NNur Risale DersleriNur Risale
← Tüm dersler

3105.ders 14.söz-zeyl-1.2.3.4.5.sualler-zelzele-Bir bela, bir musibetten çekininiz ki

Sözler · 54:29 · 18 Eyl 2026

Ders metni

Euzu billahi men şeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. 14. sözün zeyli. Bismillahirrahmanirrahim. İze zülzül erdu zilzalehe ve erdu erdu esqalhe ve qal insan malehe yevme izen tuhâdîsû ehbarâhe bi enne rabbi evhâlehe ila ahir. Şu sure katiyen ifade ediyor ki Kürri-i Arz hareket ve zelzalesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor. Bazen de titriyor. Şu sure katiyen ifade ediyor ki Kürri-i Arz hareket ve zelzalesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor. Bazen de titriyor. Manevi ve ehemmiyetli bir canipten şimdiki zelzele münasebetiyle 6-7 cüzi suale karşı yine manevi ihtar yardımıyla cevapları kalbe geldi. Tafsilen yazmak kaç defa niyet ettimse de izin verilmedi. Yalnız icmalen kısacık yazılacak. Evet, bu ayeti-kerimeye bir daha bakalım. Ne zaman ki yer müthiş bir sarsıntıyla sarsılır. Ve yeryüzünü yeryüzü bütün ağırlıklarını dışarı çıkarır. Mesela bu yeryüzünün bütün ağırlıkları derken neyi kastediyor? Yani inkılab-ı dahliden gelen diye bir ifade var ileriki sayfalarda. Yani o Sarsıntıyla, o deprem şeyle içindeki basıncı, içindeki o birikmiş enerjiyi vesaire dışarı çıkarmış oluyor. Eğer dışarı çıkarmamış olsa, nefes almamış olsa daha büyük şeyler olabilir. Ona işaret etmiş oluyor benim anladığım. Yeryüzü bütün ağırlıklarını dışarı çıkarır ve ve insan ne oluyor buna der. Gerçekten bu deprem anında ne oluyor diye herkes bu soruyu sordu yani. Ben dahil. Ne oluyor şu anda? O gün yeryüzü üzerinde herkesin ne iş yaptığını haber verir. Evet. O gün yeryüzü üzerinde herkesin ne yaptığını haber verir. Çünkü Rabb'in ona konuşmasını emretmiştir. Yani buradan benim anladığım işte Herkese Cenabı Hak o yani zelzele de Allah'ın bir konuşmasıdır, fiilen konuşmasıdır. Nasıl Kur'an'da hitap ettiği zaman bütün asırlara, bütün insanlara birer manayı ifade ediyor. Bu zelzelede herkes kendisine bir manayı ders alıyor. Herkes ne iş yaptığını haber verir. Çünkü Rabb'in ona konuşmasını emretmiştir ilahi. Şu sure katiyen ifade ediyor ki Küreyi arz hareket ve zelzelesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor. Yani zelzelenin Allah'ın emriyle olduğu ayetle kati bir şekilde ifade edilmiş oluyor. Şu sure katiyen ifade ediyor ki küreyi arz hareket ve zelzelesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor bazen de titriyor. Evet, burada yani vahiy ve ilham ondan sonra yani manası nasıl oluyor? Küre arz hareket ve zelzalesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor. Bazen de titriyor. Vahiy ve ilham. Yani arıza Cenabı Hak'ın bir konuşması oluyor. Ondan sonra vahiy ve ilham suretinde ve emir tahtında depreniyor. Bunu ileride biraz daha açacak. Bazen de titriyor. Ya burada yani arza mekkel melekler Cenabı Hak vahiy ve ilham olabilir. Veya burada tekvini olarak ondan sonra o arzın deprenmesinde, titremesinde nasıl Cenabı Hak peygamberimize, peygamberlere hitap ediyor. Oradan bütün insanlara hitap ediyor. Yani burada arza hitap edip arzdan da bütün insanlara bir ders manası Olabilir. Vahiy ve ilham ve masdar olarak emir tahtına depreniyor, bazen de titriyor. Mesela burada emruhu iza erade şeyen en yaqulu lehu Kün fekün. Allah birşeyin olmasını istediği zaman ona emreder, o da oluverir. Yani burada da yani zelzelenin depremin Cenab Hak'ın emriyle olduğu, Cenab Hak'ın emri de emretmesi de ilim, irade, kudreti tazammun ediyor. 20. mektubun başında da yani emirle oluyordandan maksat işte o iş ona çok kolay olduğuna işaret denmiştir. Manası var. Emir tahtına depreniyor. Bazı titiriyor. Manevi ve ehemmiyetli bir canipten şimdiki zelzele münasebetiyle 6-7 cüzi suale karşı yine manevi ihtar yardımıyla cevapları kalbe geldi. Evet. Yani bu risalenin yazılması nasıl olmuş? Manevi ve ehemmiyetli bir canipten. Şimdiki zelzele münasebetiyle 6-7 cüzi suale karşı yine manevi ihtar yardımıyla cevapları kalbe geldi. Yani bu sualler manevi ve ehemmiyetli bir canipten geliyor. Ondan sonra cevapları da yine manevi ikrar yardımıyla kalbe geliyor. Ve zelzele münasebet şimdiki zelzele münasebetiyle Demek ki zelzele münasebetiyle bu ders yazılmış. Zelzele münasebetiyle bu cüzi suallere cevaplarına insanlar ihtiyaç hissediyor her zamanda. O zamanda olduğu gibi şey Bu sualleri soruyor insanlar. İşte manevi ehemmiyetli bir canipten bir ihtarla insanların bu suallerine cevap verilmesi istenmiş yani. Cevaplar da yine manevi ihtar yardımıyla gelmiş. Gerçekten çok güzel sualler, çok güzel cevaplar. İnşallah. Tafsilen yazmak kaç defa niyet ettim ise de izin verilmedi. Yani bu cümleden de şunu anlayabilir miyiz? Yani tafsilen Yazmak kaç defa niyet ettimse de. Yani tafsilata girmeden, detaylandırmadan yani böyle