali yok. Mecburen çalışacak, mecburen bir şeyler koyulacak, yiyecek, kurtaracak yani. O Allah'ın emri. Ama ahireti kurtarmak eee daha zor. Hem zor hem kolay. Kurtarmak istersen kolay, kurtarmak istemezsen zor. Allah'ım ben ahiretimi kurtarmak istiyorum. Bana kolaylaştır deysen Allah kolaylaştırır. Yani çünkü Allah Mektubatta diyordu ya: "Teklifi mala yutak yoktur." Ne demek Mustafa teklifi mala yutak yoktur? Teklifi mala yutak yoktur. Yani Allah insana kaldıramayacağı bir şeyi yüklemez. Yüklemez. Çünkü hakimdir o. Rahimdir, hakimdir. Mesela diyelim ki bir insan mesela sen Abdulkalit kaç kilo kaldırabilirsin? Gücün ne kadar mesela? Hiç denedin mi? Ben tamamı 10 kiloyu anca kaldırırsın diyelim. Yani 5 kilo olsa daha kolay. Ama 50 kilo kaldır desem kaldırabilir misin? Kaldıramazsın. Veya sana bak 50 kilo kaldır desem bu benim için kusurdur yani. Onun yapamayacağı şeyi ondan istiyorum. Değil mi? Yapamayacağı şeyi istiyorum. O benim kusurum. Her insana kaldıracağı şeyi yüklemek lazım. Ben kusurdan kusur aşitmeymeyen bir insan kabul etsem Cenabı Hakk'ın için düşünürsen mesela Cenabı Hakk insanı kaldıramayacağı yük yüklemez. Demek ki Allah'ın emirlerini biz yapabilecek güce sahibiz ki Allah bizi onlara emrediyor. İşte bazı İslam bu zamanlar yaşanmaz. Bu Allah'ın hikmetine ters. Eğer yaşanmayacak olsaydı Allah emretmezdi zaten yani. Demek Allah emrediyorsa demek ki yaşanabilecek ki Allah emrediyor. O istemiyor. Ben istemiyorum de Yaşayanlar nasıl yaşıyor? Değil mi? Aynı ortamda, aynı şartlarda yaşayanlar var. Demek ki yaşanabiliyormuş. Ahiretimizi ne suretle kurtaracağız diye ahireti kurtarmak. Ahireti kurtarmamız lazım. Ahiretimizi niye? Evet, kim cevaplayacak? Ahiretimizi niye kurtarmamız lazım? Memnun Said. Kurtarsak mı iyi, kurtarmasak mı iyi yani? Kurtarsak daha iyi. Senin kitabın kitap mı ya? Alimiz kurtarsak daha iyi. Niye? dahi. Çünkü ahiremizi kurtarmak onu da bulamazsın. Ahiremizi kurtarmak çünkü ahiret demek ebedi sonsuz bir cennet hayatı. Dünyada birkaç sene yaşayacağız? 560 sene. Cennette kaç sene yaşayacağız? Aynen. Ebedi. Şimdi insan cenneti kaybederse ebedi bir cenneti kaybetmiş oluyor. Kazanıyorsa da ebedi cenneti kazanmış oluyor. Şimdi ebedi cenneti kazanmak elbette lazım yani. Sorunsuz bile bu soru yani. Değil mi? Adam mesela dünyayı kaybediyor. Mesela ölüyor adam mesela dünyada. Perişan oluyor. Bir adam öldüğü zaman mesela niye üzülüyor? Ben diyor mesela 50 yaşındayım. Öldüm. Ölmeselim belki bir 50 sene daha yaşarım diyorum. 50 sene daha yaşayamayacağım. diye adam üzülüyor. 50 sene daha yaşayamayacağım diye üzülüyor. Hem de dünyada yani bu. Ebedi sonsuz bir cenneti kaybettiyor. O adamın bundan kahrolması lazım yani. Değil mi normal şartlarda? Onun için bizim ebedi hayatı kazanmamız ezer. Nasıl kazanacağız? İşte üstat bizimle konuşacak şimdi bakalım ne konuşacağız. Ahiretimizi ne suretle kurtaracağız diye İsra Nur'dan medet istediler. Medet. Medet neydi? Mehmet Sait medet yardım. Bana imdattan geliyor. Bana yardım edin. Adam mesela bir kuyuya düşüyor. İmdat diyor mesela. Bana yardım edin. Kendi çıkamıyor. Ona ip atıyorsun. İpe tutunuyor çıkıyor. Değil mi? Veya denizde dal arasında boğuluyor. Bıraksan dal onu yiyecek mesela. Sen ne yapıyorsun? Ona bir şey atıyorsun. Bir ip atıyorsun, tutunuyor, kurtuluyor. Bu asırda böyle dehşetli dalgalar var. Adam içine aldı mı tepe taklak götürür. Bağırıyor "İmdat, imdat beni kurtarın." Üstadımız ipi atmış. Değil mi? Bu zamanın ipi Risale-i Nur'dur. Risale-i Nur'a yapışan diyor kurtulur diyor. Biz de şimdi o Risale-i Nur'a yapışmaya çalışıyoruz hep beraber yani. Tamam Mehmet saydım benim. Ahiretimizi ne suretle kurtaracağız diye Risale-i Nur'dan medet istediler. Ben de Risale-i Nur'un şahs-ı manevisi namına onlara dedim ki: "Kabir var, hiç kimse inkar edemez." Ne varmış Abdullah? Kabir varmış. Ne yapamazmış insanlar bu kabri? Kabir yok diyebilirler mi? Niye diyemezler? Çünkü günde 300.000 kişi, 500.000 kişi kabir var diye cesetleriyle bağırıyorlar. Ne yapıyorlar Yusuf? 