NNur Risale DersleriNur Risale
← Tüm dersler

3111.ders 16.söz-01.ders-İsm-i Nur, çok müşkilatımızı halletmiş

Sözler · 1:02:46 · 24 Eyl 2026

Ders metni

16. söz Bismillahirrahmanirrahim. İn emruhu iza erade şeyen en yequl lehu küün fe yequn. Fesübhanillezi biyedihi meleku külü şeyin ve ileyhi turjâun. İtminarı nefsime medar olacak zulm dağıtacak. Şu ayetin nurundan dört şağı göstermekle kör nefsime bir basiret vermek için yazılmıştır. 16. söz. Bismillahirrahmanirrahim. İnnem emruhu iza erade şeyen en yaqulu lehu küün feyakun. İnnem emr innem emruhu iza erade şeyen. Allah bir şeyin olmasını irade etti. zaman ona ol der en yaqulu lehu küny fe küny. O da hemen oluverir. Ayet-i Kerime bu. Yani bir şeyin yaratılmasını eee emretmekle hemen oluverir şeklinde ifade ediyor. Yani emretmekle oluverir. Yani normalde yaratılmak kudretle olur, değil mi? Hani kelamla yaratılmak Normalde olmaz. Aynı bir şey ama mesela söz söylemek ol demek ne kadar kolaysa yaratmak da o kadar kolay anlamında. Allah'ın böyle bir şey yaratması Allah'a ne kadar kolay olduğunu ifade etmek için böyle söylemiş diyor. Yoksa yine Allah kudretiyle yaratıyor da ama Evet. Fesübhanillezi biyedihi meleküt küll şeyin ve ileyhi turjaun. Tesbih ederiz o zatı ki biyedihi meleküt küll şeyin. En şeyin melekütü elinde olan. Yani bütün mahlukatın zerrenin de ondan sonra işte moleküllerinde, işte bir hücrende, işte insanında Dünyanın da, kainatın da melekütiyeti elinde olan zat da tesbih ederiz diyor. Şimdi burada da mesela eşyanın mülkü var, melekütu var. Eşyanın iki yönü var. Bir mülk yönü, bir meleküt yönü. Mülk yönü bize bakıyor. Ondan sonra meleküt yönü Allah'a bakıyor. Mesela mülk yönünde eşyanın işte renkleri, büyüklüğü, küçüklüğü, ağırlığı, hafifliği, uzaklığı, yakınlığı gibi sıfat mülk yönünde var eşya. O meleküt yönünde hepsi aynı. Bu da çok önemli bir hakikat. İnşallah bunlarla alakalı ayrıca bir toplama hazırlıyorum. Meliküt ne demek diye. Ve ileyhi turcaun. Ona döndürüleceksiniz diyor. Yani bu iki ayet yaratılışla alakalı çok önemli iki tane ayet. Şimdi itminanı nefsime medar olacak, zulmeti dağıtacak, şu ayetin nurunda dört şahıs göstermekle kör nefsime bir basiret vermek için yazılmıştır. İtminan nefsime medar olacak. Zulmeti dağıtacak. Şu ayetin nurundan dört şuraı göstermekle kör nefsime bir basiret vermek için yazılmıştır. Bu Cenabı Hakk'ın azametine dair, yaratılışa dair hakikatlar biraz böyle anlaması zor oluyor. Yani insanı anlaması zor oluyor. Biraz böyle işleri sanırın yardımıyla anlaşılıyor. Onun için de itminan-ı nefsime medar olacak. Şimdi ne demek itminan-ı nefsime medar olacak? Yani biz inanıyoruz. Kalben inanıyoruz, imanımız var. Ama biz itminan istiyoruz. Takmin olmak istiyoruz. Yani mesela Hazreti İbrahim Aleyhisselam mıydı? Musa Aleyhisselam mıydı? Mesela o bir tane kuş mu vardı? Bir şey şey vardı mesela. Bunu senin yarattığına, öldükten sonra tekrar yaratacağına ben iman etmek ediyorum ama bir de ihtimal sizi ölmek istiyorum diyor. Sen Allah'tan onu dört parça ayır diyor. İşte dört dağın tepesine koy diyor. Her öyle şey var. Çağır. Çağır diyor, gelsin ben yaratacağım diyor. Yani tabii orada gitme an biraz farklı da. Yani burada eee yani akıl bazı şeyleri yani kalp inanıyor. Aklın şeyi delil üzerine gitmektir. Yani akıl delil arar. O zaman tatvini olur. E şimdi burada mesela çok büyük hakikatlar. Mesela oğul demesiyle hemen olması nasıl oluyor? Eşyanın melekü tiyeti tiyeti ile her şey aynıdır. Ondan sonra Mesela savaşı edelim. Melekü'l-i Ceti, ondan sonra eee şimdi biraz sonra gelecek zaten. İkbal istenen konular nedir? İkbal nefsime medar olacak. Zulmeti dağıtacak. Şu ayetin nurundan dört şua göstermekli. Demek ki bu ayet-i kerimeler kaynak oluyor. Buradan dört şua geliyor. Yani dört tane böyle parlak hakikat geliyor. Bunlar Kör nefsime bir basiret vermek için yazılmıştır. Yani bu ayetin içerisindeki hakikatlerden dört tane hakikat ne yapıyor? Kör nefsime basiret veriyor. Kör nefsim ne demek? Hani insan bir şey