ne yazıyorsa bu cümleler buradakilerin kanaat etmek şeklinde. Yani tafsilendirili zaman yanlış manalı anlaşılabilir, farklı noktalar olabilir. Burada ne dediyse aynen o kadar. Üstadımız da yani tafsilan yazmak istemiş ama izin verilmedi diyor. Burada da yine bize bir ondan sonra Yani siz de tafsilata girmeyin. Manayı bırak demiş oluyor. Tafsilen yazmak kaç defa niyet ettimse de izin verilmedi. Yalnız icmalen kısacık yazılacak. Birinci sual bu büyük zelzelenin maddi musibetinden daha elim, manevi bir musibeti olarak şu zelzelenin devamından gelen korku ve meyusiyet ekser halkın, ekser memlekette gece istirahatini selb ederek Şetli bir azap vermesi nedendir? Bu büyük zelzelenin maddi musibetinden daha elim manevi bir musibeti olarak şu zelzelenin devamından gelen korku ve meyusiyet ekser halkın ekser memlekette gece istirahatini selbederek dehşetli bir azap vermesi nedendir? Şimdi bu zelzelenin bir ilk vukua geldiği o büyük anın var. Bir de arkasından devam eden artçı dediğimiz var. Sanki burada o artçıların sebebi soruluyor gibi. Devamı. Yani bu büyük zelzelenin maddi musibetinden daha ilim manevi bir musibet olarak. O maddi musibet ilk başta oluyor. Daha sonra da mani musibet. O nedir? Dehşetli bir azap gelmesi. Gece istirahatını serpederek dehşetli bir azap gelmesi. Şu zelzelenin devamından gelen korku ve meyusiyet. Yani mesela deprem olmuş bitmiş olsa insanlar yine eee normalleşme dedikleri şey dönecek ama sürekli aşçılar devam ediyor. İnsanlar evlerine giremiyorlar, gece uyuyamıyorlar. Devamından gelen korku, meyusiyet, korku var. Tekrar olursa ondan sonra meyusiyet işte tabii çoğu insanın hayatı İşte maddi zararı ondan sonra tekrar ondan sonra mevsuyet ümitsizlik. Yani neye karşı ümitsizlik? Ondan sonra tekrar eski şeye dönebilir miyiz? Dönemez miyiz? Tekrar böyle şey olur mu? Ondan sonra mevsuyet ekser halkın ekser memlekette gece istirahatini selb ederek dehşetli bir azap vermesi nedendir? Yani zelzele niye devam ediyor? Diyor. Yani devam etmesindeki hikmet nedir, sebep nedir? Bu korku azabı niye devam ediyor? Yine manevi cevap şöyle denildi ki: Ramazan-ı Şerif'in teravih vaktinde Ses geliyor mu? Tabii sesi kapattık. Ses gelmiyor diyenler var da geliyor mu ses? WhatsApp'tan atabilirsiniz bana. Geliyormuş. Ondan sonra ders başladı. Ses gelmiyor deniyor. Evet. Ondan sonra ses gelmeyen diyenler var da. Ses gelmeyenler çıkıp tekrar girse olur. Yani ilk defa gelenlerde ses olmuyor. Ses gelmeyenler Zoom'dan çıkıp tekrar girerse ses gelir inşallah. Yine manevi cevap şöyle denildi ki yani cevap yine manevi taraftan ilhamla geliyor. Ramazan-ı-Şerif'in teravih vaktinde Kemal-i Neş'e ve Şürur ile sarhoşçasına gayet heveskerane şarkıları ve bazen kızların sesleriyle radyo ağzıyla bu mübarek merkez İslamiyet'in her köşesinde cazibedarane işittirilmesi bu korku azabını netice verdi. Ramazan-ı Şerif'in teravih vaktinde Ramazan-ı Şerif'in teravih vaktinde yani aylardan en mübarek Mübarek, bereketli ay Ramazan-ı Şerif. Onun da en böyle kıymetli vakitleri teravih vakti. Yani bu teravih vaktine işaret de manidar yani. Teravih'in ehemmiyeti, kıymetine de bir işaret olabilir. Ramazan-ı Şerif'in teravih vaktinde Kemal-i Neş'e ve Şürur ile Kemal-i Neş'e ve Şürur ile sarhoşçasına gayet heveskerane şarkıları ve bazen kız sesleriyle, radyo ağzıyla bu mübarek merkez İslamiyet'in her köşesinde cazibe darane işittirilmesi bu korku azabını netice verdi. Şimdi aylardan Ramazan-ı Şerif vakti ayı, Ramazan-ı Şerif'in içerisinde en kıymettar vakit teravih vakti. Yani insanlar burada maneviyatı, Cenab-ı Hakk'a müteveccih olması lazım. Cenab-ı Hakk'a karşı kalpler, ruhlar yani Manevi zevkini, manevi hatta olması lazım. Cenabı Hak'ın zikrinde, tefekküründe, şükründe. Ama insanlar ne yapıyor diyor? Kemali neşe ve sürur ile. Yani neşeyi süruru başka yerde. Kemali neşe ve sürur ile sarhoşcasına artık aklı iptal ederek gayet heveskerane şarkıları. Yani ondan sonra ve bazen kızların sesleriyle, radyo ağzıyla Bu mübarek merkez İslamiyet'in her köşesinde. Hani bir de böyle birkaç yerde değil, her köşeye radyoyla, radyo ağzıyla her köşesine bunu yayıyor. Bir de beldede mübarek İslamiyet merkezi. Kaç tane nokta var? Ramazan-ı Şerif, Teravih vakti, bir de merkez zeminde merkez İslamiyet. Böyle bir yerde böyle bir vaziyet olunca ne oldu? Her köşesine cazibe daralan eşitlenmesi bu korka zavanı netice verdi. Yani buradaki maksat işte korkuyla yani korku neden korku? Ölümden korku. Ölmek hayat dünyevinin bitmesi demek, hayat-ı uhrevinin başlaması demek. Hesap-kitap yani ahirete düşündürerek yani bu vaziyetten bu vaziyetten çıkın diye yani hikmeti yani burada ehli imana bakın. Ehli imanın ondan sonra kendisini ondan sonra bu vaziyetten kurtarıp Ramazan'ın hürmetine müteveccih olması için bu korku azabı yani arşların devam etmesinin şeyi