NNur Risale DersleriNur Risale
← Tüm dersler

3101.ders 13.söz-2.makamı-Kabir var, hiç kimse inkâr edemez

Sözler · 55:16 · 14 Eyl 2026

Ders metni

13. sözün 2. makamı Bismillahirrahmanirrahim. Cazibedar bir fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmeyen bazı gençlerle bir muhaveredir. Bir kısım gençler tarafından şimdiki aldatıcı ve cazibedar lehviyat ve hevesatın hücumları karşısında ahiretimizi ne suretle kurtaracak medet istediler. Ben de Risale-i Nur'un şahs-ı manevisi namına onlara dedim ki: "Kabir var, hiç kimse inkar edemez. Herkes ister istemez oraya girecek. Ve oraya girmek için içinde üç tarzda üç yoldan başka yol yok. Cazibedar ve fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmeyen bazı gençlerle bir muhaveredir. Cazibedar bir fitne içinde bulunan cazibedar Cazibedar ne demek? Cazibe Cezbe Cazibe Çekecek. He mesela mıknatıs mesela eee mıknatısta cazibeselliği var mı? Örnek veriyorum zaten burada. Yani mesela mıknatıs olunca demir parçalarını kendine doğru çekiyor. Değil mi? Ama mesela demir parçası kendini bıraksa onu çekecek kendine. Ama yok ben onun çekse de ben ona gitmeyeceğim desem gitmeyebilir. Direnirse gitmeyebilir. Mesela cazibe ol demiyor çekiyor. Dünya da bizi çekiyor aşağı doğru değil mi? Güneş dünyayı çekiyor. Mesela cazibe çekme. Şimdi de böyle bir fitne varmış. İnsanlar böyle çekiyor Çekiyormuş. Eğer insanlar kendini boş bırakırsa ona o çekimlik alanına girip o şeye çekilecek mesela. Ne yaparsa çekinmez. Yani o çekim alanından kurtulmak için çekim alanını kırmak için yani ne yapması lazım diye. İşte o gençler müstahada geliyorlar. Bize bir ders anlat ki, bize bir hakikat anlat ki o hakikattan aldığımız kuvvetle biz o çekime karşı durabilelim yani. Çekimin şeyine kapılmayalım. Gitmemiz gereken yolda gidelim. Bizi böyle tehlikelere düşülmesin yani ne yapacağız diye bir şey istiyorlar. Üstadın yanına geliyorlar. Ders istiyorlar işte. Üstad da güzel bir ders anlatıyor. O dersleri yaptıkları istifadeden dolayı o çekim alanından kurtuluyorlar yani. Ondan sonra yolunu devam ediyor. Cazibedar bir fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmiş Tabii bu dersi dinlemek için de aklı olacak. Aklını da kaybetmemiş olacak. Yani Kur'an dersi anlayacak, idrak edecek, onu uygulayacak yani. Düşün hala düşünebilen, hakikatleri düşünebilen, hakikate göre, gerçeklere göre hayfiyetle bilme özelliğini kaybetmemiş olması lazım. Yoksa sen ne anlatırsan anlat eee ben yine ondan sonra eee eee, böyle gidelim derse ona yapacak bir şey yok. Ama bir insan dese ki ya yani yaptığım doğru mu, yanlış mı, gerçek mi, gerçeklere uygun mu? Gerçeklere uygun ise gerçeklere uygun hareket etmem lazım. Değil mi? Mesela şimdi bu bina sallanıyor, deprem oluyor diyelim. Bunun deprem olduğunu bilen insan ne yapar? Ne yapılması lazım? Mesela akıl ne diyor? Kaçacaksın değil mi? Ne pencereden, ne kapıdan bir yerden kaçacaksın. yoksa bu üstüne çökerse, altına ezilirsin. Belli mesela. Yok ya ben kaçmayacağım. O zaman yapacak bir şey yok yani. Yapılması gerekeni görüp de yapmıyorsa da Sen mesela bir cazibe çekiyor, ateşe doğru çekiyor. Ve sen o cazibeden kurtulmazsan ateş seni yakacak mesela. E yaksın beni. O yapacak bir şey yok. Ateşe doğru giden insan ateşten kurtulmak ister, değil mi? O zaman kaçması lazım. Yani yapılması gereken şeyi gördüğü zaman yapması lazım tabii yani. Bunun gibi yani şu anda da yani o fitneden kurtulması gerekiyor insanın. O zaman kurtulmam lazım demesi lazım. Kurtulmam gerekiyor demesi lazım. İşte o o hoca ne diyor? Daha aklını kaybetmeyen bazı gençlerle bir muhaberetir. Cazibedar bir fitne içinde bulunan ve daha aklını kaybetmeyen bazı Gençlerle bir muhaveredir. Yani bir derstir, bir sohbettir. Bir kısım gençler tarafından şimdiki aldatıcı ve cazibedar ve Lehviyat ve hevesatın hücumları karşısında ahiretimizi ne suretle kurtaracağız diye Risale-i Nur'dan medet istediler. Bir kısım gençler tarafından şimdiki aldatıcı ve cazibedar lehviyat ve hevesatın hücumları karşısında aldatıcı lehviyat aldatıcı ve cazibedar lehviyat ve hevesatın hücumları karşısında lehviyat ve hevesatın hücumları karşısında. Aldatıcı ve cazibedar lehviyat ve hevesatın hücumları karşısında. İnsan mesela diyelim ki ne zaman aldanır insan? Aldatıcı diyor. Aldatıcı ve cazibedar. Değil mi? Mesela aldanma şöyle olabilir mi? Mesela diyelim ki bir yemek var mesela senin bu yemeği yememen lazım. Yersen sana zarar verecek. hasta edecek diyelim. Mesela içinde zehir var diyelim mesela. Biri dese ki ya gel ye bunu yani böyle bir şey olmaz yani. Bak ben değilim bana bir şey olmadı filan. Ondan sonra kardeşim bak bu işte içinde zehir var yani. Ya bak çok lezzetli ama yani ye işte filan dese. O zaman aldatmış oluyor değil mi? Aldatmış oluyor. Yani aldanıp aldanmama ne ile oluyor? Aldanmak ne demek Mustafa. Aldanmak. Aldanmak, aldatmak, aldatıcı. Mesela aldatıcı ve cazibedar, lehviyat ve evvesat diyor. Aldatıcı. Adam diyor ki mesela bu diyor sigarayı iç diyor mesela çok mutlu olacaksın diyor. Gerçekten mutlu olur mu insan mesela? Kandırıyor yani. Veya diyor mesela işte bu günahları işle diyor mesela çok mutlu olacaksın. Yani günah işleyen insan mutlu olmaz ki. Günah işleyen insanın Kalbi ruhu kararır, vicdanı söner, ruhu paramparça olur. Azap içinde kalır yani. O çünkü günahlar