anlayamadığı zaman, mesela gözle göremediği zaman onu göremiyorsun ya. Yani akıl da göremediği zaman, karanlık kaldığı zaman konu onu aydınlattığı zaman akıl görmeye başlıyor. İşte bu ayetlerden gelen o hakikatlarla kör nefsime Yani nefis, yani kör nefsime bir basiret vermek yani görebilmek için yazılmış. Görebilmek, vermek için yazılmıştır. O da neye netice verecek? İtminanın nefsime medar olacak. Evet ya. Evet, Allah tek başıyla bütün bu kainatı yaratabilir. Bunu anladım diyecek. İtminanın nefsime medar olacak. Zulmeti dağıtacak. Zulmet. Tabii bunlar yani zulmet deyince biz maddi Evet, anlıyoruz. Mesela şu an burası aydınlık. Lambaları söndürürsen karanlık olur. Yani ilim olarak da yani insan mesela bazı şeyleri anladığı zaman konu aydınlanmış oluyor. Anlayamadığı zaman ailenin de karanlık kalmış oluyor. Burada Cenabı Hak'ın zati ile alakalı konular çok ağır konular yani öyle kolay konular değil. Çoğu insanlar bu konulara girmemişler bile yani. İşte üstat bu konuları aydınlatıyor. Çünkü bu zamanda bu konular yani bu zamanda soruluyor. Mesela Kastamonu aykasında ben mesaj atmıştım. Risale-i Nur diyor dinin 100'den ziyade tılsımlarını keşfetmiştir, halletmiştir. Eğer o keş ve eğer o keşifler olmasaydı belki çok insanlar şüpheli ve dalaletli kalıp imanını kaybedebilirdi diyor. Değil mi? Mesela soru soruyorlar ya mesela. İşte Allah bize yakın, Allah her yerde Öldükten sonra dirilişme yani böyle imanı konularında mesela sorular soruluyor. Verirsen ona cevap verebilirsin. Veremezsen adam belki imanı kaybetmeyecek yani mesela. Bu zamanda sanki hala dehşet benden Tabii. Adam hani evinden sonra cevap veremez ilmi ve cevap veremediği zaman o şeyin olmadığını göstermez ki. Ben cevap veremem şimdi. Ya. Mesela bir matematik problemi ben çözemezsem sen matematiği suçlayamazsın ki. Beni suçla. Hakkın bu çözemedi de yani. O zaman matematik diye bir şey yok diyor da. Ben çözemem de çözemem açıklar yani. Ya dine dair imana dair suallere ben cevap veremiyorsam ben cevap veremiyorum. Ama risale-i Nur büyük alimler cevap verebilir. Değil mi mesela? Ama işte onu insan da böyle muvazene de bilmediği için hemen şüpheye düşüyor. İkliminar-ı nefsi ve medar olacak. Zulmeti dağıtacak. Şu ayetin nurundan dört şua göstermekle Kör nefsime bir basiret vermek için yazılmıştır. Tabii bu mesela karanlık, aydınlık kimler için mevcub ahisttir? Anlamak isteyen insan için mevcub ahisttir. Değil mi? Mesela bir insan diyebilir ben Allah'ın varlığına inanıyorum. Ya sana deliyi anlatayım. Deli gerek yok. Ben inanıyorum. Mesela bu adama bir şeye gerek yok. Ama mesela şu kainata bakıp Allah'ın varlığını ispatlamak isteyen bir adama eee takılabilir. adam. Değil mi mesela? Yani araştıran, düşünen, olayları böyle ifade etmek isteyen, birilerini ikna etmek isteyen kişiler için karanlık var, zulmet var, aydınlık var yani. Bunlar sorun. Mesela ben lisede lisede taradım, üniversiteye gittim. O zaman İmam-ı Külş abi ile kalıyoruz böyle dershanede. O da Allah rahmet etsin çok istifade etti kendisine. Sen tanıyorsun değil mi İmam-ı Külş abiyi? Ben diyor mesela Nurları tanıdım diyor. İşte şu ağaç Allah'ın varlığını gösteriyor diyorlar diyor. Nasıl müteber görüyor mesela ondan sonra? Nasıl ağaç yani ne alakası var Allah'ın varlığını affedin? Mesela ne oluyor mesela? Yani eee mesela merak etmeye başladım diyor. Mesela şey verdiler diyor Asâ'i Musa'yı işte 20. 22. söz. Tabii 22. söz Allah'ın varlığını ispat ediyorlar dediler diyor. O Bunun başına sonra okudum. İspat mispat görmedim diyor. Ondan sonra. Yani eee yani böyle araştıran insanlar için var, yok, karanlık, aydınlık diye bir şey var. Yoksa düşünmedikten sonra Her şey aynı. Burada da yani Cenabı Hak'la alakalı, zatiyetle alakalı konular var. Bunları merak eden insanlar için bir tatmin olmama durumu olabilir. Ama adam hiç düşünmüyorsa genelde kalp düşünmez. İşte akıl düşünür. Kalp direkt iman eder. Ama akılla desteklemezsen o da zayıf oluyor. Şimdi sarıyor, akli delillerini, tabanını, sağlam