bu. Yani demek ki insanlar aklını başını alır istikamete girerse bu devamı yani arşların ne kesileceğini söylemiş oluyor yani. Yine mani cevap şöyle denildi ki Ramazan-ı Şerif'in teravih vaktinde Kemal-i Neş'e ve Şürûr ile Boşçasına gayet heveskerane şarkıları ve bazen kızların sesleriyle radyo ağzıyla bir mübarek merkez İslamiyet'in her köşesinde cazibedarane işittirilmesi bu korku azabını netice verdi. Evet. İkinci sual: Niçin gavurların memleketlerinde bu semavi tokat başlarına gelmiyor? Bu bir işare Müslümanlara iniyor. Mesela şimdi birinci sual ve cevapta madem bu hevesker Şarkılar vesaire bunlardan dolayı devam ediyorsa e bunlar yavruların memleketlerine daha fazla. Hemen akla bu geliyor. Yani bu sebepten dolayı devam ediyorsun. oluyorsa o zaman onlarda daha çok olması lazım. Niye onlar olmuyor da bir çare Müslümanlara iniyor? Yani birinci sual indikten sonra ikinci sual mukadder olarak geliyor. Niçin gavurların memleketlerinde bu semavi tokat başlarına gelmiyor? Bu bir çare Müslümanlara iniyor. El cevap büyük hatalar ve cinayetler tehir ile büyük merkezlerde ve küçücük cinayetler tacil ile küçük merkezlerde verindiği gibi. Mesela bir kavga olsa karakolda çözümleniyor. Biraz daha büyük olsa ilçe ya daha büyük bir suç olsa daha büyük bir merkeze gidiyor. Ondan sonra yani böyle ağır cezaya gidiyor, bilmem nereye gidiyor. Yani suçun büyüklüğüne göre, cezasına göre daha büyük. Şimdi kafirin de söyleyecek zaten. Bu büyük hatalar ve net cinayetler tehir ile büyük merkezlerde ve küçücük cinayetler tacil ile küçük merkezlerde veril gibi mühim bir hikmete binaen ehli küfrün cinayetlerinin kısmı azamı mahkeme-i kübra-i haşre tehir edilerek ehli küfrün cinayetlerinin kısmı azamı mühim bir hikmete binaen yani kafirlerin cezası burada verilmiş olsaydı o zaman imtihan sırı kalkabilirdi. Veyahut da işte kafirlerin hadsiz bir cinayet işlediği için onun cezası hadsiz bir cehennem azabı, dünyaya sığmıyor. Ahirete kalıyor. Binaen ehli küfrün cinayetlerin kısmı azamı mahkem-i kübra-i haşre tehir edilerek ehli imanın hataları kısmen bu dünyada cezası verilir. Haşsiye hem Rus gibi olanlar mensuh ve tahrif edilmiş bir dini terk etmekle hak ve ebedi ve kabili nesih olmayan bir dine ihanet etmek derecesinde gayretullah'a dokunmadığından zemin şimdi onları bırakıp bunlara hiddet ediyor. Bir de yani suçun büyüklüğü var. Bir de gayretullah'a dokunmak meselesi var. Bu kafirlerin vaziyetleri ile Müslümanların vaziyetleri karşılaştırıldığı zaman yani gayretullah'a dokunmak noktasında Müslümanların hataları daha ziyade gayretullah'a dokunuyor. Neden? Çünkü Rus gibi olanlar mensuh yani hükmü kalkmış Mesela 124.000 peygamber gönderilmiş, işte bir sürü ondan sonra din gönderilmiş mesela. Onlar bulundukları zamanda bulundukları insanlara tabi olması isteniyor. Daha sonraki peygamber Hz. Muhammed Aleyhissalatu Sellem geldiğinde önceki dinlerin hepsinin hükmü kalkmış oluyor. Artık Cenabı Allah diyor ki İslamiyet tabi olun yani. Onun için mensuh hükmü kalkmış. Bir de tahrif edilmiş. Yani Hz. İsa'ya indiği gibi değil. tahrif edilmiş bir dini terk etmekle hak ve ebedi ve kabili nesih olmayan bir dine İslamiyet nedir? Haktır, ebedidir ve kabili nesih olmayan bir din. Yani en son din, en ekmel bir din olduğu için artık kabiliyetsiz olmayan bir dine ihanet etmek derecesinde gayretullah'a dokunmadığında. Yani Cenabı Hak zaten onlara ittiba edilmesini istemiyor. Hem tarif edilmiş. Dolayısıyla İslamiyet'e tabi olunmasını istiyor. Onların bu vaziyetleri gayretullah'a dokunmadığından şimdi şimdilik onları bırakıp bunlara hiddet ediyor. Yani kafirler de gelmemesi ondan sonra bir cinayetleri büyük olduğu için ahirete şey yapılıyor. Teyit ediliyor. Bir de onların günahı büyük olabilir ama gayretullah'a dokunmadığı için o kadar dokunmadığı için yine ahirette tehir ediliyor. Burada işte Rus, Japonya'da çok oluyor deniyor. İşte burada kısmi azamı demesi, yani burada yine ekseriyeti böyle. Japonya gibi yerlerde belki işte gayretullağa dokunan işler olabilir. Veya ibdan sır bozulmasın diye yani bak bazı şüsuz yaratabilir. İşte enaniyet gibi şeyler gayretullağa dokunabilir. Yani bazı hususi şeyler olabilir. Şimdi birinci sualde eee işte günahlardan dolayı oluyor. İkinci sualde işte kafirlerin günahları daha fazla. İşte onların daha fazla olduğu için zaten onlar da olmuyor. Müslümanların günahı az küçük olduğu için eee dünyada geliyor. Üçüncü sualde de o zaman niye sadece günah işleyenlere veya müstehak olanlara gelmiyor da umumi geliyor diye bu sefer güzel bir sual takip ediyor. 