insanın içinde elem bırakır. Mutlu olmaz insan yani. Ama mutlu olacaksın diyor. Kandırıyor mesela. Ama mesela namaz kıl, ibadet et, Allah'a kulluk et dese mesela mutlu olacaksın diyor o zaman doğruyu söylüyor. Ama diğer türlü söyleyince Alo. Alo. Evet, ders yapıyorum ya. Bir yarım saat sonra olur mu? Farklı farklı numara olduğu için baktım da şimdi ders yapıyordum. Tamam oldu sağ olun inşallah mesela. Yani aldatma kandırma oluyor yani. Mesela kötü bir şey var. Bu iyi diyor adam sana mesela. Mesela kötü bir mal satıyor. Bu diyor orijinal diyor mesela. Bunu al diyor mesela. Sen de kanıyorsun, alıyorsun mesela. Bakıyorsun kandırılmışsın yani. Aslında orijinal değilmiş yani. Süslemiş, püslemiş. Evet, orijinal gibi yapmış. Seni kandırmış mesela. Yani kandırma, aldatma öyle oluyor. Gürabi sen Ondan sonra Şimdi insan için de yani en güzel hayat, en doğru hayat eee Allah'ın emrettiği şekilde yaşamasıdır yani. Onu da peygamberimiz göstermiş. Ona tabi olarak yaşamak hem maddi hem manevi insanın en saadetli olacağı hayattır. Ama o hayatı basit gösterip gerici gösterip çağdaş gösterip işte yok öyle değil de işte şöyle yaşarsan mutlu olursun. Diğer işte öyle yaşarsan daha şöyle olur böyle olur diye mesela insanlar ne yapıyorlar? Kandırıyorlar yani. Halbuki peygamberimizin gösterdiğinden daha doğrusu olabilir mi? Olmaz. Ama orada işte hevası hatırdır. Hitap ettiği için insanlar fazla sorgulamıyor. O zaman ne oluyor? Yani 3-5 sene, 30-40 sene, 50-60 sene yaşıyor. Ondan sonra ebedi hayatını kaybediyor bu sefer. Hem dünyadaki saadetini kaybediyor. Hem ebedi hayatını kaybediyor. Eyvah diyor aldanmışım diyor ya. Yanlış bir yol tutmuşum diyor yani. Hem dünyamı mahvettim, hem ahireti mahvettim diyor. O şekilde aldanmış oluyor. Yani aldatıcı ve cazibe Lehviyat ve evsahatın hücumları karşısında. O zaman insan yani doğru nedir onu öğrenecek. Doğruyu da kimden öğrenecek? Allah'tan öğrenecek, peygamberden öğrenecek, Kur'an'dan öğrenecek. Bir de tefekkür edip kainata bakacak, kainattaki kendi pozisyonuna bakacak. Eee bu durumda ben ne yapmam gerekiyor? Onu öğrenecek. Onu şu şekilde yaşamak için de iradesini var bütün kulucuyla sarf edecek. Allah da yardım eder zaten. O da Allah'tan Yaşamış olur. O yev türlü işte aldatıcı ve cazibedar lehviyat ve vesadır hücumları karşısında mağlup olabiliyor. Mağlup olmamak için Bize doğruyu öğret diyor. Mesela şimdi bana birisi şeyi getirse sarı bir metal getirse bakır mesela altın dese beni kandırabilir. Ben çünkü ne altının özgül biliyorum ne bakırın biliyorum ne onun özelliğini biliyorum karakteristik özelliği görmüyorum. Ben inanırım mesela biraz da beni kandırsa tamam ama onu bir sarrafa götürse yutturabilir mi? Adamın en azından tart Hafif bir metaldir veya başka bir şey yapar. Bu altın değildir. Yüzüne çarpar mesela. Yani altın olmak için ne olmak gerekiyor? Bilmek gerekiyor değil mi? Doğruyu bilmesi lazım veyahut da şeyi bilmesi gerekiyor. Buradaki öğrenciler de işte yani bize doğruyu anlat gerçeği. O gerçeği öğrendikten sonra yani insanların bize teklif ettiği şey bu gerçeğe uyuyor mu, uymuyor mu? Biz bununla ölçelim. Bizi aldatmaya mı çalışıyorlar? Yoksa doğru büyüse bilelim ve yolumuzdan şaşırmadan gidelim diye üstaddan ders istiyorlar. Bir kısım gençler tarafından şimdiki aldatıcı ve cazibedar lehviyat ve hevesatın hücumları karşısında ahiretimizi ne suretle kurtaracağız diye Risale-i Nur'dan medet istediler. Yani yardım istediler. Ben de Risale-i Nur'un şahs-ı manevisi namına onlara dedim ki Kabir var. Hiç kimse inkar edemez. Kabir var. Hiç kimse inkar edemez. Yani bu mesela bir tane gerçek söyleyeyim ben diyor. Yani bu sorunun cevabı çok da en azından kabri düşünün. O seni size yine doğruyu gösterir diyor. Yani kabir diye bir hakikat var mı? Kabir var mı? Nerede? Kabristan'da mı? Kabir nerede Mustafa? Mezardaki orada var duruyor yani kimse inkar edebilir mi? Her şehrin kabristanı var. İsteyen gider görebilir yani. Her gün cenazeler yıkanılıyor değil mi? Kefenleniliyor yani bu bir gerçek. Kabir var. Hiç kimse inkar edemez. Yani ben ölmeyeceğim. Ben sürekli bu dünyada yaşayacağım kalacağım diyemez. Yaşı gelen vadesi dolan gidiyor yani. O zaman bu bir gerçek. O zaman bu gerçeği göre baktığımız zaman ne yapmamız lazım? Herkes ister istemez oraya girecek. Herkes için bir tane çukur açacaklar mutlaka yani. Oraya yatıracaklar. Bu bugün olmuyorsa yarın, yarın olmuyorsa öbür gün mutlaka herkes ister istemez, isteyenle istemeyenle oraya ne yapacak? Girecek ve oraya girmek için de üç tarzda üç yoldan başka yol yok. Oraya girerken de ne? Oraya nasıl gittiğin, nasıl vardığın, hangi sıfatla vardığın önemli. Üç ihtimal var diyor. Yani bu dünyayı eee üç şekilde yaşama şeyi var. İhtimali var. Ya birinci ihtimalde yaşayacaksın. Niye ikinci ihtimalde ya üçüncüsünde? Ve üçünden herhangi birisine oraya varacaksın. Eğer birinci yoldan varıyorsan o nedir? Birinci yol o kabir ehli iman için bu dünyadan daha güzel bir alemin kapısıdır. Yani ehli imansan ehli iman ne demek Mustafa? Ehli iman. İman ehli. İman ne demek? İman demek Allah'ın varlığını kabul etmek, tasdik etmek. Kalben inanmak demek. Yani mesela şimdi biz bu evi yapan birisinin olduğuna inanıyoruz değil mi? Kendi kendine olamaz diyoruz. Mutlaka bu bir evi birisi yapmış olmalı. Bu bina kendi kendine