NNur Risale DersleriNur Risale
← Tüm dersler

3106.ders 14.söz-zeyl-6.7.sualler-Bu dünya bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır

Sözler · 40:39 · 19 Eyl 2026

Ders metni

Euzu billahi mineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Bu giriş kısmını bir daha okuyup kaldığımız yerden devam edeceğiz inşallah. 14. sözün zeyli. Bismillahirrahmanirrahim. Şu sure katiyen ifade ediyor ki Kürri-i Arz hareket ve zelzalesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor. Bazen de titriyor. Yani ayet-i kerimenin ifadesiyle yani bu meselede ondan sonra ayetle sabit yani Kürri-i Arz'ın hareket ve zelzalesinde vahiy ve ilhama mazhar olarak emir tahtında depreniyor. Bazen de titriyor. Manevi ve ehemmiyetli bir canipten şimdiki zelzele münasebetiyle 6-7 cüzi suale karşı yine manevi ihtar yardımıyla cevapları kalbe geldi. Yani böyle bir risalenin yazılmasını manevi ve ehemmiyetli bir canipten ondan sonra bir iftarla yazdırılıyor. Cevaplar da yine manevi ihtar yardımıyla geliyor. Demek ki çok ciddi İhtiyaç var bu meselelere, buradaki suallere, cevaplarına. Tafsilen yazmak kaç defa niyet ettimse de izin verilmedi. Demek ki bu sariyi okurken ya cümlelerde ne anlatılıyorsa sadece onu ifade etmek lazım. Fazla tafsilata izin verilmeli diyor. Biz de yani fazla tafsilata girmeden sadece cümle cümlelerde ne anlatılıyor ona baksak yeterli olacak. Hem de ona da mühim hikmet var yani. Yalnız icmalen kısacık yazılacak. 6. sual dün 5 5'ini okumuştuk. 6'ya 6'da 6'ya gelmiştik. 6. sual zelzele küre-i arzın içinde inkilabat-ı madeniyenin neticesi olduğunu ehli gaflet inşa edip adeta tesadüfi ve tabii ve maksatsız bir halise nazarıyla bakarlar. Zelzele Şüpheli arzın içinde inkılabı madeniyenin neticesi olduğunu ehli gaflet inşa edip adeta tesadüfi ve tabii ve maksatsız bir hadise nazarıyla bakarlar. Yani onu sadece nazara verip ondan sonra sanki tesadüfi gibi tabii bir olay gibi hiçbir maksat ilahi yokmuş gibi göstermeye çalışıyorlar. Elbette bu İnkılab-ı madeni olabilir. Ama hakikatı bu değil. Bununla alakalı yine sözlerde bir yer var. Üstadımız burada ifade ediyor. Hikmet-i tabiiyenin bir filozofunun şu kelamdan nasibi şudur ki küre-i zeminin karnında bazı inkılabat ve imtizacatın neticesi olarak yani bu fenden tespit edilmiş küre-i arz içerisinde üç katman var. Bir yer kabuğu ince bir yer kabuğu, toprak, taş tabakası, altında manto dedikleri yumuşak bir tabaka, alt onun da altında sıcak magma üç tabaka var. Elbette 200.000 dereceye kadar bir sıcaklık var. O yerin altında da bir sürü faaliyetler Cenabı Hak icra ediyor. Oradaki faaliyetlerin neticesinde Cenabı Hak yukarıda da bazı hareketler halk ediyor. Bunlar elbette bir kanunu, bir nizamı, intizamı var. Bununla yani bunun neticesinde o küre ağzının altındaki o inkılabın neticesinde inkılabat ve imtizacatın neticesi olarak hasıl olan zelzele ve ihtizazatı, sarsıntıları, dağların zuhuruyla sükûnet bulduğunu. Yani çok büyük kaynamalar ondan sonra meydana geliyor, Cenabı Hak getiriyor. Bunlar dağların zuhuruyla sükûnet bulduğunu. Eğer dağlar böyle zuhur etmese o anda medar medar ve mihverindeki istikrarına dünyanın Güneş etrafındaki dönmesine kendi tarafını dönmesine buna ve zelzelenin irticacıyla sarsmasıyla medar-ı senevisinden çıkma çıkmamasına sebep dağların hurcu olduğunu Evet bu zemin hareketleri olmasa belki küreyi arz medar-ı senevisinden Güneş etrafında Etrafındaki döndüğü o yörüngeden çıkabilecek. Bu şekilde hareketlerle dağların hurcu ile buna canavar mani oluyor. Dağların hurcu olduğunu ve zeminin hiddeti ve gazabı dağların menafiziyle teneffüs etmekle. Hani düdüklü tencere çok güzel