3. sual, bazı şahısın hatasından gelen bu musibet, bazı şahıs bazı şahısların hatasından gelen bu musibet bir derece memlekette umumi şekle girmesinin sebebi nedir? Yani sadece onlara olsaydı. Masumlar arada bundan sonra gelmeseydi gibi. Evet cevap umumi musibet ekseriyetin hatasından ileri gelmesi cihetiyle. Bu bir kaide. Musibet umumiyse hata da umumi oluyor. Umumi musibet ekseriyetin hatasından ileri gelmesi cihetiyle ekser nasın o zalim eşhasın harekatına fiilen veya iltiza veya iltihaken taraftar olmasıyla manen iştirak eder. Musibet-i amimeye sebebiyet verir. Umumi musibet ekseriyetin hatasından ileri gelmesi cihetiyle. Ekser nasın ekser insanların o zalim eşyasın harekatına. Artık bu zalim şahıs malum diyelim. O zalim eşyasın harekatına fiilen veya iltizamen veya iltihaken taraftar olmasıyla. Yani ekser naz ya fiilen taraftar oluyor. O işin işte önünde gidiyor. Ya da iltizam ediyor. Evet diyor. Taraftarlık gösteriyor. Veyahut da arkadan onları iltihak ediyor. Yani bir önde gidenler, işi çevirenler var. Bir de onları doğru bulanlar var. Onları iltizam edenler, bir de böyle onların katılım sağlayanlar olunca ne oluyor? Taraftar olması manen iştirak eder. Musibet-i amiyeye sebebiyet verir. O zaman işte zulme rıza da zulümdür. O zaman zalim mümine geçiyor. O zaman da işte ekseriyetin hatası olmuş oluyor. Musibet-i amiyeye sebebiyet verir. Evet. 4. sual madem bu zelzele musibeti hataların neticesi ve kefaret-i zünubdur. Evet. Madem bu zelzele musibeti hataların neticesi ve kefareti zünubtur. Yani sualler birbirini takip ediyor. Mesela burada tam ekseriyetinin hatasıyla geldi. Ama içerisinde masumlar var. Onlara da gelmiş oluyor. Peki onların suçu yokken onlara gelmiş olmasıyla peki onlar bu hususta nasıl yani onların bu vaziyetleri nasıl telafi edilecek yani? Ekseriyetin de gelmiş oldu. Ama ekseriyetin içerisinde Şimdi de ekseriyete dahil olmayanlar var. Onlara bir rahmet ciheti var mı? Madem bu zelzele musibeti hataların neticesi ve kefaret-i zünubdur. Hataların neticesinde geliyor. Onlar hatasız. Kefaret-i zünub günahların kefareti masumların ve hatasızların o musibet içinde yanması nedendir? Mesela işte bülbüğ çağına kadar çocukların hepsi masum hükmünde. Yani günah Günahları olmamış oluyor. Veya böyle gerçekten masum insanlar olabilir, hatasızlar olabilir. Onların hatası yokken hataların neticesiyse onlara gelmesiyle o zaman adaletullah nasıl müsaade eder? Adaletullah, Allah'ın adaleti. Yine manevi canipten el cevap bu mesele sırrı kadere taallük ettiği için Risale-i Kadere havale edip yalnız burada bu kadar denildi. Evet. Bu mesele sırr-ı kadere taallük ettiği için Risale-i Kadere havale edip yalnız burada bu kadar denildi. Kader risalesini havale ediyor. Kader risalesini havale etmesinin sebebi yani bir hadisede hem beşer ciheti var hem kader ciheti var. Mesela hatırlarsak okumuştuk. Sen diyor ondan sonra Hırsız olmadığın halde hakim seni sirkatle mahkum etti. Halbuki sen sarık değilsin. Kimse bilmez gizli bir katlin var. Yani zahiren günahın olmuyor ama günahın olabilir. Veya günahın olmasa ondan sonra rahmet ciheti olabilir. Başka sebepler olabilir. Kader noktasında fetva verdiren. Ondan sonra onun için risaleye kadar havale etmiş oldu. Ve fitneten la tusiben Yani bir bela, bir musibetten çekiliniz ki geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp masumları da yakar. Bir bela, bir musibetten çekiliniz ki geldiği vakit yalnız zalimlere mahsus kalmayıp masumları da yakar. Evet, çekiliniz. Mesela insan işte hani benim Günahım yok, hatam yok. Hani ben musibet bana gelmez gibi şeye girmeyin diyor. Gene dikkatli olun. Neden? Öyle belalar, musibetler var ki geldiği zaman yalnız Zalimlere mahsus kalmayıp masumları da yakar. Yani zalimler için gelir arada masumları da yakar. Neden? Eğer musibet geldiği zaman masumlar içinde muhafaza olsa. Mesela bir cadde düşünelim. Caddede bütün binalar yıkılıyor. Hep kafirlerin binaları yıkılıyor. İmtihan sırası bozulur. Veya işte bütün binalar yıkılıyor. Bebeklerin olduğu binalar, onların olduğu odalar yıkılmıyor. Veya bebekler hiçbir şey Herkes gökyüzünde diyor yıldızlarla la ilahe illallah yazmak misli bedahate girer bu sefer diyor mesela. Dolayısıyla geldiği zaman masumlara zalimlere mahsus kalmaması ondan sonra imtihan sırrı bozulmaması için zaten söylüyor şimdi. Şu ayetin sırrı şudur ki bu dünya bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır ve dar-ı teklif ve mücahededir. Bu dünya nedir? Biz bu dünya Ne, eee, amacı, bu dünyanın maksadı, bu dünyanın gayesi nedir? Allah bu dünyayı niye yaratmış? İnsanları buraya niye getirmiş? Niye hayat vermiş? Bu dünya nedir? Bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır. İnsanlar tecrübe ediliyor. Ne yapacak? İmtihandır, imtihan ediliyor ve dar-ı teklif ve mücahededir. Mükellefiyet altına alınıyor. Ondan sonra şeytanla, ondan sonra mücahede Manevi mücahede zemini hazırlanıyor terakki etmesi için. Yani insanlar buraya gelecekler. Tecrübeye imkana tabi olacaklar. Mükellefiyetler olacak, mücahede olacak. Buna göre bu dünyada kısa bir ömürde bir derece bir