500.000 kişi kabir var diyorlar. Bak biz kabre gidiyoruz. Günde 500.000 kişinin yalanladığı bir şeyi sen iddia edebilir misin? Hem de cesetleriyle yalanlıyorlar yani. Yok kabir yok. İnsanlar kabre girmeyecek diyebilir misin? Diyemezsin. Niye diyemezsin? Çünkü günde 500.000 kişi giriyor. Hiç kimse diyemez zaten. Hiçbir Allah'ın kulu çıkabilir mi? İnsanlar ölmeyecek. Bunu diyen var mı? Diyebilen çıkar mı? Çıkamaz. Sen ne diyorsun derler ya. Manyak mısın derler değil mi? İnsan dediğin ölür yani. Öldüğü zaman da kabre olur. Kabir var. Hiç kimse inkar edemez. Sonra herkes İster istemez oraya girecek. İnsanlar istese de istemese de insanların isteğine kalmış mı? Kalmamış. Ya ben kabre girmek istemiyorum. Desen iyi ya bu kabre girmek istemiyormuş dese olur mu? Kokarsın ama derler gömelim bunu. Hemen gömelim de ondan sonra kopmasın diye. Yani istesen istemesen de seni o toprağın içerisine gömecekler. Üstüne de bir sürü toprak dökecekler. Çıkar mı çıkar diye de beton kapakları da geçirecekler. Nasıl olacak? Ondan sonra orada artık mışıl mışıl uyuyacaksın. Mışıl mışıl Ha dirilir mirir şık hal falan diye onu yabancılara yapıyor. En yakını yapıyor. Bir de en sevdiğin oğlun, evladın yapıyor bunu. Düşmanın yapmaz yani bunu. Ondan sonra da ne yapıyor? Hemen seni orada bırakıp gidiyor yani. Ne halin varsa gör diyor ya. Aman diyor, beni paçamdan yakalarlar. Ne olur ne olmaz, şuradan uzaklaşayım diyor. Bir gün gelecek, o günleri yaşayacağız. Hem de yakın zamanda öyle. Hayal, hayal anlatmıyorum. Masal da anlatmıyorum yani. Herkesin gireceği mezar onu bekliyor şu anda. Bazısınınki küçük, bazısınınki büyük ama herkesin mezarı. Mesela benim mezarım hazır. Annem sağ olsun. Mezar alırken bana da almış. Altı kişilik mezar almışlar. Babam, annem, hep dört kardeşiz. Aile mezarlığı. Mezarımız hazır yani. Hatta yaptırttık da yani böyle isim yazdırmadık da. Mezarım hazır yani. Öldüğüm zaman beni oraya gömecekler. Afyon'a götürürsünüz. Ha buraları falan gömeyin de. Anamın yanına gömersiniz. Aslında burası da olur da. Çünkü burası benim memleketim sayılır artık ama. Olsun anam babamın da beraber oradan beraber kalkarız iyi olur haşır meşinle. Onlar çünkü yaşlılar şaşırmasınlar anları. Ben arkadaşlık ederim yani. Evet, herkes ister istemez oraya girecek. Ve oraya girmek için de üç tarzda üç yoldan başka yol yok. Kabre girmenin de kaç çeşidi varmış? Yusuf? Üç çeşidi varmış. Üç çeşitten bir çeşit seçeceksin yani. Birinci O kabir ehli iman için bu dünyadan daha güzel bir alemin kapısıdır. O kabir neymiş Mehmet Sait? Bu dünya ehli iman için bu dünyadan daha güzel bir alemin kapısıdır. Nerenin kapısıymış Abdülkadir? Bu dünyadan daha güzel bir alemin kapısı. Şimdi Allah bu dünyayı güzelce yaratmış mı? Bak Yıldızlar, gece baksan yıldızlarla gökyüzü bize tebessüm ediyor. Gündüz güneşler bize tebessüm ediyor. Yeryüzü böyle bağlar, bahçeler, dereler, nehirler olmakla sınırlı çaylar meyve bahçeleri, kuşlar, kurtlar yani dünyayı Allah güzel yaratmış. Değil mi? İşte bundan daha güzel bir dünya, daha güzel bir alem daha varmış. İnsan öldük öldüğü zaman oraya gidecek. Mesela siz şimdi 15 saatte de nereye gittiniz? Burdur'a gittiniz. Burdur mu güzel o burası mu güzel? Evet bak siz ne yaptınız? Daha güzel bir memlekete gittiniz değil mi? Kendi memleketiniz orası daha güzel. Cennet işte bizim asıl memleketimiz orası. Bizim dedemiz Adem Hazreti Adem nereden geldi dünyaya? Cennetten geldi. Bizim vatan asremiz cennet. Orası elbette buradan daha güzel olur. İşte Ehli iman için, iman eden, ehli iman için, Allah'ı bilen, tanıyan, iman edenler için ölüm, kabir neymiş? Bu dünyadan daha güzel bir alemin kalıbı yani öldüğü zaman insan nereye gidiyor? Bu dünyadan daha güzel bir alem. Cenneti tarif eden değil mi Kur'an'da ayetler var. Cennetin güzelliğini tarif eden ayetler var mesela İshar Cihaz'ın başında var. Var mı? O cennetten bahseden bir ayet okuyayım oradan. İşaretül ecaz. Ve beşir lezi ameen. Este'uzuillahi Bismillahirrahmanirrahim. Ve beşir lezi amenu. Ve amlu salihati. Enne cennatin tejri min tahşil al-anaharu arin tiha ebeda. Ve beşir lezi amenu. Bak meali meali yazmış. Yani yani iman eden ve iyi işler işte yani Müminlere beşaret ver ki altında nehirler akan cennetler onlarındır. İman eden ve iyi işler işleyen müminlere beşaret ver ki yani müjdele onlara. Altında nehirler akan cennetler onlarındır. Ne olacak muşahhar akın? Abında nehirler akan cennetler. Mesela şimdi bizim bu apartman altında nehir akıyor mu? Ak neye? Aksa böyle şırı şırı sular gezse bu apartman katına da gerek yok. Yani şöyle daha yayvan olsa. Ne kadar güzel olur, değil mi? İçinden, altından, üstünden sonra baksan. Altında nehirler akan cennetler onlarınındır. Ve o cennetlerden bir meyve yedikleri zaman Mesela gittin orada bir ağaçtan bir elma kopardın. Şuraya bir muz kopardın veya başka bir şey kopardın. Bir meyve yedikleri zaman bu bundan evvel yediğimiz meyvedir derler. Birbirine benzer bir suretle rızıkları getirilip verilir. O cennetlerde onlar için temiz kadınlar vardır ve onlar o cennetlerde daimi bir şekilde kalacaklardır. Mesela huri meselesi var şimdi temiz kadın deyince aklıma geldi. Mesela bir insan bir insan mesela takvası da ondan sonra dikkat etse günah girmese bu nikahsız bir şekilde herhangi bir kadınla ondan sonra Görüşmezse, şey etmezse mesela, dikkat etse mesela böyle harama helale, nefsine sahip olsa mesela bu dünyada işte 30-40 seneye kadar yaşayacaksın mesela böyle. Allah ona sen nefsini o Allah yasak etti diye günahlardan, günah zevklerinden korudun, Allah'ın emri diye yaptın diye ona cennette 70.000 huri verilecek. 