misal. Yani düdüklü tencere kaynadıkça eğer şey açılmazsa emniyet sebebi veya herhangi bir o yukarıdaki şeyi daha büyük bir felaket olabiliyor. İşte bu zeminin bu dağların menafiziyle, volkanik, ondan sonra oradaki menfezlerle filan zemini hiddeti ve gazabı dağların menafiziyle teneffüs etmekle sükûnet ettiğini fehm eder. Tamamen imana gelir. El hikmet Bu da Allah'ın bir hikmeti sonuçta. Tabii tesadüfü değil. Yani Cenabı Hakk'ın iradesiyle, kudretiyle hasıl olan bir faaliyet. Bu hadisenin manevi esbabını ve neticelerini görmüyorlar. Ta ki intibaha gelsinler. Sadece o hareketlere fay kırılması vesaire onlara nazar edip bunun manevi sebeplerini ve neticelerini görmüyorlar ta ki intibaha gelsinler. Yani insanların İşte vaziyetleriyle alakalı sebepleri olduğunu görmüyorlar. Eğer görmüş olsalar insanlara bir intibah uyanma meydana gelecek. Bunların istinat ettiği maddenin bir hakikati var mıdır? Bunların dayandırdığı yer jeolojik hareketler vesaire bunların bir hakikati var mıdır? Yani bu hareketler var mıdır demiyor. Bunların bir hakikati var mıdır? Yani sadece bunlara dayandırabilir miyiz? Bunlarla izah edebilir miyiz? denirse elbette el cevap dalaletten başka hiçbir hakikati yoktur. Yani bu yerkürenin hareketinde kudret lazım, ilim lazım, irade lazım, hikmet lazım, bir sürü esmanın tecellisi oluyor. Oradaki yani tabiatta, tesadüfte bu isimler yok. Kudret yok, ilim yok, hikmet yok. Onlara dayandırmak ne olur? Dalalet olur. Dalaletten başka hiçbir hakikati yok. Çünkü her sene 50 milyondan ziyade münakkaş muntazam gömlekleri giyen ve değiştiren. Cenabı Hak her sene yeryüzünde milyonlarca elbiseleri, gömlekleri değiştiriyor. Münakkaş muntazam gömlekleri giyen ve değiştiren küre yarızın üstünde binler envahın bir tek nevi olan mesela sinek tayfesinden hadsiz efradından bir tek derdin yüzel azasından bir tek uzvu olan kanadının kast ve irade ve meşiyet ve hikmet cilvesine mazhariyeti. Yani ne diyor? Binler envaı var. Binler envaıın işte hayvanat nevi, ondan sonra şeker nevi, nebatat nevi. Bunlardan sadece bir nev sinek tayfesi. Onun yine hadsiz fertlerinden bir tanesinin Yüzer azası var. Oradan bir tek uzuv olan kanadının yani en cüzi bir mahlukun 100 tane azası bir azasını bile Cenabı Hak tesadüf ve tabiat kendi kendine bırakmıyor. Yani bu kadar ehemmiyetsiz yani adi küçük bir mahluku bile tesadüfe bırakmıyor. Onun hikmeti ile iradesi, hikmeti ile adaleti ile rahmeti ile idare ediyor. Kanadının kast ve irade, beşiyet ve hikmet cilvesine mazariyeti. Ve ona lakat kalmaması ve başı boş bırakmaması gösteriyor ki. Çünkü o kadar sanat hani tefekkür ediyoruz sineğin işte kanadını hortumunu gözünü vesaire. O kadar sanatlı yaratıyor ki ondan sonra bu kadar adi küçük bir mahluka ehemmiyet veren bizzat elbette en yüksek mertebede ondan sonra insan gibi küre arzın halifesi makamında bir insanın hayatını hayatını alakadar eden bir meseleyle elbette tesadüfle tesadüfe bırakmayacaktır. Gösteriyor ki değil hadsi zişuurun beşiği ve anası ve merci ve hamisi olan koca köreye arzın hadsi zişuurun beşiği bir hadsi zişuurun bir küreye üzerinde yaşıyor. Cenabı Hak bir beşik olarak yaratmış anası yani bütün ihtiyaçlarını oradan karışılıyor. Oradan çıkıyor. Mercii, müracaat yeri, hamisi. Kim Belki hiçbir şeyi cüzi olsun, külli olsun, irade ve ihtiyar ve kast-ı ilahi haricinde olamaz. Üzerindeki binler envadan bir ferdin güzel azasından kanadını ondan sonra başı boş bırakmayan elbette küreyi arzın efalini, harekatını, ondaki zelzeleyi de elbette o da onun irade İhtiyar ve kast ilahisinin haricinde olamaz. Fakat kadir-i mutlak hikmetinin muktezasıyla esbab-ı zahir esbab-ı