numara alacak. O derece bir numarayla da ahirette ebedi hayatın mertebesi ona göre belli olacak. Şey bu. Bu dünya bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır ve taar-ı teklif ve mücahededir. İmtihan ve teklif iktiza ederler ki, hakikatler perdeli kalıp ta müsabaka ve mücahede ile Ebubekir'ler alailiğine çıksınlar, Ebu Cehiller esferi safiliğine girsinler. İmtihan ve teklif iktiza ederler ki, hakikatler perdeli kalıp ta müsabaka ve mücahede ile Ebubekir'ler alailiğine çıksınlar. Ve bu cehiller esfel-i safine girsinler. Şimdi burada mesela imtihan ve teklif iktiza ederler ki yani imtihan ve teklif neyi iktiza ediyor? Hakikatlerin perdeli kalmasını iktiza ediyor. Hakikatlerin perdeli kalmasını. Yani perde arkasında kalıyor hakikatlar. Perdeyi çeken hakikati görebiliyor. O perdeyi çekmeyen perdeyi kalınlaştırmak isterse kalınlaştırabiliyor. Yani şöyle mesela adam hakikatı görmek istiyorsa ondan sonra perdeleri açıp hakikatı daha net, daha net, daha net görebilir. Ama görmek istemiyorsa da hani perdeleri felsefe üretip o felsefe felsefeleri batıl felsefesi içerisinde iyice karanlığa gömülebilir. Yani Cenabı Hak iki yolu da açık bırakıyor. İster diyor ondan sonra çalış hakikatı bul, hakikate yapış, hakikate ulaş. İstemiyorsan Sen de kendini böyle deve buşu gibi ondan sonra kuranlara gömebilirsin. Yani o perdelere Cenabı Hak müsaade etmeseydi bu sefer dalalete gitmek isteyenler gidemezdi. Yani adam mesela elmas ruhlu ise hakikate aşıksa hakikati bulmak istiyorsa ona da Cenabı Hak izin veriyor. Yok hakikattan uzaklaşmak istiyorsa da kendisini kandırmak için ona da fırsat veriyor. Yani imtihan bunu iktiza ediyor diyor. Ondan sonra yani böyle hakikatlar çok net, çok aşikar. Tabii tefekkür edeni için aşikar ama yani böyle kendisini kandırmak için de böyle çeşitli felsefeler uydurabilir. Yani uyduramayacak durumda olsaydı bu sefer onlar inanmak istemiyorlar ama mecbur kalıyorlar gibi olacaktı. Yani o zaman zaman da, eee, onların, eee, gerçek mahiyetleri, şeyleri ortaya çıkmayacaktı yani. İmtihan ve teklif iktiza ederler ki hakikatler perdeli kalıp ta müsabaka ve mücahede ile Ebubekir'ler alailiğine çıksınlar ve bu cehiller esber-i safiliğine girsinler. Yani hakikatler çok aşikar olsaydı bir müsabaka ve mücahede olmayacaktı. Mesela şimdi biz Rısa El-Nur'la eee, hakikatlar ortaya Çıkartıyoruz. Bazıları da felsefe yaparak ondan sonra dalalete gitmeye çalışıyor. Bir müsabaka mücadele oluyor. Biz terakki ediyoruz. Onlar tedirgin ne diyor? Bir tarafta elmaslar ala eline çıkıyor. Diğer tarafta kömürlerde esfel-i safine giriyor. Onun için hakikatların perdelik olması iktiza ediyor. İmtihan ve teklifden dolayı. İmtihan ve teklif iktiza ederler ki hakikatler perdelik alıp ta müsabaka ve mücahede ile Ebubekir'ler âlâ evlerine çıksınlar. Ebu Cehiller esfel-i safine girsinler. Eğer masumlar böyle musibetlerde sağlam kalsaydılar Ebu Cehiller aynen Ebu Bekir'ler gibi teslim olup Mücahede ile manevi terakki kapısı kapanacaktı ve sırrı teklif bozulacaktı. Eğer masumlar böyle musibetlerde sağlam kalsaydılar. İşte mesela enkaz altından çocuklar çıkıyor, bebekler çıkıyor. Tamam yani muhafaza olanlar da var. Ama yani ekseriyet olsaydı böyle dikkat çekecek şekilde. Eğer masumlar böyle musibetlerde sağlam kalsaydılar Ebu Cehiller ile Ebubekir'ler gibi teslim olup mücahedeyle manevi terakki kapısı kapanacaktı ve sırrı teklif bozulacaktı. Yani onların yani inkar etmek isteyenlerin elinde Cenabı Hak hiç fırsat vermemiş olacaktı. Yani adam mesela şimdi gökyüzünde yıldızlarla la ilahe illallah yazılsa hatta inkar etmek isteyen adam inkar edemeyecek bu sefer. Yani o noktada bir mücahedeyi kaybetmiş olacak. Mesela şimdi ne yapıyor? Tabiat diyor, başka bir şey diyor, felsefe yapıyor. Bir şeyden arkasına sığınabiliyorlar. Onlar da kalmayacaktı yani. İrade ilahi böyle çok aşikar gözükecekti. Bu sefer teslim olup mağlup olacaklardı. Mağlup olunca yani tam mağlup olacaklardı. Yani yani gözlü tabaka içinde dahil olmak üzere. Yani tefekkür edenler için zaten mağluplar. Herkes için mağlup olacaklardı. O zaman mücahede olmayacaktı. Dolayısıyla terakki kapısı kapanacaktı. Tekrar kapısı kapanmasın, sırrı teknik bozulmasın diye ondan sonra imtihan sırrı bozulmasın diye musibet umumi geliyor. Eğer masumlar böyle musibetlerde sağlam kalsaydılar, Ebu Cehiller aynen Ebubekir'ler gibi teslim olup mücahedeyle manevi terakki kapısı kapanacaktı ve sırrı teklif zayi olacak. Sırrı teklif bozulacaktı. Madem mazlum, zalim ile beraber haber musibete düşmek hikmet-i ilahice lazım geliyor. Yani o musibet geldiği zaman artık mazlumların da zalimlerle beraber o musibete düşmesi hikmet ilahice lazım geliyor bu imtihan sırrından dolayı. O zaman da böyle bir sual tereddüt ediyor. Acaba o biçare mazlumların rahmet ve adaletten hisseleri nedir? Mazlum