70.000 huri. Dünyada bir tane cehennem hurisini terk edecek. Cehennem hurisi diyelim. Bir tane cehennem hurisini terk edecek. O da artık 30 kaç seneyse yani dünya o kadar kısa bir süreliğine terk edecek. Onun karşılığında ebedi sonsuz olarak en az ve en çok neyse 70.000 huri. Dünyadaki bütün kadınların güzelliğini toplasan, bir kadına yapıştırsan yani Bir hurinin güzelliğine yetişemez yani. Huriler öyle güzel olduğunu ayet söylüyor. Öyle güzel hurilerden 70.000 tane verecek ve sonsuz olarak verecek. E şimdi akıllı insan ne yapar? Bütün cehennem hurileri hepsine der ki, "Benden uzak durun." Allah'ın belaları "Benden uzak durun. Benim hurilerime zarar vermeyin." derdi. Akıllı insanlar yapar yani. Evet. O Bir ehli iman için bu dünyadan daha güzel bir alemin kapısıdır. İkinci yol ahireti tasdik eden fakat sefahat ve dalalette gidenlere bir hapsi ebedi ve bütün dostlarından bir tecrit içinde bir hapsi münkerit yalnız başına bir hapis kapısıdır. Hoş geldin. Öyle gördüğü ve itikat ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için Öyle muamele görecek. Ahireti tasdik eden fakat sefahatte ve dalalete gidenlere bir hapsi-i ebedi ve bütün dostlarından bir tecrit içinde bir hapsi-i münferit yalnız başına bir hapis kapısıdır. Bak ahireti tasdik ediyor. Ahireti tasdik ediyor ne demek Mehmet Sait? Ahireti tasdik ediyor ne demek? Evet yani ben inanıyorum. Gerçekten biz öldükten sonra kaybolup, defolup, geberip, yok olup gitmeyeceğiz. Allah bizim için bu dünyayı yaratmış. Bu dünyada bizi yaşattığı gibi bundan daha büyük bir alemi daha yaratmıştır. Bizi orada da tekrar diritip yaşatacaktır. Ben bunu inanıyorum. Ben bunu kabul ediyorum demek değil mi? Ahireti tasdik eden. Fakat bak tasdik ediyor. Hoş geldin. Tasdik eden fakat sefahat ve dalalete gidenlere. Tasdik ediyor mu? Tasdik ettiği gibi hareket etmiyor. Sadece tasdik ediyor. Yani tasdik edecek bir de tatbik edecek. Değil mi? Adam mesela diyor ki ya işte az yemek lazım, az yemek lazım. Bunu tasdik ediyor. Ama gene çok iyiyor mesela. O tatbik etmiyor. Mesela namaz kılmak lazım, namaz kılmak lazım. Bu ne diyor? Namaz kılmanı tasdik ediyor. Ama tatbik etmiyor. Tatbik de demek? Onu uygulamak demek. Mesela ders çalışmak lazım, ders çalışmak lazım diyor ama çalışmıyor. Ne yapıyor? Tasdik ediyor. Ne yapmıyor? Tatbik etmiyor. Tatbik edirse de çalışıyor. Onun gibi yani ben evet ahiret vardır. Namaz kılmam lazım, günah işlemem lazım deyip de yaparsa hem tasdik etmiş oluyor hem de tatbik etmiş oluyor. Sadece söylerse yetmiyor yani o. Yeter mi? Mesela bir adam dese ki ben ders seçmen lazım. Demesiyle yeter mi bu? Bu şekilde sınıf geçebilir mi? Tabi demeyene göre daha iyidir ama. İyi şey. Yani cesur telefonları alalım. Şuraya şuraya koyalım. Evet, varsa başka? Burası bizim pıs satış. Sen büyüklerde durabilir. Başka var mı böyle küçüklerde telefon? Tuşlu tuşsuz ne varsa? Bak çalarsa rezil olursunuz ona göre. Ekmeğin üstüne Çalmadan koyun en azından. Abi çok değerli çok iyi bakma özel koy şöyle ayrı koy yani sizilmez. Ayrı tasdik eden Takaz, dur. Muhammed, sende vardı mu takat telefon. Yeter iyi var. Yedim mi? Ben bilirim kimden neyin ne olmadığını. Kalp bizim kalp yüzün müydü? Ne daha çalışıyor yani. Evet. Ayeti tasdik eden kakat sefahat ve dalalete gidenlere. Bir hapsi-ebedi hapsi-ebedi yani ebedi hapis. Adam hapse giriyor, bir sene sonra çıkıyor. Haps-i ebedi denilmiş. Haps-ı ebedi bütün dostlarından bir tecrit içinde bir hapsi münferit. Haps-ı münferit ne demek? Mehmet Said hapsi münferit. Tek başlı bu Bak sorum sorulara cevap vermeye çalışırsanız hafızanız gelişir yani. Haps-ı münferit. Haps ne? Haps-ı münferit. Münferit demek tek başına. hapis demin. Tabii. Hapsi müferit yok 50 Saate bakacağım. Bakmak yasak. Annem olacaktı da efendim bak. Ben dayınla konuştum. Aşağıdan alacak seni. Dayın mı gelecek ona? Bilmiyorum. Aşağıdan alacaklar. Hapsi müferit bütün ne oldu? Hapsi müferit yalnız başına bir hapis kapısıdır. Mesela hapishanelerde normal hapis var. Bir de haps tecrit var. Ücre var. Ücre hapsi. Yani