tasarruf hatına perde ediyor. Kadir mutlak hikmetinin muktezasıyla zahir sebepleri tasarruf fatıhına perde ediyor. Hikmetinin muktezasıyla. Bunu mesela 22. sözün 2. mefasının başında da söylüyor. Yani Cenabı Hak ondan sonra esbap perdesine halk etmiş. Ondan sonra mesela Ecel gibi Ecel hadisesini Azrail Aleyhisselam, Azrail Aleyhisselam'ın hastalıkları perde ediyor. Veya bu kainattaki icraatı hep böyle sebepler perdesi arkasında yaratıyor. Burada da öyle. Kadir-i mutlak hikmetinin muktezasıyla zahir esbab-ı tasarrufâtına perde ediyor. Zelzeleyi irade ettiği vakit bazen de bir madeni harekete emredip ateşlendiriyor. Zelzeleyi irade ettiği vakit bazen de bir madeni hareketi emredip ateşlendiriyor. Yani önce Cenab-ı Hak zelzeli irade ediyor. Ondan sonra o eee madeni hareketlendiriyor. Zaten şu anda ehli fende yani yani depremin nerede, ne zaman, nasıl olacağını tespit etmemiz mümkün değil diyorlar yani. Çünkü yer altından kaynayan bir kazan var. Nereden patlayacağı, ne zaman patlayacağı yani fenden tespiti imkansız. Dolayısıyla can almak ne zaman isterse o zaman kalk ediyor. Zelzeleyi irade ettiği vakit bazen de bir madene hareketi emredip ateşlendiriyor. Haydi madeni inkılab dahi olsa Yine emir ve hikmet ilahi ile olur, başka olamaz. Madenleri yaratan inkılapları da yaratan Cenabı Hak yine onun emriyle, kudretiyle, hikmetiyle olur. Yine emir ve hikmet ilahiyle olur, başka olamaz. Mesela bir adam bir tüfek ile birisini vurdu. Vuran adama hiç bakılmasa yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasrı nazar edip bir çare maktülün büsbütün hukukunu zayi etmek ne derece belahet ve divaniliktir. Mesela bir adam bir tüfek ile birisini vurdu. Vuran adama hiç bakılmasa yalnız fişekteki barutun ateş alması noktasına hasrı nazar edip işte oradaki tüfekteki faaliyeti işte tetiği çekti, ondan sonra piymarhiye geldi, şöyle oldu, böyle oldu. Hep onları anlatıp bütün nazarı oraya çekip biçara maktülün, o vefat eden biçara maktülün müspitin hukukunu zayi etmek ne derece belahat ve divaneliktir. Aynen öyle de Kadir-i Zülcelal'in müstakkar bir memuru belki bir gemisi, bir tayyaresi olan küreyarzın içinde küreyarzın içinde bulunan ve hikmet ve iradeyle iddihar edilen bir bombayı ehli gaflet ve tuhiyane uyandır için ateşlendirdiği olan emri rabbaniyi unutmak ve tabiata sapmak hamakatın en eşneğidir. Küre-i arzın musahkar bir memuru, belki bir gemisi, bir tayyaresi olan küre-i arzın. Küre-i arz nedir? Kadir-i Zülcelal'in celal sahibi, kudret sahibi Cenab-ı Hakk'ın musahkar bir memuru. Yani Cenab-ı Hakk'ın emrine musahkar. Belki bir gemisi. Si hayatı, onların ihtiyaçlarını içine almış, bir gemisi, bir tayyaresi olan köre-i arzın içinde bulunan ve hikmet ve irade ile iddihar edilen bir bombayı, ehli gaflet ve tuhyanı uyandırmak için ateşlendir diye olan emri Rabbani'yi unutmak. Demek ki buradaki hikmet ne? Ehli gaflet ve tuhyanı uyandırmak için. İnsanlar hakikate karşı gaflet içerisinde olanları uyandırmak için ateşlendirdiği olan emri-rabbaniyi unutmak ve tabiata sapmak hamakatın en eşneyidir. Evet, yani bu zaten risan-ı tevhid bahisleri ile de bu meseleye bakabiliriz daha geniş olarak. Zerrelerden yıldızlara kadar her şey Cenabı Hakk'ın emriyle, iradesiyle, kudretiyle hareket ettiğini zaten bütün külliyatta okuyoruz. 