eee yani zalimler yüzünden Böyle bir şey geldi başına. O zaman onlara rahmet ve adalet hissesi nedir? Yani onların rahmet ve adalet onların hisselerini nasıl verecek? Acaba o biçare mazlumların rahmet ve adaletlerini hisselerini nedir? Bu suale karşı cevaben denildi ki. Bak hep böyle yani bu cevaplar çok kutsi yani. Ve ilhamen Cenabı Hak bildiriyor. Bu suale karşı cevaben denildi. ki, o musibetteki gazap ve hiddet içinde onlara bir rahmet cilvesi var. O musibetteki gazap ve hiddet içinde onlara bir rahmet cilvesi var. Çünkü o masumların fani malları onların hakkında sadaka olup baki bir mal hükmüne geçtiği gibi o masumların fani malları onların hakkında sadaka olup baki bir mal hükmüne geçtiği gibi Yani Cenabı Hak o fani malları baki bir mal hükmüne geçiriyor. Diyelim ki ev yıkıldı. Ona baki bir ev veriyor. Veya işte eee yani bir şey zayi oluyor. Mesela onu sadaka sayıyor. O kadar sadaka vermiş gibi onu bakileştiriyor. Fani mal baki oluyor. Yani çok karlı bir durum. Fani malları onların hakkında sadaka olup bir baki bir mal hükmüne geçtiği gibi Fani hayatları dahi, bir baki hayatı kazandıracak derecede bir nevi şehadet hükmünde olarak, fani hayatları dahi geri kalmış, baki kalmış, 20-30-40 senelik bir hayat hani tahmini oldu diyelim. O kısmı Cenabı Hak alıyor. Fani hayatları dahi bir baki hayatı kazandıracak derecede bir nevi şehadet hükmünde olarak. Yani o baki kalan hayatı ondan sonra geri kalan hayatı yani baki hayatı kazandıracak derecede bir nevi şehadet hükmünde olarak. Yani biliyoruz mesela şahit şehitler sorguya tabi olmuyor. Yani Mahkeme-i Kübra'ya çıkartılmıyor. Mahkeme-i Kübra'da direkt böyle teyit geçiyor yani. Hesaba şey yapılmadan direkt cennete alınıyor. Çünkü şehadet mertebesi çok yüksek olduğu için teraziye girmeye gerek kalmıyor. Yani böyle yüksek bir mertebeyi kazanıyor. Fani hayatları dahi bir baki hayatı kazandıracak derecede bir nevi şehadet hükmünde olarak Nispeten az ve muvakkat bir meşakkat bir meşakkat ve azaptan. Nispeten az ve muvakkat bir meşakkat ve azaptan. Yani burada işte deprem anında meşakkat çekmiş midir, azap çekmiş midir, çekmemiş midir? Yani çekmeyenler de olabilir. Uyanmadan vefat edenler de olabilir. Uyandıktan sonra 5-10 dakika bir-iki saniye, birkaç saat yani artık kişiden kişi değişebilir. Orada İşte azap çekti diye insan üzülüyor. Ama buradaki cümleden o çektiği azap nispetinde kazancı da o nispetinde büyük oluyor. Yani belki birkaç dakika, birkaç saat azap çekmiş oluyor. Cennetteki mertebesi de ona göre yüksek oluyor. Bu cümleden anladığımız. Nispeten az ve muvakkat bir meşakkat ve azaptan büyük ve daimi bir kazancı kazandıran. Az bir zaman meşakkat çekiyor onun karşı Büyük ve daimi bir kazancı kazanıyor. Yani diğer taraftan hani azap çektiğinde üzülüyoruz ama azabın karşılığında da büyük ve daimi bir kazancı kazandığı için de oradan da yani onlar için memnun oluyoruz. Kazandığı için. Nispeten az ve muvakkat bir meşakkat ve azaptan büyük ve daimi bir kazancı kazandıran bu zelzele. Onlar hakkında aynı gazap içinde bir rahmettir. Gazap umumi geliyor ama onlara da bu gazabın içine Cenabı Hak rahmet etmiş oluyor. Yani burası çok kıymetli dar. Fani imanları baki mal hükmüne geçiyor. Fani hayatları da şehadet mertebesi kazanıp o arada da meşakkat çektiyse de o da baki bir kazanç olarak ona iade edilecek. Şimdi gene güzel devam eden bir sual. Yani bu musibet geliyor. Koca bir unsur değil de yani yine herkese hususi şekilde de ceza verebilirdi. Yani böyle bir unsuru musallat etmesinin sebebi ne diye güzel bir sual. 5. sual adil ve rahim kadir ve hakim neden hususi hatalara hususi ceza vermeyip koca bir unsuru musallat eder? Adil ve rahim kadir ve hakim neden hususi hatalara hususi ceza vermeyip bir unsuru musallat eder. Cenabı Hak adildir, rahimdir, kadirdir, hakimdir. Neden hususi hatalara, hususi ceza vermeyip, yani o depreme, zelzeleye sebep olan kişilere farklı bir şekilde de ceza verebilirdi. Tek tek onları ayrı ayrı ceza verebilirdi. Öyle yapmıyor da koca bir unsuru musallat ediyor. İşte hava unsurunu, su unsurunu, ondan sonra toprak unsurunu, böyle büyük unsurları, ateş unsurunu böyle musallat etmesinin sebebi nedir? Bu hal cemal-i rahmetine ve şumul-i kudretine nasıl muvafık düşer? Yani böyle büyük bir tokat gibi yani böyle külli bir şekilde olması cemal-i rahmetine şumul-i kudretine nasıl muvafık düşer? Evet, yani Cenab-ı Hak kudretiyle her şeye kadir yani hususi ceza da verebilirdi. Ondan sonra hususi verebilirdi. Bunun rahmetine nasıl muvafık düşer? El cevap: Kadir-i Zülcelal her bir unsura çok vazifeler vermiş. Ve her bir vazifede çok neticeler verdiriyor. Kadir-i Zülcelal her bir unsura çok vazifeler vermiş. Hava unsurunun vazifesi, toprak unsurunun vazifesi, su unsurunun vazifesi, bunların hepsinin küli vazifeleri var. Her bir vazifede çok