mesela bir 15-20 kişi için aldığı koğuşlar var. Orada yine insanlarla konuşuyor, muhabbet ediyor, vakit geçiyor. Kafayı yemiyor yani. Bir de ne yapıyor? Tek kişili kapısı alıyorlar. Orada tırlatıyorlar ondan sonra. Bu hapsi müferit. Habire herkes tek giriyor değil mi? Yan yana yatırmıyorlar yani. Herkesin habire tek kişilik kazılıyor. Tek kişi o hapsi müferit olmuş oluyor. Haps müferit yalnız başına bir hapis kapısıdır. Nasıl bir kapıymış? Yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördü ve itikat ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için öyle muamele görecek. Üçüncü yol ahirete ahirete inanmayan. Evet, birbirimize etkileşime girmeyelim. Kapat onu sen. Ahirete inanmayan ehli-inkâr ve dalalet için bir idam-ı ebedi kapısı. Selamünaleyküm ağabey. Hoş geldin. Allah İbrahim. Gel otur. Telefonları topla. Telefonları buraya koyalım. Ahirete inanmayan ehli inkar ve dalalet için bir idam ebedi kapısı. Yani hem kendisini hem bütün sevdiklerini idam edecek bir dar ağacıdır. Mesela bazıları da ölümü nasıl görüyor? Ölüm ölüm diyor. Ölüm diyor yok olacağım diyor. Sevdiklerim de yok olacak diyor. Zaten diyor bak gömdük toprağa diyor. Sonra da toprak oldu kayboldu gitti diyor. Hani nereye gitti? Yok oldu isteyor mesela. Değil mi? Bir kepekleri kaldı diyor. O da diyor o da gidecek diyor mesela. Bazıları böyle görüyor. Ama biz ölümü öyle görmüyoruz. Biz ölüme ne diyoruz? Bu dünyadan daha alemin kapısı diyoruz. Bazıları ölümi nasıl görüyor? Tek başına bir hapis gibi görüyor. Yok olmadı mı diyor? İyi de durumu iyi de bir yerde değil diyor mesela. Yani hem kendisini hem bütün sevdiklerini idam edecek bir dar ağacıdır. Öyle bildiği için cezası olarak aynını görecek. Bu iki şık bedihidir. Delil istemiyor. Göz ile görünür. Mesela bu iki şık dediği 1 ile 2 mi? 2 ile 3 mü? Hadi buna bir cevap verelim göreyim bari. 2 3. Niye? Açıklan. Yani niye öyle dedim? Dediğin doğru. Doğru da açıklamasını istiyorum yani. Daha güzel diğer tarafın daha güzel bir yoluna kesilmiyor yani. İspatlanması lazım onun. Güzel. Ama yokluk diyenin zaten adam yok oluyor, gidiyor gözünün önünde. Onun ispatlanmasına gerek yok yani. Aslında yanlış ama. Öyle gözleri öyle göründüğü için ispatlanmasına gerek yok. Cezası olarak aynını görecek diyor. Nasıl aynını görecek yani? Cehenneme gitmeyecek mi? Yok mu olacak? Bizim bildiğimiz kafir cehenneme gidecek. Orada cehennemde ebedi yanacak. Burada yok olacak diyor. Hangisi doğru? Nasıl olacak Mehmet Said? Kafirler yok mu olacak? Yoksa cehennemin ebedi yanacak mı? Ama burada öyle değil mi? Bak diyor eee ne diyor? Ahirete inanmayan ehli inkar ve dalalet için bir idam ebedi kapısı diyor. Yani hem kendisini hem bütün sevdiklerini idam edecek bir dar ağacıdır. Bu itikat olarak. Mesela şimdi eee bu kafirin düşüncesi böyle. Yani kafir mesela zaten inanmadığı için o zaten cehennemi bilmiyor ki cehenneme gitmeyecek orada ebedi yanacağını da bilmiyor ki. O sadece bakar ölünce toprak olacağını yok olacağını düşünür yani değil mi? Ona gördüğü için ona inanıyor. Onun cehenneme gidip ebedi yanacağını Kur'an söylüyor. O da öyle inandığı için yok olacağına inandığı için daha dünyadayken öleceğim yok olacağım diye hazap çekmeye başlıyor yani. Mesela mesela bir meşhur bir psikolog var. İsmini vermeyeyim hani burada reklam olmasın. Ama şey, dindar birisi yani Nurcu aynı zamanda. Bayağı bir meşhur. Bir yaşlılıktaki diyor bütün psikolog, psikiyatrik vakaların, hastalıkların temel kaynağı ölüm korkusu diyor. Yaşlandığı zamanki bütün şeylerin maddi manevi bütün hastalıkların sebebi ölüm korkusudur. O korku kaynaklı olarak ya düşünmekten kafayı yiyor ya da hasta oluyor, bir şey oluyor yani. Yani niye? Çünkü niye ölüm korkusu? Şimdi ölüm öleceğim ve cennete gideceğim diye adam ölümden korkar mı? Bir an evvel ölsem de ondan sonra cennete gitsem diye bekler yani. Ne yapıyor? İşte öleceğim, yok olacağım. Bu bu güzel dünyadan gideceğim, karanlığa gideceğim diye düşünüyor. Onu da istemediği için üzüntüden o psikolojik olarak rahatsız oluyor yani. Onlar için onlar tedavi et Önce onların ahiretin varlığını önce ispat etmek lazım. Zaten onları tedavi etmeye de gerek kalmaz bence. Düzelirler yani. Bak benim kendi ninemden size örnek vereyim. Bak benim ninemin saçının telini dahi göstermemiş bir insandır. Öyle dindardır yani. Namazını aksattığını görmedim. Böyle hasta oldu, yatağa düştü. Herhâlde öleceğini hissetti. Ondan sonra İşte vakit geçsin, üzülmesin falan diye televizyon koymuş. Hayatını televizyon izlemiş bir insan değil. Böyle baş üstüne televizyon