6. sualin tetiği mesleği haşiyesi ehli Ehli dalalet ve ilhat mesleklerini muhafaza ve ehli imanın intibahlarına mukabele ve mümanaat etmek için o derece garip bir temerrüt ve acih bir hamakat gösteriyorlar ki insanı insaniyetten pişman eder. Ehli dalalet ve ilhat hakikaten uzaklaşmış hakikaten sırtını çevirmiş ehli dalalet ne yapıyormuş? Mesleklerini muhafaza O dalalet mesleğini, tabiat mesleğini muhafaza etmek istiyor. Şimdi Allah yapıyor. Allah irade etti deyince tabii mesleklerini kaybedecekler. Ehli imanın intibahlarına mukabele ve mümanaat etmek için. İşte hatalarımız vardı, kusurlarımız vardı. Cenabı Hak işte rahmeti ile hikmeti ile böyle halk etti deyince bu sonra ehli iman bundan ders alacak, ibret alacak. Buna mani olmak için, mukabele ve mümanaat etmek için o derece garip bir temerrüt ve acib bir hamakat gösteriyorlar ki insaniyeti insaniyetten pişman eder. Mesela bu ahirde beşerin bir derece umumiyet şeklini alan Zulümlü, zulümatlı isyanından, kainat ve nasır-ı külliye kızdıklarından, mesela bu ahirde beşerin bir derece umumiyet şeklini alan zulümlü, zulümatlı isyanından, zulümlü, zulümatlı isyanından. Yani isyanın bir de zulümlüsü. Yani hakikatlardan da gaflet ederek böyle bir derece umumiyet şeklini alan zulümlü, zulümatlı isyanından, kainat ve anasır-ı külliye kızdıklarından, kainat ve anasır-ı külliye kızdıklarından ve halik-i arz ve semavat dahi değil hususi bir rububiyet, belki bütün kainatın, bütün alemlerin Rabbi ve Hakimi haysiyetiyle külli ve geniş bir tecelli ile kainatın heyet-i mecmuasında ve rububiyetin daire-i külliyesinde Nev insanı uyandırmak ve dehşetli tuyanından vazgeçirmek ve tanımak istemedikleri kainat sultanını tanıttırmak için. Emsalsiz kesilmeyen bir su, hava ve elektrikten zelzeleyi, fırtınayı ve harbi umumi gibi umumi ve dehşetli afatı nev insanın yüzüne çarparak onunla hikmetini, kudretini, adaletini, kayyumiyetini, iradesini ve hakimiyetini pek zahir bir surette gösterdiği halde. İnsan suretinde bir kısım ahmak şeytanlar ise o külli işarat-ı Rabbaniye'ye ve terbi-i ilahiye karşı evlehane bir temerrüt ile mukabele edip diyorlar ki: "Tabiattır, bir madenin patlamasıdır, tesadüfidir." Bu cümleyi bir daha okuyalım. Mesela bu ahirde beşerin bir derece umumiyet şeklini alan zulümlü, zulümatlı isyanından. Yani bunu hepimiz müşahede ettik yani son zamanlarda. Artık bu gözüküyordu. Bu hayrde beşerin bir derece umumiyet şeklini alan zulümlü, zulümatlı isyanından kainat ve nasır-ı külliye kızdıklarından. Yani Cenabı Hak kainatı niçin yaratmış? Bütün o külli unsurları bizim hizmetimize niye vermiş? İnsanlar bu arz üzerinde Rabb'lerini tanıyacaklar, ona ibadet edecekler, ona muhabbet edecekler. Cenabı Hakk'ımız telakki edecekler. Onun için hizmetkar olmuş. Ama insanlar bu hakikattan gaflet edince sonra kainat ona asır-ı külliye kızdıklarından ve halık-ı arz ve semavat dahi arzın, semanın halıkı olan Cenabı Hak dahi değil hususi bir rububiyet. Belki bütün kainatın, bütün alemlerin Rabbi ve Hakimi haysiyetiyle. Cenab-ı Hak bütün kainatın, bütün Bütün alemlerin Rabb'idir, hakimidir, haysiyetiyle, külli ve geniş bir tecelliyle, kainatın heyeti mecmuasında ve rububiyetin daire-i külliyesinde, nevi insanı uyandırmak ve dehşeti tuyanından vazgeçirmek. Mesela uyandırmak tabiri de, mesela uyuyan insan etrafında ne olduğundan haberi olmaz. Manevi olarak uyuyan insan da Yani kainatın hakikatlarından haberdar olmuyor. Aklı, kalbi uyur vaziyette oluyor. Onu uyandırmak yani hakikatlere karşı gözünü açtırmak için nevi insanı uyandırmak ve dehşetli tuyanından vazgeçirmek. Yani hayat bunun için verilmemiş. Hayat ibadet için verilmiş. Onu o istikamete getirmek için dehşetli tuyanından vazgeçirmek ve tanımak istemedikleri kainat Sultanını tanıttırmak için. Emsalsiz kesilmeyen bir su, hava ve elektrikten zelzeleyi, fırtınayı ve harbi umumi gibi umumi ve dehşetli afatı nevi insanın yüzüne çarparak kesilmeyen bir su işte yani bu sel felaketleri mesela kesilmeyen bir su hava işte