neticeler verdiriyor. Bir unsurun bir tek vazifesinde bir Bir tek neticesi çirkin ve şer ve musibet olsa da sair güzel neticeler bu neticeyi de güzel hükmüne getirir. Kader istası okurken bunu okumuştuk. Yani ateşin yüzel hikmetleri var. Yüzel faydaları var. Bazı insanlar yanlış kespiyle o şeyden zarar görse ateş şerdir diyemez. Diğer yüzlerce güzel neticeleri onu da güzel hükmüne getirir. Bir unsurun bir tek vazifesinde Bir tek neticesi çirkin ve şer ve musibet olsa da sair güzel neticeler bu neticeyi de güzel hükmüne getirir. Eğer bu tek çirkin netice vücuda gelmemek için insana Karşı hiddete gelmiş o unsur o vazifeden men edilse o vakit o güzel neticeler adedince hayırlar terk edilir ve lüzumlu bir hayrı yapmamak şer olması haysiyetiyle o hayırlar adedince şerler yapılır. Eğer bu tek çirkin netice vücuda gelmemek için insana karşı hiddete gelmiş o unsur o vazifeden men edilse o vakit o güzel neticeler edince hayırlar terk edilir ve lüzumlu bir hayrı yapmamak şer olması haysiyetiyle o hayırlar edince şerler yapılır. Mesela su unsurunda adam mesela sudan yağmurdan ıslanıyor, hasta oluyor. Yağmur yağmasın dememesi lazım. Orada kendi yağmurun şer olması, kendi şemsiyesini almadığı için ve elektrik mesela işte ondan sonra Yüzler, binler hikmetleri var. Çıplak el ile dokunup çarpılıyor mesela yine kendi hatasından. Yani o unsur hizmet ediyor ama onun kaidesi var, kuralı var. Onun tabi olması lazım. İşte bazı insanlar var dikkatsizliğinden dolayı da olsa zarar görecek diye o unsur o vazifeden men edilse bu sefer o unsurun yüzlerce hayırlı neticeleri vücuda gelmeyecek. O zaman bir tek şer olmasın diye yüzler hayırlar vücuda gelmeyecek. Yüzler şerler meydana gelmiş olacak. Şer-i cüzî Yerine şer-i külli olacağım. Lüzumlu bir hayır yapmamak, şer olması haysiyetiyle o hayırlar edilince şerler yapılır. Ta bir tek şer gelmesin gibi gayet şirkin ve hilaf-ı hikmet ve hilaf-ı hakikat bir kusurdur. Kudret ve hikmet ve hakikat kusurdan münezzehtirler. Madem bir kısım hatalar unsurları ve arzı hiddete getirecek derecede bir şümüllü isyandır. Bir kısım hatalar unsurları ve arzı hiddete getirecek derecede bir şümullü isyandır. Ve çok mahlukatın hukukuna bir tahkirli tecavüzdür. Yani bir kısım hatalar böyle hani işte hususi hatalar gibi değil. Yani büyük şümullü isyanlar oluyor. Bir kısım hatalar unsurları ve arzı hiddete getirecek derecede bir şümullü isyandır ve çok mahlukatın hukuk bir tahkire tecavüzdür. Elbet o cinayetin fevkalade çirkinliğini göstermek için yani o böyle unsurlar mertebesinde olmasının şeyi o cinayetin fevkalade çirkinliğini göstermek için. Koca bir unsura o koca bir unsura külli vazifesi içinde onları terbiye et diye emir verilmesi aynı hikmettir ve adalettir. ve mazlumlara aynı rahmettir. Elbet o cinayetin fevkülade çirkinliğini göstermek için koca bir unsura külli vazifesi içinde onları terbiye et diye emir verilmesi. Demek ki o en başta işte emirle hareket ediyor bir emir de bu demek ki külli vazifesi içinde onları terbiye et diye emir verilmesi. aynı hikmettir ve adalettir ve mazlumlara aynı rahmettir. 6. sual zelzele küreye arz için küreye arzın içinde inkılab-ı madeniyenin neticesi olduğunu ehli gaflet inşa edip adeta tesadüfi ve tabii ve maksatsız bir hadise nazarıyla bakarlar. İşte küre yarının içinde Risale-i Nur'da da işte 200 100.000 dereceye kadar varan küre arzı merkezine ateş var. Ondan sonra o yani dehşetli bir ateşin için üstündeyiz. Orada bir sürü küre arzın için inkilabatlar, bir sürü hareketler, bir sürü devir daimi şeyler oluyor mesela. Cenabı Hakk'ın hikmetiyle, kudretiyle küre arzın içinde inkilabat madeniyenin neticesi olduğunu ehli gaflet inşa edip adeta tesadüfi ve tabii ve maksatsız bir hadise nazarıyla bakarlar. Tabii biz öyle bakmıyoruz. Yani oradaki hadiseler ondan sonra yine Cenabı Hak'ın iradesiyle, kudretiyle ama ehli gaflet ne yapıyor? Sırf o noktaya dikkat çekiyor. İşte tesadüfi bir olay gibi, tabii bir olay gibi, maksatsız bir olay gibi göstermeye çalışıyorlar. Bu hadisenin manevi esbabını ve neticelerini görmüyorlar. Bu hadisenin manevi sebepleri işte insanların hataları, kusurları, küfürleri var ve bunun neticesinde ehli imanları terbiye etmek var. Bu hadisenin Yani bir esbabını ve neticelerini görmüyorlar. Ta ki intibaha gelsinler. Yani intibaha gelmesi için, insanların uyanması için ondan sonra Cenabı Hak'tan geldiği, Cenabı Hak'ın bunu bir maksat için verdiği noktaların düşünmesi lazım. Cenabı Hak'la alakasını kesmeye çalışıyorlar ki insanlar uyanmasın. Hayatlarına böyle bir ondan sonra tekrar bakıp kendilerini böyle bir ondan sonra kusurları varsa onlardan arındırmasınlar diye Çalışıyorlar. Bu hadisenin mani ve esbabını esbabını ve neticelerini görmüyorlar ta ki intiba gelsinler. Bunların istinat ettiği maddenin bir hakikati var mıdır? Bunların dayandığı