koymuş. Kızı var bir tane büyük. Güya şey akıllı yani. Ondan sonra işte ona baksa bak kesilsin diye. Ben uğramıştım işte evlerine. Baktım televizyon çalıyor. Dedim sen ömür boyu dedim televizyon izlemediğini dedim. Gider ayak izleyip dedim. Şeyi mi çizdirecektim? dedim. Karizmayı mı deniyor? O şeyi mi? Yani o hayatına bir leke mi getireceksin? Bak sen ömür boyu izlememiş bir insansın dedim. Son bir hafta gaflette mi geçirmek istiyorsun dedim. Ben koymadım dedim. Onlara suçum yok benim. Onlar sonra sonra bunu da halan koydu filan dedi. Tamam dedim. Ben gittikten sonra halama fırçala demiş. Kaldır onu demiş. Harfan demiş. Fırçaladı beni demiş. Hızlı bana demiş. Senin yüzünden demiş fırça yedim filan. Bana Neyse kaldım işte. Bir daha gittim. Yok televizyon melevizyon. Sonra baktım üzgün duruyor böyle. "Ne oldu?" dedim. İşte öleceğini hissetti herhâlde. İşte iki gün toprak, üç gün yatak, üç gün. Ne diyorlar? Öyle bir söz var. İki gün yatak, üçüncü gün toprak mı diyorlar? Fazla bizi çektirme diyorlar yani. Hemen gidelim manası. Tamam? Babaanne dedim. Yani sen dedim hiç üzülmene gerek yok. Ben senin nasıl bir hayat yaşadığını biliyorum dedim. yani. Sen dedim, "Direkt böyle gideceğin yer cennet." dedim yani. "Sen daha ne üzülüyorsun?" dedim. "Sen onu düşünsene." dedim yani. Bak dedim, yüzüne gülme geldi. Sevinç geldi böyle. "Doğru ya." dedi, "Ben ne üzülüyorum ki?" falan dedi. Ondan sonra mutlu oldu, rahatladı yani. Bak, demek istediğim şu. İyi ehli iman olduğu halde eee ve inandığı halde ve ona göre yaşadığı halde bile insan gaflet edip ölüm korkusu yaşayabiliyor. Hatırlaması lazım. Bir böyle bir hatırlatıcı bir saik hatırlatılırsa cennete gideceğini düşündüğümde rahatladım. Zaten bir hafta içinde evvel etti. Postaladık. Paketleri gönderdik ya. Cennete gönderdik. Varmıştır herhâlde yani epey zaman oldu. Evet. Asıl varmıştır. Cennete varmıştır herhâlde. Vallahi parmak uzun mu? Uzun tabii. Cennete ha 7. katta gökte. İlk katta ne var? Biz biz 1. kattayız. Cennet 7. katta. Uzun ya uzun yani. 50.000 sene diyor. Cennetin ilk katında ne var? Daha görmedim. Gitmedim, görmedim yani. Gidince söylerim. Ha. Çağırırım seni, gelirsin. Kalsın. Benim mi canım? Sen daha mı üst çıkacaksın? Yok. Kendi kalsın diyor lan. Hayır kalsın. Sen mi özür diliyorsun? Siz çağırırsanız isteyen, ölen kişi isteyince erken çağırır yani o anlamda diyeyim erken ölmek isterim. Kalsın o saçım belki. Sen cenneti görürsen benden önce gidersin. Niye? Sen dünyayı seviyorsan cenneti daha çok seversin. Evet. O zaman hemen gitmek istersin. işte. He. Niye kalsın diyor? Şimdi de biz. Şimdi de biz. Fazladan az yapma sonra evden kaçırabilirsin yani. Böyle güzel bir şey oldu mu hemen kapacaksın yani böyle. Beklemeyeceksin. Değil mi Mehmet Sait? Yoksa vermezler bir daha. Öyle bildiği için cezası olarak aynını görecek. Bu iki şüphedehidir. Delil istemiyor. Gözü ile görünür. Madem ecel gizlidir. Evet, buraya açıklayın bakalım. Ecel gizlidir. Ne demek ecel gizlidir Yusuf? Ne zaman, nerede, nasıl? Belli değil. Mesela ne zaman öleceğini bilen var mı? Nerede öleceğini bilen var mı? Nasıl öleceğini bilen var mı? Apartmandan düşecek, trenden mi düşecek, boğazdan mı düşecek? Kanser mi olacak, ülser mi olacak? Birisi mi uğraşacak? Biliyor musun? Mesela nasıl öleceğini biliyor musun? Mesela kaç yaşında öleceğini biliyor musun? Bilinmiyor, gizli yani bu. Ama kim biliyor? Allah bilir. Değil mi? Allah her şeyi bilir. Madem ecel gizlidir. Bak nize olduğu için o zaman her vakit ölüm başını kesmek için gelebiliyor. Ya ben çok gencim. Daha ben ölmeyeceğim diyebilir misin? İstatistiklere göre her yaşta ölen insan var yani. Üniversitede bir kardeş vardı. Ben daha gencim ölüm yüzünden diyordu. 2. sınıftaydı. O matematikte mi ne oluyordu? Kanser oldu, öldü. Dedi, "Biz 22 yaşında ölüyormuş yani demek ki. İlla 60, 70 olması gerekmiyormuş yani." Madem ecel gizlidir, her vakit ölüm başını kesmek için gelebiliyor ve genç ihtiyar farkı yoktur. Mesela adam öldü diyor. Ne oldu diyor? Öldü diyor. Ne olacak ki? İnsan zaten ölür diyor. Basit bir olay yani. Kalbi öldü. Ya tamam kalbi durdu öldü de. O insan için ne oldu? O insan için ne oldu? Çok mühim bir şey oldu yani. Ne oldu o insan için? Yati? O insan için ne oldu? O insan için ebedi cenneti kazanabilmesi için ona verilen imkan ve fırsat bitti. Kazandıysa kazandı, kazanamadıysa de kazanamadı. Bence de çok önemli bir olay oldu yani. Çok önemli bir olay oldu. Değil mi? Kazandıysa çok da önemli değil de, kazanamadıysa çok önemli bir olay oldu yani. Fırsatı kaybetti. Onun için