döşüyor. Üstüne istediğin kadar inan yani olur. Birinci şua. Ey nefsi nadan. O kırmızıya basmasını biliyor değil mi? Ey nefsi nadan. Gel Murat abi gel. Akbaşlı, Nur yüzlü. Nur kalpli. Ey nefsi sat diye sağ olsun. Dua et diye çağırdım seni. Ey nefsi nadan. Ey nefsi nadan. Diyorsun ki ehadiyet-i zat-ı ilahiye ile külliyet-i ef'ali ve vahdet-i şahsiyesi ile muinsiz umumiyet-i rububiyeti ve ferdaniyeti ile şeriksiz şümul-ü tasarrufatı ve mekandan münezzehiyeti ile her yerde hazır bulunması ve nihayetsiz ulviyeti ile Her şeye yakın olması ve birliği ile her işi bizzat elinde tutması hakayik-i Kur'aniyedendir. Evet, konuyu burada bir ifade etmiş oldu. Yani anlamamız gereken konu bu. Altı madde var. Ehadiyet-i zat-ı ilahi ile külliyet-i ef'ali. Ehadiyet-i zat-ı ilahiye ile külliyet-i ef'al. Şimdi Ehadiyet-i zat-ı ilahiye Allah'ın zatının birliği demek değil mi? Ehadiyet-i zat-ı ilahiye. Allah'ın zatı, bir tane zatı var. Zatı var. Külliyet-i efal. Külliyet-i efal. Mesela ben bir anda ne yapabilirim? Mesela bu evi yönetebilirim değil mi? Bir üst katı yönetemem, alt katı yönetemem, apartmanı yönetemem, sokağı yönetemem. Yani benim gücüm bura yeter. Tek bir yere yani. O cenab veya ben mesela ne yapabilirim? Bir tane çocuğu besleyebilirim, iki çocuğu besleyebilirim. Yani ne bilirim, iki tane hayvana bakabilirim, üç tane hayvan bakabilirim, evet bir bahçeye bakabilirim. Mesela bizim insanın yapabileceği şey sınırlı. Tek yani. Ama Cenabı Hak'ın külliyet-i efal. Beni de yaratıyor, seni de yaratıyor, onu da yaratıyor, hepimizi yaratıyor. İçimize girdiğin zaman yüzlerce organı da yaratıyor, çalıştırıyor. Hücreleri zaman 100 sürülen hücre varmış. Hepsini bir fabrika gibi çalıştırıyor. Aşağıdan inersen milyonlarca fiil var. Yukarı doğru çıkarsan işte dünya, güneş, galaksi, bilmem ne mesela yani milyarlarca yıldızlar vesaire. Yani Cenabı Hak bir fiil yapmıyor. Tek bir zat olduğu halde milyonlarca fiili yapıyor aynı anda. Mesela bu eee mühim bir hakikat. Tamam diyorsun Allah şu ağacı yaratıyor dersin. İnsan der ki tamam Yaratıyor işte belli yani. Bütün ağaçları aynı anda yaratıyor. Bütün çiçekleri aynı anda yaratıyor. Bütün denizdeki balıklar da aynı anda yaratıyor. Havadaki kuşlar da aynı anda. Yani çoğaldıkça o zaman ne oluyor? Yani nasıl yapıyor bunu yani? İnsan soru sormaya başlıyor değil mi? Mesela nasıl yapıyor bu kadar şey bir anda? Ehadiyet-i zat-ı ilahi ile ama yaptığına inanıyoruz. Zaten şey değil. Mesela o itminan-ı nefsime medar olacak dedi ya. Biz buna iman ediyoruz. Ama bu noktayı anlamak istiyoruz. Nasıl yapıyor yani? Mesela şimdi ben bu telefonla konuşuyorum ya mesela. Amerika'daki kardeşimle konuşuyorum. Konuştuğunu görüyorsun. Sesi geliyor, gidiyor. Ama merak ediyoruz. Nasıl gidiyor? Buradaki bir ses telefonla giriyor. Ta 10.000 km öteden ki telefonla çıkıyor bu ses. Evet, bu kadar hızlı. O kadar hızlı yani. Yani şu 10 metreye ne kadar zamanla gidiyorsa 10.000 km aynı zamanda gidiyor ses. Nasıl oluyor? Değil mi? Mesela bunu merak ediyor. Adam da diyor ki bak kardeşim Allah'ın koyduğu kanunlar var. Elektromanyetik dalgalar var. Bilmem neler var. Allah'ın işte buna ses buradan giriyor. O işte elektriğe dönüyor. Orada ha orada bilmem dalgalara ikilip ediyor. Onlar da işte bilmem ne oluyor. Sonra şöyle oluyor, böyle oluyor. Mesela adam sana bir kitap anlatıyor. Yani diyor anladım diyorsun. Yani en azından bir izahı varmış yani mesela. Bunu bilmediğimizde abi bazen çok güzel telefona da diyoruz. Yani bu Anlara girmez. Telefona veriyoruz ya. Telefon işte bu aykonu çok güzel çekiyor. Yani çekiyor da bu şurada West Ham abi'ye konuştuğumuz bu yabancı dini Amerika'daki Alonya'daki duyduğu hızda karıştırmadan aynı aynı saniyede. İşte burada eğer yani dediği nokta çok güzel. Eğer biz burada yani üstat bu konuları açıklamazsa o sırada biz bunu telefona vereceğiz, zerreye vereceğiz, tabiata vereceğiz. Sapacağız yani mesela. İnancımızın açıklanması lazım. En azından bir derece yani. Ya tamamen açıklanma diye bir şey olmaz