işte fay diyorlar, fay kırdı yok, enerji birikti vesaire. Bunların bir hakikati var mı? Yani hakikati var mı? Yani bunlar var mı? Bunlar var ama hakikati bu değil. Hakikati Cenabı Hakk'ın ondan sonra iradesi, ondan sonra Cenabı Hak'ın terbiye etmesi, Cenabı Hak'ın böyle ondan sonra o manalar yani. Bunların istinat ettiği maddenin bir hakikati var mıdır? Her cevap dalaletten başka hiçbir hakikati yoktur. Evet. Çünkü her sene 50 milyondan ziyade münakkaş, muntazam gömlekleri giyen ve değiştiren küre arzın üstünde. Her sene 50 milyondan ziyade münakkaş, muntazam gömlekleri giyen ve değiştiren. Küreyarzın üstünde. Binler envaın bir tek nevi olan, mesela sinek taifesinden, hadsiz efradından bir tek ferdin, yüzel azasından bir tek uzvu olan kanadının kast ve irade ve meşiyet ve hikmet cilvesine mazhariyeti ve ona lakat kalmaması ve başı boş bırakmaması gösteriyor ki değil hadsiz zişuurun beşiği ve anası ve merci ve hamisi olan küre arzın ehemmiyetli efal ve ahvali belki hiçbir şeyi cüzi olsun, külli olsun irade ve ihtiyar ve kast ilahi haricinde olmaz. Yani çok güzel bir delil ortaya koyuyor. Her sene 50 milyondan ziyade münakkaş muntazam gömlekleri giyen ve değiştiren Her sene 50 milyondan ziyade münakkaş muntazam gömlekleri giyen ve değiştiren. Evet, bu 50 milyon gömlek ne? Allah'ım ya. 50 milyondan ziyade münakkaş muntazam gömlekleri giyen ve değiştiren küre ağzın üstünde binler enva'ın bir tek nevi olan binler enva var. Hayvanlar nevi insan, eee, bitkiler, ağaçlar. Bunların bir nevi olan mesela sinek tayfesinden hadsiz efradından, sineklerin de bir baharda yaratılan sineklerin sayısı Hazreti Adem Aleyhisselam'dan kıyamete kadar gelmiş gelecek insan sayısından fazladır diyor. Bu kadar sineklerden bir tane sineğin, bir tek ferdin yüzler azasından işte bu hortumuydu, işte kanadıydı, yok efendim iğnesiydi, yok işte şusuydur, busuydur suydu. Yüzer azasından bir tek uzvu olan bir tek uzvu olan kanadının kast ve irade ve meşiyet ve hikmet cilvesinin masariyeti. Yani o sinek küçük olmakla beraber onun ondan sonra eee oradaki sanata baktığımız zaman mesela sinek tayfesinin hadsiz efradından bir tek ferdi ferdin yüzer azasından bir tek uzvu olan kanadının Kast ve irade ve beşiyet ve hikmet cilvesine masaliyeti. Kanadındaki o sanat, hikmet, iradenin tecellisi, hikmetli olması ve ona layikat kalmaması ve başı boş bırakmaması gösteriyor ki hadsiz zişurun beşiği ve anası ve merci ve hamisi olan küre-i arzın ehemmiyetli efal ve ahvali. Ya bir sinek, küçük bir sineğin kanadı Cenabı Hakk'ın meşiyetinden, hikmetinden Ondan sonra hariç değilse ona layık kalmıyorsa başı boş bırakmıyorsa o zaman değil hadsiz zişuurun beşiği ve anası. Nedir? Hadsiz zişuurun beşiğidir. Anası merci ve hamisi olan koca küreyarızın miyeti efal ve ahvali. İşte bu küreyarızın işte üzerindeki o ondan sonra şeylerin Hareket etmesi yani. Küre-i arzın ehemmiyeti ef'al ve ahvali belki hiçbir şeyi cüzi olsun, külli olsun, irade ve ihtiyar ve kast ilahi haricinde olamaz. Yani bu O kadar ehemmiyet verdiği zi hayatlar, insanların üzerine yaşadığı o toprağın da, kör azın hareketi de, onun hikmetinden, kudretinden hariç olması, iradesinden hariç olması mümkün değil. Fakat kadir-i mutlak hikmetinin muktezasıyla zahir esbabı tasarrufatına perde ediyor. Evet, perde meselesi var. Yani Cenab-ı Hak bütün işlerinde esbap perdesi kullanıyor. Bu tarz zahiren ondan sonra şer gözüken hadiselerle daha ziyade esbap perdesini kullanıyor. Fakat kadir-i mutlak hikmetinin muktezasıyla zahir esbabı tasarruf hatına perde ediyor. Zelzeleyi irade ettiği vakit bazen de bir madeni hareketi emredip ateşlendiriyor. Zelzeleyi irade ettiği vakit bazen de bir madeni hareketi emredip ateşlendiriyor. Haydi madeni inkılab dahi olsa yine emir ve hikmet ilahi ile olur. Başka olmaz. Yani onun arkasında yine Cenab-ı Hak'ın emri ve hikmeti vardır. Mesela bir adam bir tüfek ile birisini vurdu. Bir adam bir tüfek ile birisini vurdu. Huran adama hiç bakılmasa yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasrı nazar edip bir çara maktülün büsbütün hukukunu zayi etmek ne derece bela et ve divaneliktir. Mesela bir adam bir tüfek ile birisini vurdu. Vuran adama hiç bakılmasa yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasır nazar edip bir şere maktülün büsbütün hukukunu zayi etmek ne derece bela et ve divaniliktir. Aynen öyle de Kadir-i Zülcelal'in musakkar bir memuru belki bir gemisi bir tayaresi olan küre arzın içinde bulunan ve hikmet ve irade ile iddihal edilen Bir bombayı ehli gaflet ve tuyanı uyandırmak için ateşlendirdiği olan emri Rabbani'yi unutmak ve tabiata sapmak hamakatın en eşneğidir. Evet, burada bitirelim. İnşallah yarın tekrar 5. sualden tekrar alırız.

3105.ders 14.söz-zeyl-1.2.3.4.5.sualler-zelzele-Bir bela, bir musibetten çekininiz ki — Nur Risale Dersleri