ölüm çok önemli. Mesela ben ölüm duyduğum anda ilk aklıma gelen şey bu adam bu saatten sonra hiçbir şey yapamaz artık. Eğer hayatını kaybettiyse kazanmak için hiçbir şey yapamaz. Bitti. Yani ona verilen süre doldu. Ne mi? İyiydi. Şifa bakacağım. İşte o sadaka icarı için bir şey yaptı mı? Yapmış sağ ol. O zaman o zaman kazandı demek zaten yani. Ben kazanamayanlardan varsayıyorum. Yani böyle boş boş yaşamış insanlardan bahsediyorum ya. Onun için çok tehlikeli, çok. Çok tehlikeli Necati'yim. Gün hangi gündür? Gün ebedi hayatı kazandığımız gün gündür. Değil mi? Diğer günlerin hiçbirine gün demek layık değildir yani. Eğer hayatımız için bir şey yapmışsa gün o gündür. Diğer günler sadece ehemmiyeti yok. Yani. Bugün çok mutluyum. Niye? Bugün niye çok mutlusun Ömer Sait? Bugün ahireti kazanmak için bir şey yaptım. Namaz kıldım, oruç tuttum, kitabı Okudum, derse gittim. Bugün defterime bir şey daha yazdım yani. Amel defterime bir şey daha ilave ettim. Onun için bugün çok mutluyum yani. Diyebilirsin. Diyebilir misin geldiğin için derse diyebilirsin. Ama gelmemiş, evinde de onu sen okumuş olabilir. Yani illa şart değil de bir şeyler yapması lazım. İnsan beş vakit namazını kılıyorsa zaten çok bir şey yapmış olur. oluyor. Üstüne bir de kitabını okuduysa mis gibi. Bir de Rabb'ini düşündüyse ondan sonrası ondan sonrası nedir? Elbette daima göz önünde öyle büyük dehşetli bir mesele karşısında biçare insan o idam-ı ebedi, o dipsiz, nihayetsiz, hapsi münferitten kurtulmak çaresini aramak ve Kabir kapısını bir alem-i bakiye, bir saadet-i ebediyeye ve alem-i nura açılan bir kapıya kendi hakkında çevirmek hadisesi o insanın dünya kadar büyük bir meselesidir. Bu kat'i hakikat. Bu üç yol ile bulunduğunda şey yanmaya ısınmış mı petek? Baya sıcak mı? İyi. İyi. Orayı yarın halledeceğiz inşallah. Oradan su girmiş zaten içeri ıslanmış. Buralar tabii elden geçecek, müteahhit işi olduğu için bunlar da böyle şeyler normal. Elden geçecek yani. Bu kat'i hakikat bu üç yol ile bulunduğunda ve bu üç yolun da mezkur üç hakikat ile olacağını ihbar eden 124.000 muhbir-i sadık ellerinde nişane-i tasdik olan mucize Mucizeler bulunan enbiyalar, ellerinde mucizeler bulunan enbiyalar. Ne demek? Nişane-i ellerinde nişane-i tasdik olan mucizeler bulunan enbiyalar. Kime soralım bu cümleyi? Ahmet Hakkı. Ellerinde nişane-i tasdik olan mucizeler bulunan enbiyalar. Ne demek? Enbiyalar ne demek? Peygamberler. Ellerinde nişane-i tasdik olan mucizeler bulunan enbiyalar. Ne demek? Nişane-i tasdik. Şimdi peygamberin peygamber olduğunu kim tasdik ediyor? Mucizeler. Yani mesela peygamberin peygamber olduğu nereden belli? Mucizeler. Herhangi birisi çıksa ben peygamberim dediğinse o peygamber oluyor mu? Peygamber olması için peygamberlik dava etmesi lazım. Arkasından da ne yapması lazım? Tasdik tasdik nişanesi onun peygamber Mesela bir insan sıradan bir insan muza gösterebilir mi? Mesela şimdi bir kişi çıksa ben muza göstereceğimizi gösterebilir mi? Mesela ağaca gel diyeceğim gelecek dese gösterebilir mi bunu? Herhangi bir insan yani. Mesela ağaca gel diyeceksin gelecek gelir mi ağaç? Hemen foyası ortaya çıkar. Ama peygamber dese ben ağacı çağıracağım bak gelecek dese ve çağırsa gelse ha diyeceksin bu mucize gösterdi yani. Çünkü bunu kendisi yapamaz. Bunu kim getirebilir ağacı? Allah getirebilir. Allah işte peygamber olduğunu tasdik ediyor bu zatın diye o tasdik oluyor. İşte peygamberler peygamber olduğunu ellerindeki muzelerle gösteriyorlar ve arkasından da işte bu okuduğumuz gerçeği söylüyorlar. Zaten uygun olsak muzeler olmaz onun. Onu herkes gösterir. Esas kuralların dışı muze demek Cenabı Hakk'ın âdetinin dışındaki şeylere muze deniyor. Yani mesela bütün kanunlar, fenler, fizik, kimya Allah'ın kanunları. Kanunları Allah'ın adet-i ilahisi. Adet-i ilahisinin dışındaki Allah'ın fiillerine mucizet deniyor. Mesela diyelim ki taş konuşur mu? Mesela eline aldın taş çakıl taşını konuşur mu? Konuşmaz. Ama Peygamber Efendimiz alıyor taşını eline alıyor ben kimim diyor. Kaşlar ente Muhammed Resulullah diyorlar. Kaş konuşuyor. Mesela orada Hazreti Taha'nın eline koyuyor susuyor da. Taş aynı taş. Peygamberimizle konuşuyor mesela bu. Bak olmayan olmayacak bir şey oluyor. Peygamberimiz 1.000'den fazla veya 1.000'e yakın mı? 1.000 az geç mi? Yani 1.000 civarında muza gösteriyor. Hayatı boyunca. Bunlardan en büyük muzesi hangisi? Kur'an'ın en büyük. En büyük muze Kur'an, maşallah. Ondan sonraki muzesi? Şak-ı Kamer muzesi, İnşik-ı Kamer. Ayı ikiye bölme muzesi. Ondan sonra? Miraç. Miraç muzesi, güzel. Maşallah. Sonra? Sonra? Daha sahi. Hiç aklında var mı Peygamber'in mucizesi? Yok, sırası önemli değil. Mesela bir tane şöyle. Okumuştur babası. 