tesadüf ben olamayacağını, mutlaka bir ustasının olduğuna inanıyoruz değil mi mesela? Bu kainatın da yoktan var olamayacağını, kudreti nihayetsiz olan bir yaratıcının yaratmasıyla var olduğu, işte onun iradesiyle, ilmiyle, her şeyin onun tarafından yönetildiğini yani Allah diye bir zat var, bir varlık var. O bu kainatı yaratmıştır ve idare ediyor. Bunu kabul etmek, değil mi? Yaratıcıyı kabul etmek iman oluyor. Bu şekilde iman ederek, Allah'ın varlığını kabul ederek yaşamışsa, bu şekilde insan yaşamışsa ve ölmüşse o zaman o kabir ona ne oluyor diyor. O kabir ehli iman için bu dünyadan daha güzel bir alemin kapısıdır. Kabir vardıkdan sonra öbür taraf ne olacakmış? Daha güzel bir alem. Bu dünyadan daha güzel. Bu dünya da çok güzel yaratmış ama cennet, bu dünyadan daha güzel bir alem. Onlar oraya gidecekler. Kabir Bu şekilde Allah'a iman ederek ve Allah'a ibadet ederek bu hayatını geçirenler kabre vardığında ondan sonra ona ebedi bir alem bu dünyadan daha güzel bir alemin kapısı açılıyor. Oraya gidecek. Orada ebedi olarak sonsuza dek yani sonsuza dek de orada saadetle bir şekilde yaşayacak yani. Bu bir. Bu yoldan giderse. İkinci yol ahireti tasdik eden fakat sefahat veya dalalete gidenlere bir haps-i ebedi ve bütün dostlarından bir tecrit içinde bir haps-i münferi yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle Öyle gördüğü ve itikat ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için öyle muamele görecek. Ahireti tasdik eden fakat sefahat ve dalalete gidenlere. Evet Allah var. Ondan sonra ahirette var. Tasdik ediyor. Ama ondan sonra ne yapıyor? Fakat sefahat ve dalalete gidenlere bir hapsi-i ebedi sefahat ve dalalete gidenlere. Bu ne demek? Sefahatte. Sefahat sapkınlık sapıyor işte. Yani Allah'ın yolundan sapıyor. Ondan sonra işte bu zamanda böyle saptırıcı şeyler var. Hani cazibe dedi ya. Mesela cazibe ile saptırıyor. Mesela çekiyor, saptırıyor. Yoldan çıkarıyor mesela. Sefahat ve lehiyat. Aslında insanın yani kapılmaması gerekiyor. Ondan sonra o şekilde gayret göstermemişse Ondan sonra o imtihanı kazanamazsa, şey yapamazsa, bu sefer onun sefahat ve dalalete giderse bu sefer onun için kabir bir hapsi-i ebedi bütün dostlarından bir tecrit içinde, bir ayrılma içerisinde bir hapsi-i münferit yalnız başına bir hapis kapısıdır. Öyle gördüğü ve itikat ettiği ve inandığı gibi hareket etmediği için öyle muamele görecek. İnandığı gibi hareket etmediği için. Yani bir insan mesela eee Allah var, ondan sonra ahiret var. Orada cennet var, cehennem var. Burada iman edenler, Allah'ın emirlerini yerine getirenler cennete gidecek. Eee işte günah işleyenler, namaz kılmayanlar, reisler cehenneme gidecek. Bu şekilde inanıyor inanıyorsa insan ne yapması lazım? Ona göre hareket etmesi lazım. Değil mi? Böyle inandığı halde hareket etmiyorsa o zaman işte bu diyor eee Cennete değil de bir o kabir kapısı ona hap-ı ebedi olacak. Hapis olacak yani bütün dostlarından bir tecrit içinde bir hap-ı münferit. Dünyadayken bile mesela öyle mi düşünse işte yok olacağı. Bütün dostlarımdan ayrılacağım diye düşünüyor. Cenabı Hak da o azabı veriyor ona. Yani. Üçüncü yol ahirete inanmayan ehli inkar ve dalalet için bir idam-ı ebedi kapısı. Ahirete inanmayan ehli inkar ve dalalet için bir idam ebedi kapısı. O zaman inanan oldu. İnandığı gibi yaşayan oldu. Birinci yol. İkinci yol inanıyor ama inandığı gibi yaşamıyor. İnandığın gereğini yapmıyor. Üçüncü yol da hiç inanmıyor. E şimdi bu inanmayınca yani bu inanmayan adam ne demiş oluyor? Yani ölünce ne olacak? Şimdi ahiret yoksa cennet cehennem ölünce ne olacak? Benim zedelerim diyecek toprak da araşacağım. Toprak olacağım. Kemiklerin yok olacağım. Yani ahirete inanıyorsa bunun öbür şıkkı yok olmak demektir. Zaten işte insanlar yok oluyor diyor. O da yokluğun azabını çekecek yani. Tabii o öyle inanıyor diye öyle olmayacaktı fakat eee o öyle itikat ettiği için o azabı görecek. Ahirete inanmayan ehli inkar ve dalalet için bir idam ebedi kapısı. Ebedi idam. İdam ne demek? Yok olmak ebedi olarak yok olacağım diye düşünüyor yani. Yani hem kendisini hem bütün sevdiklerini idam edecek bir darâcâdır. Öyle bildiği için cezası olarak aynını görecek. Bu iki bu iki şık bedihidir. Delil istemiyor. Göz ile görünür. Yani iki şık dediğin ikinci ve üçüncü şık değil mi? Yani bu iki şık hani üç şık var demiş Yani delil isteyen nedir? Kabirden sonra ebedi bir alemin cennetin olması o delil istiyor. İspatlanması gerekiyor. Ama diğerleri zaten adam öyle inanıyor zaten yani. Ona bir ispata gerek yok. Adam zaten öyle inanıyor yani. Gözü ile görünür. Madem ecel gizlidir. Her vakit ölüm başını kesmek için gelebiliyor. Şimdi mesela Şu anda sokağa çıktığımız zaman değil mi? Veya bir çarşıya çıktığımız zaman veya bir şekilde mesela sefahatle karşılaş sefahat ortamıyla karşılaştığımız zaman önce ne yapıyoruz işte? Buradaki muhakemeyi yapıyoruz. Ne diyoruz? İşte bak kapamamam lazım. Ondan sonra kendimi korumam lazım. İmanımı, takvamı, salatımı korumam lazım. İşte kirlenmemem lazım. O istirahati korumam lazım diyoruz. Yapabiliyorsak yapıyoruz. Yapabiliyorsak daha çok kitap okuyoruz, yapıyoruz. Sonuçta muvaffak istiyorsan muvaffak oluyorsun. Ama yani o ortam o ortamlarda Mesela diyelim ki tuzak var. Tuzağı gördün. Basmazsın değil mi? Ama orada niye tuzak var? Birileri koyuyor