hava fırtınaları vesaire hava Hava ve elektrikten zelzeleyi, fırtınayı ve harbi umumi gibi demek harbi umumi de bu manada düşünmek lazım. Harbi umumi gibi umumi ve dehşetli afatı ne bir insanın yüzüne çarparak onunla hikmetini, kudretini, adaletini, kayyumiyetini, iradesini ve hakimiyetini pek zahir bir suretle gösterdiği halde insan suretinde yani bütün bu hadiselerden Cenabı Hak'ın hikmetini yani niçin yaratmış kainatı, insanı, hikmetini, kudretini, adaletini, yani bütün her şeyin hakkı nedir? Hayatın hakkı nedir? Bu kadar her şeyin yaratılması Hakkı nedir? Gereği nedir? Adaletini, kayyumiyetini her an Cenab-ı Hak insanı kainatı ayakta tutuyor. Kayyumiyetini, iradesini, hakimiyetini pek zahil bir suretle gösterdiği halde insan suretinde bir kısım ahmak şeytanlar ise o külli işarat-ı Rabbaniye'ye ve terbi-i ilahiye karşı Cenab-ı Hak külli bir işarat-ı Rabbaniye işarat-ı Rabbaniye ve terbiha ilahiye gösteriyor. Buna karşı eblehane bir temerrüt ile ahmakçasına bir inat gösteriyor. Anlamayacağız, görmeyeceğiz der gibi. Mukabele edip diyorlar ki: "Tabiattır, bir madenin patlamasıdır, tesadüfidir." "Tabiattır, bir madenin patlamasıdır, tesadüfidir." diyerek canakla alakasını kesmeye çalışıyorlar. Güneşin harareti elektrikle çarpmasıdır ki Amerika'da 5 saat bütün makineleri durdurmuş ve Kastamonu vilayeti cevvinde ve havasında semayı kızartmış, yangın suretini vermiş diye manasız heziyanlar ediyorlar. Dalaletten gelen hadsiz bir cehalet ve zındıkadan neşet eden çirkin bir temerrüt sebebiyle bilmiyorlar ki esbab yalnız birer bahanedirler, birer perdedirler. Dalaletten gelen hadsiz bir cehalet Yani en küçük zerrecikten en büyük yıldıza, kainatın tamamına kadar bütün her şey Cenab-ı Hak'ın kudretiyle, ilmiyle, hakimiyeti altında. Onun iradesiyle idare ediliyor. Bunu görmüyorsa dalaletten gelen hassiz bir cehalet ve zındıkadan neşeden çirkin bir temerrüt sebebiyle bilmiyorlar ki esbap yalnız birer bahanedirler, birer perdedirler. Onların tabiat dediği şey de o da o da da yine Allah'ın bir sanatı. Onlar sadece bir bahane, esbab yalnız birer bahanedirler, birer perdedirler. Şimdi güzel bir misalle meseleye baktıracak. Dağ gibi bir çam ağacının cihazatını dokunmak ve yetiştirmek için bir köy kadar 100 fabrika ve tezgah yerine küçücük çekirdeği gösterir. Şimdi çam ağacı düşünelim mesela koskocaman bir çam ağacı. Bu çam ağacının yaprakları var, dalları var. var, işte meyveler var vesaire mesela. Böyle bir ağacı meydana getirebilmek için ne lazım? Cihaz altını dokunmak ve yetiştirmek için bir köy kadar 100 fabrika ve tezgah yerine sıranın yapraklarını bir araya getirsen zaten kaç 100 metrekare halı yapar. Bir köy kadar 100 fabrika ve tezgah yerine küçücük çekirdeği gösterir. İşte bu ağaç bundan çıkmış. diye sanihinin o çamdaki gösterdiği bin mucizatı inkar eder misullü bazı zahiri sebepleri iradeder. Tamam o çekirdekten çıkmış da nasıl çıkmış? Kim çıkarmış? Onu oradan çıkartıp o kadar haşmetli bir şekilde kim yaratmış? O noktalara baktırmıyor. Sadece buradan çıkmış demekle yetiniyor. İşte o zaman ne kadar ahmakça bir noktaya gelmiş oluyor. İşte bu ağaç bundan çıkmış diye Saniyenin o çamdaki gösterdiği bin mucizatı, o çamdaki gösterdiği bin mucizatı inkar eder müslühler bazı zahiri sebepleri irade eder. Tam zahiri sebepler olabilir ama o sebepler o acı işte havalıydı, topraklı suydu. Hep bunlar tevhid bahsinden geçiyor. Yani öyle sanatlı bir eseri ortaya koyacak şeyler değiller. Bazı zahiri sebepleri irade eder. Halıkın ihtiyar ve hikmet ile işlenen pek büyük bir fiil-i rububiyetini içe indirir. Halıkın ihtiyar ve hikmet ile işlenen pek büyük bir fiil