19'u mektuptan okumuştur. He, ağaca gel diyor, geliyor mesela değil mi? Mucize gösteriyor. Mesela Peygamberimiz devenin üzerine uyuyormuş. Deve gidiyormuş. Büyük bir ağaca rast gelmiş deve. Ağaç, böyle yarılmış delik böyle ortasında Peygamberimiz uyuyarak yeni devirden içinden geçmiş. O ağaç hala duruyormuş yani epey bir sene durmuş mesela. Delikanlı olarak mı? Tabii açılmış ve bacaklarını açmış ve içinden yani de Peygamber rahatsız olmasın, uyanmasın diye. Ağız bir daha taşlar Peygamber Nüzhün ayağını tövbe tüm kaşlar böyle sihir kaşı. Tabii yürüdüğü yerlerdeki kayalar hamur gibi ayağının izini alıyor. Çok var öyle. Ben gördüm Suriye'de bir camiye gitmiş böyle hani o amcasıyla beraber ticaret için devlerle geliyorlar ya mesela. Oradaki o namaz kıldığı bir yer var. Orada duruyor arada. Yer gizli de var. Duruyor tabii İstanbul'da bir tane camiden tabii onlar. Sakal tutan var. Yok yazdığı şeyden Bir sürü ya. 300'den fazlasını 19. mektup Mektubat kitabında Mektubat kitabının 3. 19. mektupta 300'den Fazla mucize anlatıyor yani. Bir tane değil, iki tane değil. 300'den fazla mucize. Dolayısıyla bu kadar mucizeler varken elbette onun Allah'ın resulü olduğunun en kuvvetli delillerinden bir tanesi oluyor. Tabii başka şeyler de onun ahlakı, ondaki iman, korkusuz mesela insan korkar değil mi? Bakın peygamberimizde korku diye bir şey yok. Bu peygamberlik alameti yani. O şeyde bir ara vardı. Hatırlıyor musun? Arabistan'da. Gari Hira. Hira manası. Mesela o şeyden hicret esnasında mıydı o? Abi o sev. Sevdi mi? Örümcek sevdi değil mi? Onu karıştırıyorlar. Bazıları Hira diyor, bazıları sev diyor da. Önemli değil. Sevdi mesela orada mesela iki tane güvercin yumurtası bir örümcek ağı bir de orada ot eee güvercin mi var? Ne? Güvercin Mesela basit bir şey. Yani bir insan mesela örümcek ağından baksa içerisini göremez mi? Görür. Bak kafirler, müşrikler oraya kadar geliyorlar. Örümcek ağının yanına kadar geliyorlar. Ve sen de onun arkasındasın yani. Yani seni görmeleri an meselesi. Zaten seni arıyorlar yani mesela. İnsan ve bular bulmaz öldürecekler. Sen orada mesela arada belki bir metre yok yani. Arada basit bir örümcek ağ. İnsan korkmaz mı? Değil mi? Hazreti Ebubekir hafif korkuyor demek ki diyor. Korkma Allah bizimle beraberdir diye Hazreti Ebubekir teselli veriyor. Kendisi kopmuyor demek ki ya basit. Ve ne yapıyor? Ne diyorlar? İşte hepimizin bildiği burada diyorlar insan olsaydı güvercin burada durmazdı diyorlar. Uçar giderdi demek ki kimse yok. Allah baktırtmıyor bile yani içeriye. Ondan sonra da ta dibine kadar gelip herhalde geri dönüp gidiyorlar. Nasıl göremiyorlar? Allah göstermiyor işte. Allah böyle önlerine perde çekiyor bir tane mi işte? Hayalet gibi. Artık nasıl bir şey bilmiyorum. Sonra mesela Suraka diye bir hikaye daha var değil mi mesela? Suraka Sonra işte ödül verecekler diyorlar. İşte gidin bulun öldüreni Şeyi filan. Süraka diye bir aklı uzaktan görüyor. Hazreti Ömer Peygamberimiz giderken işte koşuyor koşuyor koşuyor tam yaklaşacak atın ayakları toprağa çöle saplanıyor. Ne oluyor falan diyor sonra. Neyse çukur tuluyor. Bir daha saplanıyor. Sonra yaklaşınca bir daha saplanıyor. Peygamberimiz konuşuyor değil mi o zaman? Seni söyleyenlere gönderenlere söyle diyor. Bir daha gel İman getiriyor ve geri dönüyor mesela. Öyle şey de var. Daha bir sürü mucize var. Mesela şey mucizesi var. Mesela su su olmuyor. Su yok. Binlerce insan, develer, katırlar, şeyler, atlar su yok mesela. Susuzluktan kıvranıyor ordu. Peygamberimiz diyor ki: "Her kimse diyor ne kadar suyu varsa getirsin." diyor. Getiriyorlar böyle bir tekneye dolduruyorlar. Peygamberimiz dua okuyor. Ondan sonra O suyu diyor, parmak elime dökün diyor. Eline döküyorlar suyu ve 10 parmağı böyle 10 musluk çeşme gibi şarlı şarlı akmaya başlıyor. Ve o su bütün ordu suyu içiyor, kaplarını dolduruyor, abdest alıyor falan hala akıyor mesela. Böyle mucizeler 1.000'den fazla böyle mucize gösteriyor. E bunu bir insan kendi bir beşer kendi başına yapabilir mi? Yapamaz. Bunu ancak Allah yapabilir. Bir tane daha var, balık da görmüşsün. O Hazreti İbrahim'in Her peygamberin muzesi var ama en çok muzeyi peygamberimiz göstermiş. Hz. İbrahim'i de o zaman işte oradaki firavuna, firavuna mı? Nemrut'a mı? Nemrut değil mi? Oradaki. Firavun mu? Nemrut mu? Neyse hepsi aynı zaten. Bunların Nemrut'a itaat etmeyince yapmayınca Nemrut onu ne yapıyor? Odundan bir dağı gibi ateş