tuzağı yani. Hani öyle rastgele orada tuzak oluşmuyor ki. Yani birileri hazırlıyor. İnsanlar oraya bassın ben de yakalayayım diyor yani. O zaman hiç basmazsın yani. Değil mi? Mesela hani şu anda da yani işte insanları yoldan çıkarmak için çalışıyorlar yani gizli komiteler. Televizyon programlarıyla, filmleriyle, işte bütün sosyologlarıyla, pedofolarıyla değil mi? Yani bu şey için özellikle çalışılıyor. Yani öyle bu rastgele ortaya birisi onu soruyor da "Abi yani bu ortalık yani böyle rastgele mi oluşmuş?" diyor yani. Rastgele oluşmuyor. Özellikle oluşturuluyor yani bu. Planlı programlı şekilde oluşturuluyor. İnsanları etkilemek için. Normalde mesela bir yemek. Yani ne kadar lezzetli olabilir yani mesela. Değil mi? Sonuçta lezzetli ama. Öyle bir diyor ki sen bunu yersen uçarsın diyor yani. O kadar lezzetli ki bu diyor. Yani başka bu sefer yani yesem tok bile olsan yesin geliyor mesela. Öyle seni etkilemeye çalışıyor yani. Aset bir şey belki ama. Bir dondurma satacak veya bir şey satacaksın. Öyle bir reklam yapıyor. Öyle bir şey yapıyor ki yani mutlaka yemen lazım. Yemesi sen de eksiksin yani böyle. Yani Normal bıraksa belki yemeyeceksin mesela. Alışveriş merkezlerinde Tabii. yani şeyden koydukları müzik, ışıklandırma, renk ahengi hepsi insanın psikolojisinde onu tüketime yöneltebilmek için dizayn edilmiş. Kastın yapılmış. Yani adam mesela bakın pencere koymuyorlar ta ki havanın karardığını bile hissettirmiyorlar. Adam bir giriyor içeriye mesela 3-4 saatini yiyor. Ve adam mesela bir zeytin almak için giriyor, çorap alıyor çıkıyor. Evet. Yani öyle bir hale getiriyor. Mutlaka sen sen orada bir şey alacaksın. Yani orada seni boş çıkarmıyor. Geri ben işte bir şey almadan çıkayım dedirtmiyor yani. Öyle bir tezgahı kuruyor. Kampanya var diyor. Bugün bu fiyat diyor. Yarın diyor gelirsen bu fiyat değil diyor. Hemen al çabuk ol diyor, hemen al diyor. Bilmem ne diyor. Yani seni böyle hadi hani meşru ihtiyaçlar neyse. Hadi onu belki Ama yani sefahati de öyle bir şey yapıyor ki yani böyle yani sanki namazdan daha saadetli imiş gibi, ibadetten daha saadetli imiş gibi bir hale getiriyor. İnsanlar bu sefer o tuzağa düşüyor yani. O zaman dedim ya bunlar tuzak yani bunu bilmem bunu bilmek de insanı rahatlatıyor. Ee bunlar tesadüfen oluşmamış. Sadece para kazanmak için yapılmıyor yani. Bunun arkasında işte Deccal'in, büyük Deccal'in, büyük Deccal'in onlar Sonra ta planları var. Ta geri plan yani dünya çapında komiteler var. Yani insanlar bu şekilde dinden imanından uzaklaştırmak için özellikle çalışılıyor. Ondan sonra yani bedava yapıyor adam mesela. Bir şeyler bedava yapıyor. Bedava olmaz bir şey mesela. Adam seni kullansın diyor. Ondan sonra şey yapıyor falan. Burada biz bir defa iki tefekkürümüz oluyor işte. Bir defa bu haramsa bundan uzak duracağız. Bu bir. Zaten bu belli bir şey. Ama bir de yani bu haram önümüze kim koyuyor bizim yani? Özellikle konuyor yani. Özellikle insanları bozmak için uğraşan komiteler var yani. Bu artık biliniyor yani. Bilmediğim yani çünkü her şey de ortada. O zaman bizim daha ciddi olup, değil mi? Daha dikkatli olup böyle hem kendimizi işte İşte Risale-i Nur'da oyunu bozuyor yani. Yani insan öyle bir varlıkta da gidiyor. Yani bu insan ancak ibadetle mutlu olabilir. Tefekkürle mutlu olabilir. Allah'a imanla mutlu. Onun dışında yemekle, içmekle, hayvani şeylerle insan yani bir derece zevk alabilir belki. O da meşru olmak şartıyla. Haramca zaten olmaz. Daha da kötü olur. Onların oyununu bozuyoruz sanıyor. Değil mi? Yani her yani lezzetli şeyin helali var mesela. Allah helali nasip etmiş. Helali kafidir. Helal dairesi nasıl duydu? Bir cümle vardı. Helal dairesi keyfe kafidir. Helal dersi geniştir. Keyfe kafidir. Hanımın girmeye lüzum yok. Mesela. Ondan sonra yani o şekilde de eee bir şeyimiz oldu da devam ederiz. Yani şimdiye kadar böyle işte bu sefahat uzak durmamız lazım. O şekilde hani üstadın dersleriyle şeyleriyle kılınçıyla onu şey yapıyorduk. Ama bakıyoruz ki bu eee özellikle ondan sonra gençleri yoldan yoldan çıkarmak için çalışan komiteler var. Madem onlar böyle çalışıyorsa O zaman iş değişiyor. O zaman biz de çalışıyoruz o zaman. Onlar bunlar çalışıyorsa biz de hem bozulmamak için çalışacağız hem de diğer başka insanları da o tuzaklardan kurtarmak için çalışmamız lazım. İnsan şeyi cihat şeyi başlıyor, manevi şeyi başlıyor bu sefer yani. Değil mi? Mesela bir savaş durumu var demek ki o zaman. Normal bir zaman değil yani. Savaş yani gizli bir savaş başlamış. Savaş derken bu kımışta savaş değil. İman, kültür, savaş. Kur'an'ı tutuyor işte. Ne diyor? Bu Kur'an diyor sorunlarını hep kaldıkça biz onlara hakim olamayız diyor. Evet. Niye bu Kur'an'ı yerleştirmalıyız? Veyahut da Müslümanları bu Kur'an'dan soğutmalıyız. Bu açıktan söylüyor bunu. Hadi şu gelmiş. Kaç sene önce? 100 sene önce söyle yok ya. Ondan sonra Medine'de Hazreti bir O zaman işte mesela Mesela dedim ki, savaşırken savaşıyorsun yanındakiyle bakıyorsun yanındaki yara aldı. Karşıdan gelen bir şeyden yara aldı. Tam belki dikkatsiz oldu ama şey karşıdan geldi. O zaman onu korumaya çalışıyorsun mesela. Kızmıyorsun ona mesela. Diyorsun bu yara aldı buradan. Hani belki acemi yetti ama yara aldı. Onun gibi bizim arkadaşlarımız mesela etrafımızdaki yara alıyorsa veya bir şekilde o tuzaktan