ama en az 1 derece açıklanacak ki tamam diyeceğiz yani. Akla yatıyor mesela. Ehadiyet-i zat-ı ilahi ile külliyet-i ef'ali, vahdet-i şahsiyesi ile mu'insiz umumiyet-i rububiyeti, vahdet-i şahsiyesi ile yani Allah'ın yine şahsı bir ama mu'insiz umumiyet-i rububiyeti. İnsan kendine kıyas ettiği zaman mesela ben eee şurayı düzeltirken yardımcı ihtiyaç duymam. Değil mi? Ama Mesela bu şehri yöneteceğim derken, her yeri bir anda göremeyeceğime göre, bakamayacağıma göre elbette yardımcılığa ihtiyacım olacak. Ya bir ağaca bakarken belki tek başına bakarım, sularım, ederim ama yüzlerce, binlerce, milyonlarca ağaç olsa yardımcılık ihtiyacı hissederim. Zaten buradaki sualler insan kendine kıyas etmekten çıkıyor. Yani işin en mantıksız tarafı bu. Kendine kıyas ediyor. Sen hatayı burada yapıyorsun başta da. Ama şimdi onun cevaba girmiyoruz. Yani burada Cenabı Hak yani bütün kainatın tamamında rubiyet ediyor. Ve tek başına. Mesela bunu da izah istiyor yani mesela. Ferda niyeti ile şeriksiz şumur tasarrufatı. Yine Allah'ın birliğiyle şeriksiz şumur tasarrufatı. Şerik ortak demek. Mesela bir insan bir fabrikayı tek başına yönetemez, değil mi? Ortak olursun. Yarısı bazı işler o bakar, bazı işler o bakar. İki kişi yönetirsin, üç kişi yönetirsin. Ama kainatı Cenabı Hak tek başına hiç ortağı olmadan yönetiyor. Ferdaniyetiyle şerihsiz şumul tasarrufatı mekandan münezzehiyetiyle her yerde hazır bulunması. Evet, mekandan münezzehiyetiyle her yerde hazır bulunması. Mesela bu cümle de mesela çok din adamı, alimleri arasında da tartışma konusu olmuş. Allah mekandan münezzeh mi, değil mi? Mekandan münezzeh mi, değil mi? Bir mekanı var mı? Ben burada oturuyorum. Allah nerede? Allah'ın da bir oturduğu haşa bir yer var mı? Mesela Kur'an'daki "Alel arş isteva" diye bir ayet-i kerime var. Allah işte alem-i şehadet yarattı. Yedi kat sema yarattı, kürsü yarattı, arş yarattı. Onun üzerine istiva etti. Ayet-i kerime var. İstiva ettiği, mesela oturdu diye tercüme etmişler. O zaman Allah o arşın üstünde duruyor. Diyor bazı alimler. Ayet böyle diyor diyor yani. Böyle diyorsa Allah'ın yeni orası diyor. Üstat da diyor ki, İshak Gazisi 120. sayfada. Eee, o tarz ifadeler diyor, teşbihtir diyor. Yani avamın konuyu anlayabilmesi için. Yani mesela bir avam eee, Cenabı Hak'ı düşünmek istiyor. Yani onu en azından bir düşünebilmesi için yoksa böyle bir şey yani tabii üstadın şimdiki zaman alimlerini demiyorum da ama üstadın kendi seviyesindeki alimlerin şeyleri hep aynı şekildeymiş yani böyle. Yani onu teşbih anlamında şey yapıyorlar. Yani şöyle değil mi abi? Eee bir niyevi. Mesela insan kurbanı kesiyor. İşte bu koç seni kaldırsın götürsün diye. Yani şimdi bir adam büyük kilo. En iyi koç abi bugün 70 kilo kurban kesti. Yani orada bir şey var yani böyle. Tabii. Hani bu anne anlattığınız da bir ötesi. Tabii. Ya mesela anlaşılsın. Anlaşılsın diyor. Mesela tahtan indi, tahta çıktı diyor mesela. Tahta çıktı ne demek? Mesela avam bunu ne anlar? İstanbul'da padişahın tahtı var. Gitti oraya oturdu anlar. Ama şey bir adam alim bir insandı anlar. Yani yönetimi ele geçirdi. Yani yönetime yani bütün o tahtan maksat nedir? Ülkemizin idaresidir. Mesela idaresini devre aldı. Mesela el. Yet mesela öyle tabii Allah'ın eli diye mesela. Yedullah yani Allah'ın eli mi var? Değil. Haşa teşbih. Yani mekandan münezzeh. Şimdi eğer sen o mesela arşı mekan olarak kabul, Allah'ın mekanı diye kabul edersen haşa. Allah arşı yaratmadan önce neredeydi? Evet. Bir yerden geldi oraya oturdu. Ya Allah arşı kadar mı haşa? Yani orada oturdu yani yarattığı şeyin içine mi girdi? Falan böyle saçma sapan şeylere gidiyor. Bir defa yani sane-i kainat kainat cinsinden değil değildir. Değil mi? Üstadın 20. mektuptaki ifadesi var. Yani dünya da olsa, semada olsa, arşta olsa, kürsüde olsa sonra yaratılmış bir şeydir. Yaratılan bir şey ve yaratıcı farklıdır. E sen şimdi arşın üstüne dersem aynı sınıfa sokmuş oluyorsun. Ama işte insanın aklı almakta, anlamakta zorlandığı için eee işte üstadın