rububiyeti içerir. Yani o oçma hacı nedir? Cenabı Hakk'ın ihtiyarıyla, hikmetiyle işlenmiş pek büyük bir fiil rububiyeti. Orada ne kadar faaliyetler gerçekleşiyor. Bunu hiç şeyin nedir? Bazen gayet derin ve bilinmez ve çok ehemmiyetli bin cihette de hikmeti olan bir hakikate fenni bir nam takar. Bazen gayet derin ve bilinmez ve çok ehemmiyetli, bin cihette de hikmeti olan bir hakikate fenni bir nam takar. Bu da yine ondan sonra Hazretlerin dalalet yollarında yaptıkları bir hile. Bazen gayet derin ve bilinmez ve çok ehemmiyetli bir çok ehemmiyetli bin cihette de hikmeti olan bir hakikata. Feni bir nam takar. İşte elektrik kuvveti yok işte ondan sonra fotosentez veya böyle bir kelime buluyor. Feni bir nam takar oradaki harika icraata. Güya o nam ile mahiyeti anlaşıldı, adileşti, hikmetsiz manasız kaldı. İşte burada ne oluyor? İşte fotosentez oluyor. Fotosentez dediğin şey ne kadar harika, sanatlı, hikmetli, bir hadise yani. Bu hadise nasıl gerçekleşecek? Yani ilim, kudret, irade olmadan gerçekleşmez. Ama ona isim koyuyor. Tamam, bildim diyor. Güya o nam ile mahiyeti anlaşıldı, adireleşti, hikmetsiz, manasız kaldı. Evet. İşte gel belahet ve hamakatın nihayetsiz derecelerine bak ki, 100 sahife ile tarif edilse, yani o fotosentez tarif edeyim desen, 100 sahife de tarif edemezsin veya havadaki elektromanyetik dalgalar diyor mesela, onu bir kitap yazıyorsun gene yetmiyor. Bu kadar kanunları, ondan sonra esasları olan bir hadiseyi böyle bir kelimeyle kadar basitleştirmek mümkün değil. İşte gel belahat ve hamakatın nihayetsiz derecelerine bak ki 100 sahife ile tarif edilse ve hikmetleri beyan edilse ancak tamamıyla bilinecek derin ve geniş bir hakikat-ı meçhuleye bir nam takar. Malum bir şey gibi bu budur der. Mesela güneşin bir maddesi elektrikle çarpmasıdır. Hem bir birer irade-i külliye ve birer ihtiyar-ı am ve birer hakimiyet-i neviyenin unvanları bulunan ve âletullah namıyla Yad edilen fıtri kanunların birisine hususi ve kasti bir hadise-i rububiyeti irca eder. Birer irade-i külliye, külli irade, Cenabı Hak'ın külli iradesi, umumi ihtiyarı, ihtiyarı am ve birer hakimiyet-i neviyenin unvanları bulunan. Hakimiyet-i yani Cenabı Hak bütün nevlere hakimiyeti var. Birer hakimiyet-i neviyenin unvanları bulunan ve Adetullah namıyla yad edilen fıtri kanunların birisine. Evet, adetullah kanunların asıl adı nedir? Adetullah. Adetullah namıyla yad edilen fıtri kanunların birisine hususi ve kasdi bir hadisi rubiyeti irca eder. Adetullah namıyla yad edilen fıtri kanunların birisine Hususi ve kasti bir hadise-i rubbeti irca eder. O a o irca ile onun nispetini irade ihtiyar eden keser. Sonra tutar tesadüfe tabiata havale eder. Yani kanunları buluyor. Ondan sonra işte o kanuna dayandırıyor. O kanun dediğimiz şey nedir? Allah'ın adetidir. Allah'ın onu sürekli aynı şekilde yapmasıdır. Ama Allah'ın kanununu Allah'a perde yapıyor. O icra ile onun nispetini irade ihtiyariden keser, sonra tutar tabiat tesadüfe ve tabiata havale eder. Ebu Cehil'den ziyade muzaf bir eceliyet gösterir. Evet, ya bu meselenin tafsilatını taber salisi gibi risalelerde çok tafsilatlı üstadımız anlatıyor. Ebu Cehil'den ziyade muzaf bir eceliyet gösterir. Bir neferin veya bir taburun zaferli harbini bir nizam ve kanun askeri isnat edip, bir neferin veya bir taburun zaferli harbini bir nizam ve kanun askeriye isnat edip, işte bir nefer veya tabur zafer kazanıyor. Nasıl kazanıyor? İşte şu kanunu, şu taktiği uyguladılar. İşte bu taktik kurtardı diyor mesela. Tamam mı? O taktiği kim uyguladı? Kim icra etti? Onu söylemiyor. Bir neferin veya bir taburun zaferli harbini bir nizam ve kanun askeriye isnat