etkileniyorsa işte ona kızmadan bak yani Onu kurtarmaya çalışmak, şefkat etmek, değil mi? Alakadar olmak icap ediyor yani daha siyasi olarak. Yani gizli, manevi, sinsi bir savaş başlamış durumda yani maalesef. İşte cep telefonları. Adam normal istikamete giriyor, bir cep telefonu alıyor, adam yoldan çıkıyor. Ne yapıyorsun kardeşim sen mesela? Telefonda nasıl sen yoldan çıktın yani? Değil mi? Telefonda çeşitli programlarda vesaire İnsanı tutanağa düşürüyor mesela. Şimdi yani bir savaş var demek ki özellikle çalışan bir grup var şey var. Onun için biz hem kendimizi kurtaracağız. Çünkü eğer biz kabirden sonra birinci yol kabirden sonraki o cennete gitmek istiyorsak birinci yoldan gitmemiz lazım. Diğer yollardan gidersek cennete çıkamayız. Şimdi cenneti gösterdi ya birinci yol. Yani birinci yol dan gidersen kabir arkasından cennet var dedin. Oraya gitmek lazım o zaman. Oraya gitmek için de birinci yoldan gitmek gerekiyor. Birinci yoldan gitmek demek işte iman etmek, ona göre yaşamak demek. O zaman bizim onu tuzaflara düşmememiz gerekiyor. Hem biz kendimiz düşmeyeceğiz hem de etrafımızdaki arkadaşlarımızı da düşenler varsa kurtaracağız. Düşme tehlikesi olanlara da bak diyeceğiz sağlam dur. Ondan sonra düşme bak yani. Düşersen eee yani bir yolda gidiyorsun. Normal fiziki olarak düşünelim. Bir yolda gidiyorsun yani. Normal yol. Allah'ın yolu. Gidiyorsun mesela. Yol üç ayrılıyor. Yazmışlar bu yol işte çok güzel bir bahçeye çıkar. Bu yol yılanların şaşkınlarının aslanın kaplanın olduğu bir yere gider. Bu yolda uçurumdan aşağı düşersin bu yolda yanarsın aşağıda. Şimdi bu duruma göre hangi yolu tercih etmek gerekiyor? Benim bunu tercih etmek gerekiyor. Yok ben bunu tercih edeceğim. Bu yolumu niye tercih ediyorsun? Ölmek mi istiyorsun? Yok. O zaman niye tercih ediyorsun? Etmemen lazım yani. Bu bulunduğum şeye göre bunu tercih etmesi gerekiyor. Bu hayat yolunda da eğer imanla yaşarsan yani o bir yol olmuş oluyor. O zaman kabirden sonra cennete gideceksin. Öbür yana gidersen söyledi zaten. O zaman hakikat buyursa hakikate göre hareket etmek gerekiyorsa gerçeğe göre o zaman iman dairesinden ayrılmamamız lazım. İman dairesinden ayrılmamaya önce kafaya koyacağız. Ondan sonra da o hususta nasıl gidilir? Ee işte Risale-i Nur'dan aldığımız o iman dersleriyle manevi kuvvetimizi, şuurumuzu inkişaf ettirip muvaffak olmaya çalışacağız. Bunda bir özellikle insanları ikinci ve üçüncü yola sürüklemeye çalışan ayrıca çalışanlar var yani. Ben esas onları da anlatmaya çalışıyorum. Onlarınla farkında olup onlara karşı da işte Kültürsal komite. Komitelere karşı da dikkatli olmamız Gerekiyor. Seninle bir şey aldın, telefon aldın, karşına bir şey çıktı. Bu rastgele çıkmıyor yani. Özellikle seni yakalamak için çıkıyor yani. Tuzak olarak konuyor mesela. Hemen yazacağı altında. Arkadaş arıyor musunuz? Kardeşim ben arasam zaten seni ararım, değil mi? Öyle bir şey yok ki. Altını çünkü bir program indiriyorsun, arkadaş arıyorsun mesela. Örneğin en basitinde. Yani adam seni tuzağa çakıyor. Şimdi arkadaş diye İslamiyet'te bir şey var mı? Böyle bir tabir. Bir hanım ya annendir, ya bacındır, ya eşindir. Onun dışında başka bir hanım senin arkadaşın öyle bir Kur'an'da, dinde öyle bir tabir var mı? Yok. Onun tabiri adı başka bir şey yani. Ama onu böyle sanki normal bir şeymiş gibi göstererek insanları kandırmaya çalışıyorlar. O da diyecek ki bu ondan sonra bunun tanımı yok dinimizde yani. O zaman bu bana tuzak. Buradan kaçacağım diyecek. Yakalanmayacak mesela. Birinci yolla gitmeye devam edecek yani. Bunun gibi örnek yani bu. Evet. Bir de ne diyordu mesela? Şahs-ı İsa Aleyhisselam'ın kılıncıyla maktul olan şahs-ı Deccal diyor değil mi? Kılınç tabiri var orada. Kılınç. Yani kılınç icab ediyor. Yani bir cihatta kılınç icab. Hani demin dedim ya bir manevi cihat başlamış, iman küfür arasında şey başlamış. Küfür küfrünü yaymaya çalışıyor. Biz iman yaymaya çalışıyor. Bir cihat var yani. Cihata kılıç lazım. Kılıç ne? Kılıç ne işe yarar? Kılıç kesmeye yarar değil mi? Neyi kesecek? Yani düşmanı değil de artık düşman yok ortada artık. Ortada fikirler var. Anlayışlar var. Tarzlar var yani. Yani mesela ben kafirleri öldürdüğüm zaman eee benim imtihanım bitmiyor ki. Fikirler var, şeyler var. Adam diyor ki, mesela, "Böyle yaşarsan mutlu olursun." diyor. "Senin için en güzel hayat bu." diyor. Sana böyle bir fikir ortaya koyuyor yani. Ve bu bu fikri yok edemezsen bu fikir gelip senin âlemine girerse sonra seni yoldan çıkaracak. Senin o fikri yok etmen lazım. O fikri nasıl yok edeceksin? Hayır diyeceksin yani. Ben mahiyetime bakıyorum. Mahiyetim eee Eee, mesela benim mahiyetim ne istiyor? Ebediyet istiyor. Ben nihayet aciz ve fakir olduğum için nihayet kudretli, rahmetli bir zatın varlığını istiyor yani. Ben bakıyorum ki ben ancak Allah'a imanla ona kul olarak ebedi hayat da mutmain olabilirim. Onun dışında bir şey beni mutlu edemez. O zaman sen yalan söylüyorsun yani. Bu senin bana gösterdiğin şey beni mutlu edemez. Sen beni kandırıyorsun. Ancak hayvanları mutlu edemez. İnsanı mutlu etmez diye. Mesela diye bunu görebildiğin anda o fikrin batıl olduğunu ortaya çıkartıyorsun. Onu kesmiş oluyorsun yani yok etmiş onu. O zaman ne oluyor? Fikir savaşı oluyor. Kim fikrini kabul ettirebilirse o yeniyor. O zaman bizim sağlam, doğru fikirlere