bu hususları bununla alakalı yerlere bakmak lazım. Şimdi mekandan münezzeh dediğimiz zaman yani bu ilk anda şey Allah bu kainatın içerisinde değildir. Ondan sonra âlem-i şehadete değildir. Bütün yaratmış olduğu yedi kat sevvat, kürs, arş, arş-ı azam, cennet vesaire hiçbir yerde değildir. Yani mekanda değildir. Yani hulul Mesela İslam'da ev yapıyor, içine giriyor değil mi? Hulul deniyor buna. Ama Allah için böyle Allah kainatı yarattı, içine girdi diye bir şey olmaz yani bu hulul batıldır. Mesela muhakeme de diyor ki "Hulülü" diyor. Mütasavvıf ileri gidenlere diyor. Yani şu ders var şu şey yapayım şöyle. Ondan sonra. Yani hulül hulüle ihtimal veren diyor "Marifet ilahi" demiş. Bir şey almamıştır diyor. Değil mi? Yani öyle bir şey olamaz. O zaman demek ki yani bütün bu kainat ayrı bir şey. Yaratılmış olarak bir mekan ittifa ediyor. Ayrı Cenabı Hakk'ın mekan mekan içerisinde herhangi bir yerde değil. Olabilir mi zaten yani? Olamaz. Ondan sonra hiçbir yere değildir zatıyla ama icraatıyla, isim ve sıfatıyla, kudretiyle, ilmiyle, halakiyetiyle her yerdedir. Mesela şimdi bu işi şu an Allah yaratıyor. Bu binayı Allah yaratıyor şu anda. Ahsen Allah yaratıyor. Bak kudretiyle, ilmiyle her yerde iş yapıyor. Ama zaten hiçbir yerde değil. Anlamamız gereken bu. Zaten hiçbir yerde değil. Bak güneş mesela dünyanın hiçbir yerinde var mı? Dünyanın içinde değil ama ışığıyla ısısıyla dünyanın her yerinde bulunuyor. Bütün aynaları parlatıyor. Bak göz bebeğimizde göz bebeğimizde içeri giriyor. Bize bizden daha yakın oluyor. Bak zatıyla hiçbir mekanda değil. İlmiyle, kudretiyle, tecelliyatıyla her yer. girdi. Bu mekan meselesi şimdilik böyle. Yani mekandan münezzeh, zatıyla mekandan münezzeh, ilmiyle kudretiyle de her yerde hazır ve nazırdır. Zaten şu anda mesela benim vücudumda ilmiyle kudretiyle tecelli ediyor olmasa ben yaşayabilir miyim şu anda? Ölür giderim, değil mi? Bütün organlarımı şu anda yaratan, yaşatan, hayat veren, yöneten Cenabı Hak. Eğer kudreti ilmiyle bende tecelli ediyor olmasa ben zaten yok olurum yani. Hani mesela kayyumiyet bahsinde ne yazıyordu? Şu kainat eee tın halek zülcelali kayyumdur. Yani bizadi kaimdir, daimdir, bakidir. Bütün eşya onunla kaimdir, devam eder, vücutta kalır, vekal bulur. Eğer kainattan bir dakikacı bir olsun o nispet-i kayyumiyet kesilse kainat mahvurur diyor. Mesela şu şu lambalara sürekli elektrik geliyor değil mi? Enerji veriliyor yani. Lambayı kapattığın anda ne olur? Bu yanan mı? Bunu Nereden geliyor? Şeyden geliyor. Bir kaynaktan geliyor. Yani bütün kainatın varlığı, varlık devamı Allah'ın kudretinden geliyor. Kudret alakası kesin yani her şey yok olmuş. Demek ki her şey her yerde hazır nazır kudretiyle ama zatı hiçbir yerde değil. Şey diyor mu? Yani tefekkürün varsa söyle yani. Konu derin çünkü. Şey ben İsrail'de Kur'an'da söylüyorum. Allah'ın eli kapalıdır. Yani Tamam. Cimridir. Öyle teşbih yapıyor öyle şey yapıyor. Arşın üstünde Tabii onun için teşbih der bu. Yani Allah'ın eli olur mu? Yani kardeşim yani bak şu direğin mesela içerisinde kaç tane atom var? Hepsini Allah şu an yaratmıyor mu? Yani el dediğin nedir yani? Şimdi el olsa bir yerde olur değil mi mesela yani? Böyle saçmalık olmaz. Buna teşbih. Allah'ım, verdiği nimetlere bak ya. Yani bu kadar her şeyi veriyor bol bol. Nihayetsiz ulviyeti ile her şeye yakın olması. Nihayetsiz ulviyeti ile her şeye yakın olması. Ulviyet yükseklik demek, değil mi? Yüksek alidir Cenabı Hak. Aynı zamanda yakındır her şeye. Ali olmakla beraber. Herhalde burada mahiyet olarak anlamamız lazım, değil mi? Mesela maddiyatın mahiyeti çok düşüktür yani maddi şeylere. Cenab-ı Hak nurun nurdur, münevvirin nurdur, değil mi? Yani nur Nurların nurudur. Ve nuraniyet yüksek bir hakikat. Ama ulviyetiyle de her şeye yakın oluyor. Birliğiyle her işi bizzat elinde tutması. Birliğiyle her işi bizzat elinde tutması. Hakaik-i Kur'aniyedendir. Ne demek? Hakaik-i Kur'aniyedendir. Hakaik-i Kur'aniye. Yani bunlar Hakaik-i Kur'aniyedendir. Yani Kur'an'da Allah'ı tarif ederken, tanıtırken bu şekilde tanıtıyor. Değil mi? Hakka Kur'aniye. Yani biz bunları kendimiz haşa kafamızdan uydurmuyoruz. Kur'an'da ayetlerle sabit. Kur'an ise hakimdir. Kur'an ise hakimdir. Ne demek? Hikmet sahibidir. Yani hikmet sahibi ne demek? Hakim ise akıl kabul etmeyen şeyleri akla tahmin etmez. Mesela diyelim ki bu kardeş kaç kilo taşıyabiliyor sen bu yükü? Gücün ne kadar ya? 20 kilo taşırsın. Hı? Hadi 10 kilo taşırsın. Ben senin sırtına 100 kilo koyar mıyım mesela? Mesai birisi olarak yani. Veya şu arabalar kaç kilo taşıyor? 