yakıyor. Şimdi gelip yanına atsalar onlar da yanar. O ateşin şeyinde. Uzakta o Dağ var orada bir tane. Oraya mancılık yaptırıyor. Yay gerdiriyor. Oradan uzaktan ateşin içine fırlattırıyor Hazreti İbrahim'i. Hazreti İbrahim o havşeyin içinden düşer düşmez Cenab-ı Rabb orayı bir gül bahçesi haline getiriyor. Oradaki o odun küçüklükleri hepsi birer balık haline getiriyor. O şey de mi? Yapma çabuk söyle. Karınca su getirmiyor muş? He işte neyse yani öyle. Allah En peygamberler Allah'ın en sevgili kullarıdır. Cenabı Hak onları zalimlerin eline bırakmıyor değil mi? Orada bir tane sahabe var ya üstadım diye direkt ağlarına geçiyor. Peygamber falan böyle diyor ki Evet. Arkalar Peygamberin şöyle bakıyor o da gizli gizli seçiliyor falan diyor. İşte mesela merak ediyorsanız daha böyle bir sürü mucize var. 19. mektup. Okursunuz orada. Orada bu eve şey yaparsınız. Evet. Ellerine nişaneyi tasdik olan mucizeler bulunan enbiyalar ve o enbiyaların haber verdikleri aynı haberleri keşfe zevk ve şuhud ile tasdik eden ve imza basan 124 milyon evliyanın aynı hakikate şehadetleri ve hadd-ü hesaba gelmeyen muhakkiklerin kat'i delilleriyle o enbiya ve evliyanın haber verdikleri aynı haberleri aklen ilmel derecesinde onlardan birisi risali nurdur, meydandadır. İspat ettikleri ve %99 içtimali katılıp ile idam ve zindan ebedi den kurtulmak ve o yolu saadet ebediye çevirmek yalnız iman ve itaat iledir diye ittifak haber veriyorlar. Bak bu cümle de çok güzel bir cümle. Yani idam ve zindan ebediden kurtulmak ve o yolu saadet ebediyeye çevirmek yalnız yalnız ne demek? Yalnız yaşayan mı demek? Yalnız yalnız iman ve taat iledir. Yalnız ne demek? Sadece anlamında. Sadece ne demek? İman ve taat iledir. Mesela birisi dese ki sen çok hastasın ölecek Ama sadece bu ilah seni kurtarır. Diyorsa ne demektir? Yani başka hiçbir ilah seni kurtarmaz. Sadece bu. Bunu atarsan kurtulursun mu? Atmasan da gebere gidersin mesela. Sadece o demek. Değil mi? Yani idam ve zindan-ı bediden yani cehennemden kurtulmak Adam diyor mesela köpek sularsan diyor cehennemden kurtulabilir miyim? Yok. Cehennemden kurtulmanın tek şartı neymiş? Allah'a iman ve Allah'a itaat. Başka şeyle kurtulamazsın. İdam ve zindan-ı ebediyeden kurtulmak, o yolu saadet-i ebediyeye çevirmek, o yolu saadet-i ebediyeye çevirmek. Saadet-i ebediyye ne demek? Ebedi saadet, insanın ebedi mutlu olabileceği bir yere doğru çevirmek ne ile olur? Yalnız iman ve taat-i edir. Değil mi? Geçen bana ağabeyim mesaj atmış. Güzel mesajlar buluyor ha. "Allah'ım" diyor. "Beni" diyor, "cehenneme kazanmış gibi görünüp de kazanamayanlardan eğleme diye rahatmış. Görünüşte kazanmış gibi görünüyor da ama kaybedecek olanlardan eğleme. Çok güzel hoşuma gitti yani. Basın. Ya şu anda mesela biz hepimiz kendimizi kazanmış zannediyoruz değil mi? Biz gitmeyeceğiz, kim gideceğiz ki yani. Birden başka yani biz gitmeyeceksek kim gidecek? Veya herkes kendini cennetlik zannediyor yani. Böyle kendisini cennetlik zannedip de kaybedenler de olacak yani. Değil mi? Onlardan benim eğlemedi. Öyle dua göndermiş. Çok hoşuma gitti ya. Veya işte bizi cennetlik zannedenler var. Bizi cennetlik zannedildiğimiz halde biz cennetlik siz olmayanlardan eğleme diye de aynı şekilde de düşünebilir. Hoşuma gitti yani. Adamda iman yok, ibadet yok. Kendini cennetlere gideceğini zannediyor mesela. E bu buna giriyor yani. Değil mi? Mesela imtihanda sıfır çekmiş. Hiçbir soru cevaplanmamış. Sınıfın geçeceğini zannediyor. ne diyor? Notlar açıklanıyor. Bak dedi sen notlar almış mesela. Süpriz mi? Süpriz değil. Ne bekliyordun ki yani mesela? Eşin adam iman yarım yamala, ibadet yarım yamala. Öbür tarafta defterler açılmış. Kazanamamış. Ne bekliyordu ki zaten yani? Değil mi? İnsan bir şey yapar da ona bekler. Cenneti kazanmanın şartı neymiş? İman ve itaatmiş. Yani iman ve itaati yaparsın. Ondan sonra Allah'ın rahmetinden ne yaparsın? Cennete beklersin. Ama bunları yapmadan beklemek olmaz. Yani o kendini kandırmaktır. Evet. Bir saatim dolmuş yani. Biliyorsunuz hadis-i şerif var değil mi? Tepesi de saatin hayrun min ibadeti sene. Bir saat tefekkür bir sene nafil ibadetten hayırlıdır. Peygamberimiz boşuna bir saat dememiş, değil mi? Tefekkür bir saat olacak yani. Mesela okumakta bir tefekkür olduğu için biz derslerimizi bir saat yapıyoruz ki o hadisi size uyusun diye yani. Ama istiyorsan iki saatlik de yaparız yani, değil mi? Biraz daha büyüyün de. Daha büyürseniz olur. Ama şu an bir saat yeter. Allah sağlasın Elif abi.

3100.ders 13.söz-2.makamı-Aklını Kaybetmeyen Bazı Gençlerle — Nur Risale Dersleri