edip komandanından, padişahından, hükümetinden ve kasti harekatla alakasını keser misüllü asi bir divane olur. Ya kanunlar Cenabı Hak, yani kanunlar Cenabı Hak'ın bir işi aynı şekilde yapmasıyla ondan sonra ortaya çıkan bir hakikat. Yoksa kanunlar ilim sahibi, kudret sahibi, irade sahibi, vücut sahibi bir şey değil. Ama kanunu tespit ediyor. İşte bu kanun bizi kurtardı diyor. diyor ve bu kanun yaptı. Halbuki kanun Cenabı Hakk'ın adeti. Bir neferin veya bir taburun zaferli harbini bir nizam ve kanun askeriye isnad edip mandanından, padişahından, hükümetinden ve kasti hareketten alakasını keser misüllü asi bir divane olur. Hem meyvedar bir ağacın bir çekirdekten icadı gibi meyvedar bir ağacın bir çekirdekten icadı gibi bir tırnak kadar bir odun parçasından çok mucizatlı bir usta 100 okka muhtelif taamları 100 arşın muhtelif kumaşları yapsa. Bir adam o odun parçasını gösterip dese bu işler tabii ve tesadüfi olarak bundan olmuş. O ustanın harika sanatlarında hünerlerini hiçe indirse ne derece bir hamakattır? Burayı bir daha okuyalım. Meyvedar bir ağacın Meyvedar bir ağacın bir çekirdekten icadı gibi. En çok ülfet ettiğimiz bir nokta. Cenab-ı Hak Küçük bir çekirdekten koca meyvedar bir ağacı çıkartıyor, icat ediyor. Aslında çok harika böyle. Meyvedar bir ağacın bir çekirdekten icadı gibi bir tırnak kadar bir odun parçasından çok mucizatlı bir usta. Yani mucizatlar mucizeler ortaya koyan mucizeler halk eden bir usta. 100 okka muhtelif taamları tırnak kadar bir odun parçası içerisinden 100 okka muhtelif taamları 100 arşın muhtelif kumaşları yapsa, bir adam o odun parçasını gösterip dese, bu işler tabii ve tesadüf olarak bundan olmuş. O ustanın harika sanatlarını hünerlerine hiçe indirse ne derece bir hamakattır. Yani 100 okka muhtelif tamamlar yapılmış, yaratılmış. 100 arşın muhtelif kumaşlar dokunmuş. Eee bunlar için Kim yarattı, yaptı, yarattı, bakmıyor. İşte bu odun parçasından çıktı bunlar diyor mesela. O zaman nedir? Böyle demiş olsa, bu işler tabii ve tesadüf olarak bundan olmuş. O ustaların harika sanatlarını, hünerlerini hiçe indir indirse ne derece bir hamakatır? Aynen öyle de. Evet. Şimdi bu emir de aleykasında bunun devamı var. Ve dalalette bir hurafet ve ezen olduğu gibi aynen öyle de çam ve incir ağacı gibi binler harika sanatlar tazammun eden bir mucize-i kudreti. Çam ve incir ağacı gibi binler harika sanatları tazammun eden bir mucize-i kudreti. Yani çam ağacı, incir ağacı nedir? Bir ağaç ama bir incir fabrikasıdır. Yani kökleri toprağın içerisinde çamuru, ondan sonra suyu, hammaddeyi alıyor. Dallarından güzel harika Cenab-ı Hakk'ın şerbetli incirlerini veriyor. Yani çamuru incire çeviren muhteşem, muazzam bir mucize incir ağacı. Böyle bir incir ağacı nasıl meydana gelecek? Tesadüfen meydana gelir. Basit bir fabrika, basit bir makine bile tesadüfen meydana gelemez. Bu nedir? Cenabı Hakk'ın kudretinin bir mucizesi. Çam ve incir ağacı gibi binler harika sanatları tazammun eden bir mucize-i kudreti. Ki o incir ağacının incir meyvesinin içerisinde binlerce incir çekirdeğinde yine Bir enerji manevi olarak İncil ağacına derecetmiş. Muzi-i Kuzey Nohut gibi iki çekirdeği gösterip bunlar bundan olmuş demek. Yani bu dediği doğru ama bu yeterli değil. Sadece bu kadar değil. Tamam bundan çıkartmış Cenabı Hak ama sadece bu cümleli olmuyor. Orada bir kudretin, bir ilmin, bir hikmetin, bir sanatın tecellisi var. Bunlar bundan olmuş demek veya küreye havayı bir Frans meydanı. Ve zemin yüzlü bir dershane ve bir mektebi irfan hükmüne getiren. Ve hadsiz nimetleri tazammun eden ve hadsiz şükürler ile mukabele etmek lazımken. Ve beşerin saadet ebediyesindeki