1 ton 1 ton mu taşıyor mesela? Süs koda mikoda mesela şu şey de arabalar. Onu 10 ton koysan ne olur? Lastik mastik bir şey kalmaz. Yani hikmet nedir? Taşıyabileceği yük kadar Taşıyabileceği yük ne kadarsa o kadar yük koymaktır. Hikmet odur yani. Mantıklı olan odur. Şimdi Kur'an'da bu hakikatlere inanmamızı istiyor. Ondan sonra yüklüyor bize bunları inanın diye. Ee yüklememesi lazım. Yani yüklediğine göre yani akıl taşıyabilmesi lazım. Ki yani Kur'an hakem olduğu için eee yükleyemeyecek olsaydı yüklemezdi. Madem bunlara inanın diyorsa demek ki bizim aklımız bunları anlayabilecek durumdadır. Akıl ise zahiri bir münafaatı görüyor. Evet. Akıl ise zahiri bir münafaatı görüyor. Münafat ne? Münafat eee zıtlık. Ters. Zahiri zıtlık. Zahirde mesela normal bir insan bir iş Yaptığı için yani Allah'ta bir, hadi iki iş yapsın, üç iş yapsın. Allah büyük olduğu için 10 iş yapsın. Gibi düşünüyor akıl yani. Ama milyon işi mesela nasıl yapıyor? Yani akıl orada zorlanıyor. Yani tam burada da inanmayanlar mesela tabiata vermesi tam buradaki mesela inanmak Cenabı Hakk'ın muhâbette dinine kudretini anlamaya çalışıyor, kabul ediyor. Ama neye veriyor mesela anlıyor? Doğa olayına veriyor. Çocuk sebepler yaptı. Kendi kendine vurdu. Bu kadar nasıl oluruz mesela? Ama işte burada şunu söyleyen ben mesela böyle bir üç tane şeye sayıyor bunları yani. Ama işte mesela eee mesela burada itminan için istersen diyor ya. Mesela itminan için istersen ve şimdi söyleyecek zaten. Yani mesela buranın makamı mesela buranın makamı yani bu mevzunun makamı mesela bu ağacı Allah mı yaratıyor, tabiat mı yapıyor? Değil. Buradaki makam ben bunun ondan sonra tabiat olamayacağını sebep de olamayacağını anladım. 23. Lema'yı okudum, 22. sözü okudum, 33 pencereyi okudum. Oradaki sayısız zerrelerin kendi kendine tesadüfen şuursuz, akılsız atomların bir araya gelip böyle bir insanı, böyle bir hayvanı oluşturulamayacağını anladım. Yani tabiatı bir defa kapatmış oluyorlar. Çünkü ya şimdi tabiata biliyor musun? Niye nasıl veriyorsun yani? Tabiat nedir? İtibari kanunlardır. Güç, kudret sahip bir şey değildir. Tabiatı veremezsin. Sebepleri akılsız, çürümüş, yansız, cami zirelerdir. E şimdi eee bu kadar harika bir sanat ilahi akılsız, çürümüş zirelerle havaledemezsin. Onlar da nihayet ilim kabul etmen lazım. Yani onları biz okuduk, bitirdik. Artık yani bunu Allah'ın yaptığına şüphemiz yok da. Allah nasıl yapıyor? Yani kısım oraya geldi. Biz yani Yani makam o. Çünkü aşağıda söyleyecek. İtminan için istersen diyor. Yani ben inanıyorum. Sadece bir itminan eksik kaldı yani. Eğer adam dese ki ya ben işte bu bunu aklım yatmıyor ben tabiata veriyorum diyorsa he burun zorla kapatacağız. 23. cümlenin ayatı açacağız. Orada işte bu mevcudu vücuduna dört ihtimal vardır. Evvel işte sebepler kendi kendine tabiat. Dördüncü olan tariki vahdat. Niyet. Evvelki üç yolun muhalif hatta bir niteliğinde gayri kabil oldukları katı ispat edilse 4. yol olan tariki vahdet şeksi şüphesi sabit olur diye başlıyor. Oradan adam bir anlayacak. Anlamadım. Ayet-ü Kübra'dan destek vereceksin. Olmadı 33 ay incelenir. Olmadı 22 ay sözden. Adam bir anlayacak zaten. O bitecek o. Adam diyecek bunu senin yaptığını kabul ediyorum artık yani. Ama sen bunu nasıl yapıyorsun yani? Ben onu anlamadım. Evet. O zaman öyle yani mesela biz abiler hep şey derdi. Yani risale okurken o konu makamını belirleyip o makama göre okuyun derdi yani. Yani sen ne buradan ne