ihtiyacımız var. Hakikatlere ihtiyacımız var. O zaman kılıç hakikat oluyor. Kılıç ne olmuş oluyor? Kur'an hakikatı olmuş oluyor. Yani kılıç rızkını olmuş oluyor o zaman. Veya geliyor mesela adam, ders anlatıyor. İnsan anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor. Gözü şöyle, kulağı böyle, gözündeki, ondan sonra sanat böyle, beynindeki sanat şöyle, hücreler öyle. Bir anlatıyor, bir anlatıyor. O diyor şimdi insan ne harika bir Ondan sonra ne diyor arkasında? Bu yüzden diyor maymunlar gelmiştir diyor. Maymundur diyor. Ondan önce balıktı diyor. Ondan önce mikroptu diyor. Ondan önce amipti diyor. Hayda! Mesela ne oldu şimdi? Böyle bir şey var mı? Böyle bir şey yok. Böyle inanıyor. Çünkü Allah yaratmıştır dersen diyor. Eee sıkıntı çıkacak. Yani bu kadar harika bir sanatı gördükten sonra bunu Allah demet delirtmemem lazım diyor yani. İnsanı bir anlatıyor. Mesela şimdi sanatın incelikleri ortaya çıktıkça o sanatı yapan ustanın varlığı daha da kuvvetlenir değil mi? Mesela şimdi şu kitabı yazan var mı, yok mu? Bir sürü harf var, bir sürü düzen var, nizam var yani. Hani belki bir tane harf de kendi kendine olabilir. Ama bir kelime kendi kendine olabilir mi? Bir satır kendi kendine olabilir mi? Bir sayfa, bir kitap, kitaplar mutlaka bir yazan oluyor. İnsan bir anlatıyor, kütüphane gibi ondan sonra orada ne yapıyor mesela? Gelip yine tabiatperestliği, ondan sonra şunu, bunu Doğruymuş gibi gösteriyor. Yani batıl bir şeyi, yanlış bir şeyi doğruymuş gibi gösteriyor. Sana doğru diye kabul ettirecek, yutturacak yani. Orada da işte gene ne gerekiyor? Ne gerekiyor orada? Onun yanlış olduğunu eee gösterecek, görecek bir göz lazım yani işte. Yok bu dediğin yanlış yani bu insanın bu şekilde var olması mümkün değil yani. Sen yalan söylüyorsun. O zaman işte o fikri yine yok edecek. Gene kılıç lazım. Yine işte rıza taber sahibi geliyor. Yani Deccal kılıçla ölecek yani. İşte. Mehdi'nin kılıncıyla ölecek. Zaten İsa Aleyhisselam da Mehdi'ye taallül olacak diyor ya. Yani Mehdi'nin eserlerine taallül olacak. Onun kılıncını kullanacak yani. Dolayısıyla yani böyle. Ya bu eserleri niye okuyoruz? Ee yani bize yanlış olan şeyleri doğru diye yutturuyorlar. Neyin doğru olduğunu, neyin yanlış olduğunu tam böyle anlamak, idrak etmek için bizde ee güzel ölçüler kazandırdığı için okuyor. Değil mi? Yoksa bilemezsin ki. Sen şimdi kuyumcudan altının nasıl olduğunu öğrenmezsin. Nasıl bileceksin? Gelen kandırır, giden kandırır. Değil mi? Mesela ben bir iş yapacağım zaman, bir şey alacağım zaman mutlaka o düşünürüm önce. Bu işten kim iyi anlıyor? Ona sorarım. Ona hani kendim çünkü anlamak için uğraştım. Bir sürü aman geçer mesela. Onu kandıramıyorum. Beni kandıramaz mı? Onu kandıramaz. Çünkü o biliyor yani. Burada da yani üstadımız Rüstem Yünür Ben neyin doğru olduğunu, neyin yanlış olduğunu bildiğin için hemen onu soruyoruz. O da bizim gözümüzü açıyor. O zaman kimse bize evrin tuvalesiymiş, bilmem neymiş. Yutturulamıyor değil mi? İki şekilde yani işte sefahat de yutturulamıyor. Kulanlı bir şekilde gençlerin imanını reccida etmek, onun imanı Biraz açalım mı o gün? Çünkü hadise karşımızda var. Yani böyle mesela ben kapalı bir odada oturuyorum. Bu düşman bana ulaştı. Artık dev değişti. Ne yapmamız lazım herhalde? Yani düşmanı tanımamız lazım, bilmemiz lazım. Yani böyle bir program var. Karşımıza programlı bir şekilde saldıran bir grup var. Öyleyse biz de ona layık bir şekilde kendi mücahedemizi, kendi gayretimizi göstermeye zor Onu göstermemiz lazım. Ya şimdi mesela ilk savaşlar ne üstünde oluyordu. Yarıyol oluyordu. At üstünde oluyordu. Çin setinde yapılmış değil mi? Mesela Çin setinde yapınca o düşmanın şeyini kesmiş mi? Yani saldırı yerden olursa Çin setinde yetiyor buna. Ama daha sonra ne çıkmış? Toplar çıkmış. Toplar yukarıdan gittiği için o set bir işe yaramıyor artık yani. Değil mi? İstediğin kadar set yap yani. Adam yukarıdan top atıyor, şey yapıyor. Daha sonra uçaklar çıkıyor. Havadan artık yani uçak şeyleri icap ediyor. Onlara karşı ayrı bir şey yapmak icap ediyor. Yani böyle düşmanın saldırısı sürekli şey katıyor. Sen hala Çin Sedisi yaparsan olmaz. E şimdi düşman nereden saldırıyor? Kılıç gelip ona saldırmıyor ki. Artık fikirle saldırıyor. Değil mi? Yani görsel gözümüze hitap ederek saldırıyor. Kulağımıza hitap ederek saldırıyor. Şu müziği dinle diyor. Bak diyor çok mutlu olacaksın. Müzik dinlerken niye mutlu olsun ki? Ancak sarhoş olur. Mesela yani veya işte şunu ye diyor. Bunu yani ondan da öte işte mesela geçen bir biyoloji kitabını bir kardeşin kitabına baktım. Yaratılış görüşleri diyor, şeyleri diyor. Dört görüş vardır diyor. Hemen evrimi Paşa yazmış. Evrim teorisi. İnsan maymuna gelmiştir vesaire. Sanki kanıtlanmış, ispatlanmış, bilimsel olarak böyle bir şeyini tamamlamış gibi. Yani evrim teorisi diyor ama teoriyi teori ne demek? Bilirsiniz değil mi? Teori ne demek teori? Kanıtlanmış mı olmuş? Hipoteze deniyor değil mi? Ama evrim teorisi inanmazsan bilim dışı bir varlık oluyorsun. Sanki ispatlanmış bilimin bir şeyi olmuş gibi takdim ediyor o teoriyi. Orada bir defa kandırıyorlar. Teori bir ispatlanmamış, ispatlanmamış bir şeye ben inanmak zorunda değilim. Ama inanmazsan bir neme karşı gelmiş oluyorsun. Bir. Sonra ikiye bir şey söylüyor, üçe bir şey söylüyor. Dörtte de iki