ihsanat-ı ilahiyenin bir muaccel. Haşir bu kelimede büyük bir hakikat hazinesinin anahtarını işaret var. Bir muaccel nümunesi ve bir ve bir ve hiçbir şüpheyi bırakmayan Ve doğrudan doğruya hazine-i rahmetten ihsan edilen bir hediye-i rahmaniyeye radyo namını takmakla bu elektrik ve havanın temevvücatı namını vermek ile o 100.000 nimetlere küfran perdesini çekmek. Aynen o misal gibi maddiyunların ve ehli dalaletin hadsiz bir divanelikleridir ki hadsiz bir cinayet olup hadsiz bir azaba onları müstahak eder. Nasıl Cenab-ı Hak Bakın bu hava sayfasındaki bu nihayetsiz tecelliatına işte radyo deyip geçiyor. Ve nebatatın ağaçların yaratılmasındaki o mucizeyi göstermek de bu çekirdekten çıkmış diyor. Ya bu zelzeleyi değiş İşte ondan sonra yer altındaki maden inkılabı yok fay bir şeydi onlar deyip onlara sadece onlarla izah etmeye çalışmak gibi aynı noktaya getirmiş oluyor. Evet. Bunu niye böyle yapmıyor? Yani bunun bir hakikati yoktur. Tamam fayda olabilir. Zemin zaten küre arzı içini dışını her tarafını yaratan idare eden Cenabı Hak. Allah Resûl Aleyhisselam. Evet. Ama ehli daireti sadece bu noktayı gösterip Cenabı Hak'la alakasını kesip insanların ondan sonra bundan ders almaları diye bir tanımlamanın mani olmak için böyle bir yol takip ediyor. 7. sual bu hadisi-i arziye bu memleketin ahali-i İslamiyesine bakması ve onları hedef etmesi ne ile anlaşılıyor? Ve neden Erzincan ve İzmir taraflarına daha ziyade ilişiyor? Bu hadis Bu memleketin ahali İslamiyet İslamiyesine bakması ve onları hedef etmesi ne ile anlaşılıyor? Bu hadis-i arziye bu memleketin ahali İslamiyesine bakması ve onlara hedef etmesi ne ile anlaşılıyor? Ve neden Erzincan ve İzmir taraflarına daha ziyade ilişiyor? Elbette bu hadise hem şiddetli kışta hem kıranlıklı gecede Hem dehşetli soğukta hem Ramazan'ın hürmetini tutmayan bu memleketi. Artık 3 aylarda vuku buldu. Ondan sonra yine aynı 3 ayların da bir hürmeti var. Hem Ramazan'ın hürmetini tutmayan bu memlekete mahsus olması hem tahribatından intibaha gelmediklerinden hafifçe gafilleri uyandırmak için o zelzelenin devam etmesi gibi. Yani o intibah da olmadığı için intibah yerinmediği için zelzele devam ediyor diyor. Hem tahribatından intibah gelmediklerinden hafifçe gafilleri uyandırmak için o zelzelenin devam etmesi gibi çok emarelerin delaletiyle bu hadisi ehli imanı hedef edip onlara bakıp namaza ve niyazı uyandırmak için sarsıyor ve kendisi de titriyor. Bir çare Erzincan gibi yerlerde daha ziyade sarsmasının iki beşi var. Biri hataları az olmak cihetiyle temizlemek için tacil edildi. İkincisi, o gibi yerlerde kuvvetli ve hakikatlı iman muhafızları ve İslamiyet hamileri az veya mağlup olmak fırsatıyla. Ehli-i Zındıkanın orada tesirli bir merkezi faaliyet tesisleri cihetiyle en evvel oralara tokatladı da ihtimali var. Evet, burası çok manidar. O gibi yerlerde kuvvetli ve hakikatlı iman muhafızları ve İslamiyet hamileri az. Veya tam mağlup olmak fırsatıyla. Yani zındıklar orada çeşitli faaliyetler gösterip o ehli eee imanı imanı galip etme noktasında bir faaliyet içerisine girecek derken Cenab-ı Hak onları bertaraf etmiş oluyor. O gibi yerlerde kuvvetli ve haikatlı iman muhafızları ve İslamiyet hâmilleri az. Yani manevi galebeyi yapamıyorlar gibi veya yapıyorlar ama zındıkka orada bir faaliyet çevirecek. Onu Cenabı Hak bertaraf ediyor. Veya tam mağlup olmak fırsatıyla ehli zındıkların orada tesirli bir merkezi faaliyet tesisleri cihetiyle en evvel oraları tokatladığı ihtimali var. La ya alem mul gaybi Allah sağlığınız için el Fatiha

3106.ders 14.söz-zeyl-6.7.sualler-Bu dünya bir meydan-ı tecrübe ve imtihandır — Nur Risale Dersleri