öğrenmen gerekiyor? Mesela bana kitap okuyorlardı. Ben hemen taber sonra ben kapatıyorum ve taber saz açarlardı yani. Yani nereye okurlarsa ben sordum ve hemen taber saz açarlardı. Çünkü önce onun halli olması lazım. Mesela ben taber saz 2-3 sene taber saz okudum. Temel hemen oraya gidiyorsun tabii yani tabiat fen şu bu yaralanmışız. Allah aşkına onu Tamamen halil olduktan sonra eee hiçbir yani bu kenardan hiçbir şekilde Allah'tan başka hiçbir şekilde izah edilemeyeceğini anladıktan sonra diğer konulara geçtik. Yani akıl ise zahiri bir münafaat. Zahiri münafaat dediği kendine kıyas ediyor. Ben diyor bak bir yerim var diyor. Nasıl Allah'ın bir yeri olmaz haşa? Veya ben işte bir tane masayı yapıyorum. 100 tane masayı yapamam. Allah 1000 tane milyon taneması bir yandan yapıyor. Yani burada yani birlik ile çokluk arasında Bağlantıyı kuramıyorum diyor mesela işte. Zahiri münafaat bu. Aklı ise zahiri bir münafaatı görüyor. Aklı bak şimdi akıl dediği bu dersi dinlememiş. Daha nurlanmamış akıl yani. Hani kör nefsime basiret vermeyeyim daha kör hal. Kör hâliyken. Yani zulmeti kaldıracak diyor ya daha zulmetliyken yani. Yani mesela bir konuyu bilmezsin. Zulmetli olursun. Bildikten sonra nurlu olursun. Yani burada akıl da yani daha bu konuları anlamadığı 16. cüz okumadan önceki hali bu. Zahiri münafık görüyor. Ama 16. cüzü okuyup bu Cenabı Hak için yani bu birlik çokluk meselelerini burada güzelce izah ediyor. Ondan sonra akıl zaten o münafık kalkıyor zaten yani. Mesela dersin amacı o zaten. Ama çok derin bir konu. Yani öyle basit bir yani basit bir mevzu değil. Yani eee biraz zor ama en azından üstat izah ediyor. Onu anlasak gene yaparsa yeter. Akıl ise zahir bir münafahatı görüyor. Aklı teslime sevk edecek bir izah isterim. Ne demek? Bakın. Aklı teslime sevk edecek. Teslime sevk edecek. Yani o aklı teslime sevk edecek. Şimdi akıl saldırıyor ya. Onu teslim mesela sen teslim olduğun zaman ne yaparsın? Ellerini havaya kaldırırsın. Teslim oldum dersin. Ne demek teslim olmak? He? Polis mi vuruyor artık mesela? Tamam ben eller yukarı teslim oldum. Mesela teslim olmak ne demek? Yani ben artık mağlup oldum değil mi? Ne oluyor? Ne oluyor teslim olmak? Yani şeyi kabul et. diyor. Hatalı olduğunu, yanlış olduğunu kabul ediyor. Aklı teslime seyrek gelecek. Demek ki aynı farklı ama. Tabii işte onun ne farkı var mesela? Ne düşündün? Tabii yani tam teslim ol silahı bıraktım ama. Sen eee demin şeye de Evet. Ama tabii bu teslim olurken de yine belli bir kademe aşımış oluyor tabii. Yani durduk yere. Eee sen bir şey şeytan He. Tabii. Mesela üstadın şeytanı eee eynen nefer diye kaçıyor, değil mi? Peygamber şeytan da Müslüman oluyor. Öyle şeyler yapıyor tabii. Yani teslim olması bile şiddetli yani. Yani en azından bir derece mertebe katetmiş oluyor. Aklı teslime sebep sevk edecek bir izah isterim. Şimdi şöyle mesela yani bu hakikatlar yani tamamıyla yani Allah'ı tamamıyla anlamak mümkün mü? Değil. Ne diyor insanın ne aklı kabiliyeti yeter buna ne Beyni yeter, hiçbir şeysi yetmez. Çünkü canım bak sen nasıl iade edeceksin? Ama şu mevzuyu anlayacak kadar yani en azından belli bir yani bu mevzu yani bu hakikatların Cenabı Hak olduğunu görecek kadar bir derece anlarsın. Yani tam anlama mümkün değil. Çünkü Tamam anlarsan zaten tek gelmez herhâlde. Seviyor. Hiçbir zaman cennette bile mesela bu mertebeler devam edecek. Ne neden Cenabı Hakk'ı tam anlayamayız? Şimdi eee Cenabı Hak misli, misali, mesili, şebibi var mı? Misli, misali, şebibi ortağı, benzeri, zıttı, nitti, naziri var mı? Yok. Anlasak sına koymuş oluyoruz zaten. Tabii. Allah'ın Ya. Adam mesela insan anlatırken diğer insanlara örnek veriyor adam mesela. Yani benzeri var çünkü. Şimdi benzeri olmayan ve kainatta örneği olmayan sadece Cenabı Allah'ın bazı sıfatlarına böyle milyonda bir örnek o teşkil edecek varlıklar var. Yok birebir. Yani çünkü bak sani kainat, kainat insan değildir. Mahiyet-i mümkinat vacibli vücut. Bir defa bütün mükafat Allah'a yaratmış. Yani yaratılan