satır. O da kitabın dibine yazmışlar. Bir bir takım insanlar da yaratılış denen bir şeye Hazreti Âdem'den geldiğine inanmaktadırlar diyor. Öyle düşünenler de maalesef bu asıta mevcuttur diyor misali. Okudum ben yani. Maneviyet demiyor da o manaya geliyor yani. Hani onlardan da bahsetmek zorunda değil. Bir takım böyle hani azınlıklar da olsa garip bağrıklar var böyle hala Azerbaycan'da Amerika'da inananlar diye. Ve bunu dinse öğrenen herkes okuyor bunu ya. Bu bir saldırı değil mi abi? Sen %99'un Müslüman olan bir ülkede senin babanın, dedenin inandığı bir hakikati, ayette sabit olan bir gerçeği S okulda lise kitabında böyle bir takım anlaşılmaz varlıkların tuhaf insanlara inandığı böyle bilim dışı, çağ dışı insanlara inandığı bir şey gibi böyle haşa başka bir şey gibi haşa böyle takdim ediliyor. Bir saldırı işte. İşte bu da bir saldırı yani. Bunun şimdi herkes okuyor. İnşallah seneye kalkacakmış. Seneye değişecekmiş yani. Müfredat evrim dersinde şey atılıyormuş. Elhamdülillah orada da el attılar yani. İnşallah başarılar yani kapacak. Yani nasıl bir nasıl bir tahribat olmuş değil mi? Bak Müslümanlar bir 100 senede bu okutuluyor. Elhamdülillah insanlar okuyor gene anlamıyorlar herhalde yani. Anla Yani o kadar şey yapılıyor ki de insanlar ehemmiyet vermiyor adam işte inananlar da oluyor maalesef yani. Ya oraya dese ki yani en azından aynı seviyede söyle yani böyle. Onu böyle aşağılamadan söyle. Bak buna da inanabilirsin yani bu burada bir gerçektir yani. Yani burada gerçek derse zaten olmaz da. Yani işte onu görünce biz haber sayesinde onun mesela insanın maymunu gelemeyeceğini, tesadüf olamayacağını, bu insana ancak Allah'ın yaratmasıyla vurabileceğini bunu üst hatlarda çok güzel anlatıyor zaten. Yani o kılınç taberrasinin kılıncıyla o baltalı şeyler, evrim teorisi vesaire hepsini yok ediyor. O var zaten. Ama bunlar da yani o kitaplara niye giriyor yani işte? Özellikle de insanların imanını saçmak için giriyor. Dolayısıyla bizim yani daha bilinçli, daha dikkatli, müteyakkız olmamız lazım. diye şey yapıyoruz yani işte. Öyle mi Mustafa? Ne diyormuşsun anlattıklarımı? Doğru mu? Tasdik ediyor musun? Maşallah. Madem ecel gizlidir, her vakit ölüm başını kesmek için gelebiliyor. Madem ecel gizlidir. Ne demek ecel gizlidir? Gecel gizlidir. Yani kimin nerede, ne zaman öleceği belli mi? Belli değil. Gizli. Biz bilmiyoruz yani. Belli ama Allah tarafından kaderde yazılı ama biz bilmiyoruz. Bizim için gizli. Belki bugün olabiliriz. Değil mi? Necel gizlidir. Her vakit ölüm başını kesmek için gelebiliyor. Her vakit ölüm başını kesmek için gelebiliyor. Genç ihtiyar farkı yoktur. Bizde öyle bir kanaat hasıl olmuş. Yani insan doğar, büyür, ihtiyar olur. Biraz daha ihtiyar olur. Ondan sonra ölür. Böyle bir şart var mı? Yok yani. 20 yaşında da ölür. 15 yaşında da ölür. Yani illa o şeyi tamamlayacak diye bir şey yok. Yani o arada bir ecer gelmezse tamam o sesleri tamamlayabiliriz ama erken de mesela bizim İhsan diye bir kardeş vardı. O dün de matematikte miydi, neydi? Kanser oldu 2. sınıfta. Allah rahmet etsin gitti yani. Üniversiteyi bitiremedi. Bitirecekti. Hayalleri vardı bir sürü. İki de gitti ahirete yani. Öyle miydi? Yani onun için her an hazır olmak lazım. Her an yolculuğa çıkabiliriz. Her an çantamız yanımızda olacak yani. Hazreti Aleyhisselam geldiği zaman ya bekle hazırlıklarım eksik falan değil. Her an hazır olacak insan. Yani her an hazır olmak ne demek? Beş vakit namazını tam eksik kılmış olacak, kazası olmayacak. Günah işlemiş olacak, işlemişse Allah Muhafaza mesela istiğfarını yapmış olacak. Yani her an böyle öldüğüm zaman Allah'a bir borcu olmayacak şekilde hazır olacak yani. Her an ölüm gelebilir yani. Eğer çünkü eğer öyle olmazsa öbür tarafta ameller tartıldığı zaman eksik gelir bir şey olursa cenneti kaybedebiliriz. Cenneti kaybetmek istemiyorsak o zaman her an hazır olacağız yani. Badem ecel gizlidir her Her vakit ölüm başını kesmek için gelebiliyor ve genç ihtiyaç farkı yoktur. Elbette daima gözü önünde öyle büyük dehşetli bir mesele karşısında. Biçare insan. Öyle büyük dehşetli bir mesele karşısında. Öyle büyük dehşetli bir mesele karşısında. Dehşetli mesele ne burada? Elbette daima gözü önünde öyle büyük dehşet Şiddetli bir mesele karşısında. Mesele Senin ismin neydi? Sen de Mustafa'sın. Sen nerelisin? Narlıca. Narlıca. Sen yurtta mı kal kalıyorsun, evde mi kalıyorsun? Yurtta kalıyorsun. 1. Sınıf, 2 2. Sınıf sen. Başka Mustafa var mı? Sen de mi Mustafa? Sen nerelisin? Adanalısın. Neresinden? Ceyhanlısın. Kaçıncı sınıf? 1. 1. Sınıf. Konuşalım. 3 tane Mustafa var öyle mi? Tanışamadık ya. Neyse gazalı tanışınca aklımda çok kalıyor yani. Evet. Yani ölümün dehşeti nereden geliyor Mustafa? Ölüm dehşetli bir hakikatmış yani. Hazırlık sonucu dehşetli oluyor. Mesela kazanma ve kaybetmeden de dehşet olabilir mi? Mesela bir insan alışveriş yapıyorsun mesela 5 lira almış alıyorsun. Adam seni kandırırsa zararın ne olur? 5 lira olur. Kandıramazsan karın ne olur? 5 lira olur. 5 lira diyorsun yani. Fazla düşünmüyorsun yani. 500 lira olsa o zaman biraz da soruyu soruşturuyorsun. Yanlış bir şey yaparsak 500 lira gidecek falan mesela. 5.000 lira olsa değil mi? Uzman şey tutuyorsun ne o? Danışman tutuyorsun filan. Bunu araştır diyorsun filan. 5 milyon olsa 5 trilyon olsa değil mi? Bir de daha da büyük cennet ve cehennem olsa yan yana mesela. Doğru yaparsan, isabet edersen cennete gideceksin. Yanlış karar verirsen cehenneme gideceksin. Sonsuz gibi yani. Sonsuzluğu kazandın. Ya şimdi insan korkmaz mı yani? Değil mi? Dehşet bir şey yani. İnsan ne kadar öper yani? Ne olur yani? Kaybedersen çünkü ebe değil bir cenneti kaybetmiş oluyorsun yani. Basit bir şey kaybetmiyorsun yani. Cennet ne demek? Mustafa? Allah'ım bize rica eder vereceğim. Cennetin süresi var mı? Süresi. Mesela o 60 sene mi veriyor? Allah bize o mekanı 100 sene mi veriyor? 200 sene mi veriyor? Kaç seneliğine veriyor? Süresiz. Süresiz veriyor mesela. Süresiz bir cennet. Peki dünyayla kıyasladığımız zaman dünyada yaşamanın kaç katı daha lezzetli? Duydunuz mu onu? Serdar yazıyor. Dünyanın diyor 1000 sene mesudane hayatı bir saat hayatına mukabil gelmeyen cennet hayatı diyor. Yani dünyada 1000 sene mesudane bir cennet hayatı. Dünyada 1000 sene mesudane cennet hayatı ne demek? 1000 sene. Bir insan kaç sene ömrü var? 100 de sen 100 yaşa hayat hikâyesi yani. 70 diyelim işte 15 katı mı oluyor? Bir insanın ömrünün 15 katı bir defa bir insan 15 defa dünyaya gelecek, 70 sene yaşayacak ama hep böyle her istediği olacak, her istediği olacak, istediğini yiyecek yani hiç böyle canı sıkılmayacak. Hep mutlu yaşayacak, 1000 sene yaşayacak. Toplam aldığı saadet, lezzet vesaire toplayacaksın cennette bir saatte. Onu alabilir. Öyle bir yer. Yani bir de bu sonsuz olarak veriliyor. E bunu insan kaybedebilir. Allah'ın işte iman şartını, ibadet şartını yerine getirmezse kaybedebilir. Kaybettiği zaman da bu sefer ortası yok bunun. Diğer tarafta da ebedi cehennem var yani. Değil mi? Orada da işte 200.000 derece ateş var, şey var mesela. Yani çok aslında insan böyle çok bunu mutlaka kazanmam lazım. Ne olursa olsun ben bu imkanı kazanacağım demesi icap ediyor yani. Ve buradan da her an şey olabilir. Mesela biz üniversitede okurken İngilizce dersinde pop quiz derlerdi. Quiz vardı. Belliydi o cuma günleri mesela öğleden sonra olurdu. Bir de pop quiz diye bir şey var. Her an kapı çalar hemen imtihan olabilirsin. Belli değil süresi yani. Pop quiz mesela her an böyle mesela o gün gördüğünden, dün gördüğünden, bir gün önce gördüğünden imtihan oluyor. Eee, sen çalışmışsan yapıyorsun, çalışmazsan geçtin mesela. Her an olabiliyor. O sen her an müteyakkız oluyorsun yani. Her an hazır oluyorsun. Burada Azrail Aleyhisselam'ın her an kafamız çalabilir. Hem hadi gidiyoruz diyebilir. İşte yani her an hazır olmak lazım ve her anda işte eee öyle bir şeyle karşı karşıyayız yani. Ebedi bir halde kazanıp kaybetmek. Yani dehşet dehşet gerçekten öyle büyük dehşet Bir mesele karşısında biçare insan. Adem diye bir çocuk vardı bizim. Neredeyse 9 yaşındaydı, 2. sınıftaydık. Ya dedi bir gün İmanımız var dedi. Yani sonuçta dedi. Cehenneme de gitsek dedi. Namaz kılmıyoruz dedi. Cehenneme de gitsek 500 sene falan diye böyle üçülenir. Çıkarız cennet cennetten cennete gideriz. İmanım var zaten diyor yani. Ben ona dedim ya dedim sen Adem dedim yani eee sen demiş böyle akşam eve git dedim. Kibrit veya çakmak neyse bir şey yak dedim. Şöyle parmağını dedim yani 500 sene tutabilecek misin dedim. Yani bir de ne dedim? 500 seneyi sen nasıl bir şey zannediyorsun? Ne kadar bir süre zannediyorsun? Ben ev bir iki o sabah gelmiş, beni arıyor böyle. Hakan Hakan Dedim böyle böyle ben diyor namaza başladım diyor. Dedim ne oldu hayır da diyor. Ya diyor gerçekten gittim akşam diyor ateşi yaktım diyor. Ne 500 senesi diyor bir saniye bile tutamadım diyor yani. Ben dedim buna dayanamam dedim diyor. Ondan sonra namaza başlamam diyor. Namaza başladım çocuk ersin. Ben de öyle söylemiştim. Yani hani ne diyeyim öyle bir adama diye ondan sonra. Ki o ateşte en fazla 1.000 derece mi oluyor? Cehennem 200.000 derece. Bir de 1.000 dereceye bile adam bir saniye dayanamıyor. 200.000 derece olacak. 500 saniye dayanacakmış yani. Değil mi? Yani Bir de dehşeti şöyle düşünebiliriz. Mesela dünyaya gelmişsin. Buradan gidiyorsun yani. Veya işte imtihan bitiyor. Mesela bir dehşet o. Yani mesela dünyadan gitmek basit bir olay mı? Mesela dünyaya gelmişsin imtihan oluyorsun, yaşıyorsun, imtihan bitti deniyor. Hadi gidiyoruz. Dehşet değil mi? Hadi kazanamadıysam, hadi şu olduysa. Yani bu da bir dehşet var yani. Ortağı dehşet. Dehşetli bir mesele. Süre falan nasıl lazım? Ben süreyi de sorayım mı? Saat kaçta? 5 gibi. 5 bitiyor mu? 5'e gelmiş. O zaman şu paramı bitireyim o zaman şey olsun. Dehşetli bir mesele karşısında bişare insan o idam-ı ebedi, o dipsiz, nihayetsiz hapsi-münferitten kurtulmak çaresini aramak, kabir kapısını bir âlem-i bakiye, bir saadet-i ebediyeye, âlem-i nûr açılan bir kapıya kendi hakkını çevirmek halinde O insanın dünya kadar büyük bir meselesidir. Bu meseleyi insan mutlaka halletmesi lazım yani. Değil mi? Madem Allah bizden iman istiyor, ibadet istiyor. Onu yakacaksın. Ondan sonra rahat edeceksin. Onu yapmadan insan rahat olmaz yani. En büyük mesele bu çünkü yani. Evet, Cenabı Hak bizi muvaffak eylesin. İşte muvaffak olmak için de kılınç diyelim artık buna. Kılınç dersen kılınç diyelim. Manevi takviye etsem yani sadece okumak anlamak nasip etsin yani inşallah. Allah sana nasip etsin.

3101.ders 13.söz-2.makamı-Kabir var, hiç kimse inkâr edemez — Nur Risale Dersleri