bir şey ne olursa olsun yaratıcı onu yaratmış yani. O yaratılan o yaratıcı. Yaratılanla yaratıcı zaten aynı olmaz. Dolayısıyla biz kainat içerisinde hiçbir tane Allah'ın benzeri yok. Bu da Allah gibi diyeceğin bir şey yok. O zamanı nasıl anlayacaksın? Anlayamazsın. Ama bazı örneklerle, bazı şeylerle bir parça yaklaşılabilir. Ama tam olmaz yani. Çünkü insan gördükleriyle ve duyduklarıyla düşünür, değil mi? Kainat Allah'ın bir örneği yok ki neyi göreceksin? Tam olur adam ya o nitebiye çıkabilmek ya ya ya ersiz kudret sahibi. Evet, sen de nihayetsiz kudret sahibi olacaksın ki o nitebiyenin şeyini almışsın. O da olmayacaksın. Yaratılış çünkü. Zaten mesela Allahu Ekber demek marifetimiz haricindeki kemalat-ı kibriyasının mücmel bir unvanıdır. Allah büyüktür. Yani Allah büyüktürün Allah büyüktür de sınır yok. Mesela Allah büyüktür. Neden büyüktür Allah? Yani mesela Allah şöyle dedim, Allah böyle dedim mi Allah büyüktür diyorsun. Yani Allah bu kainat yaratmış Atmaktan büyüktür. Mesela sen düşündün Allah'ı mesela. O düşündüğünden büyüktür. Düşünemezsin de. Düşünün diyelim ondan da büyüktür. Zaten böyle harika bir kainatı ancak senin düşünebildiğin bir varlık yaratamaz zaten yani. Düşünemediğin kadar, düşünemeyeceğin kadar idrak edemeyeceği edebildiğinden daha da yüksek bir zat olması lazım. Yani Allah'ın azameti, ulviyeti, bu kainatın yaratılışı böyle bir Allah'a gerektiriyor. Yani azamete kapattırılıyor yani. Daha bilmem neredeki yıldızla yaratıyor, daha bilmem nerede yıldızla yaratıyor. Daha senin ciğerindeki hücreyi de yaratıyor. Nasıl bir Allah yani? Anlayamayacaksın yani bunu. O zaman diyeceksin sen benim öyle bir büyüksün ki ya Rabbi ben yani Anca sana secde ederim. Başka bir şey yapamam yani. Ondan sonra. Yani o büyüklük. Ama buradaki misallerle yine bir derece bir ışık tutacak işte. Yani en azından teslim olacak. Aklı teslime sevk edecek biri sevk edecek bir izah isterim. El cevap madem öyledir itminan için istersen biz de Kur'an'ın feyzine istinaden diyoruz ismi nur çok müşkül hayatımızı halletmiş. İnşallah bunu da halleder. Madem öyledir, itminan için istersen Ne demek? İtminan için istersen Demin dediğimiz gibi değil mi? Tatmin olmak. Böyle akıl noktasında bir parça böyle olayları kavramak istiyorsan Yani inanıyorsun. Eee İtminan kazanmak için soruyorsun yani. Yani buradaki itminan nedir? Bir şeye inanırsın. Sonra biraz daha böyle kalbinin unutmayan olmasını istersin. Bak inanmıyorsan buna önce işte şeye git. Mesela 23. lemeye git. Oraya git. Buraya git. Önce orada inan. Ondan sonra buraya gel. Yani buradaki şey eee yani itminan kazanmak isteyenlere. Buyur. Şey Hazreti İbrahim'in dediği ölümü nasıl büyür? Allah'tan sonra Allah'a kalla inanmıyorum. Şu aslıydı. Koşuyorduk. Her birini bir yere parlıyor. Sonra çağırdık. Yani o şey zikrullah'daki gibi bir mıknatıs. İnanıyor ama. Tabii. Ya mesela başka misal. Mesela Yasin suresinin son sayfasında geçiyor ya. Nasıldı o? Kul yuhhi yaramim. Kul yuhhi yaramim. Bir kafir müşrik çok eskilerden ölmüş bir mezardan kemik çıkartıp geliyor. Çürümüş bir kemik. Böyle Peygamber Efendimizin huzurunda işte "Uçurmuş çürümüş kemikleri kim diriltecek?" diyor. "Ha sen dava ediyorsun." diyor. "Ha tekrar yaratılacağımızdan dava O çürümüş kemikleri onu kim diriltecek?" diyor yani hani çürümüş dağılmış gitmiş diyor mesela. Değil mi? Çok Dehşet bir soru yani. Şimdi orada Peygamberimiz bir ton hikaye anlatmıyor. Laf hikaye anlatmıyor. Ne diyor? Bunları bidayete kim inşaa edip hayat vermiş ise o dirilecekti. Bak en azından şu anda kemiğin tozları elinde. Bu kemik daha önceden ilk yaratılışında yani böyle bir kemik yoktu. Havadan, sudan, topraktan, oradan Burada kemikleri, atomları toplayıp bu kemiği kim yarattıysa çürükten sonra yaratacak. Adam tamam diyor. Kabul ediyor yani mesela. Ne oldu? Bak. Hemen ikna ediyor. Şimdi çürümüş kemiği mi yaratmak daha kolay? Hiç yoktan bir kemik yaratmak mı daha kolay? Hiç yoktan kemik yaratmak daha zor. Ortada hiçbir şey yok yani. Ne oluyor? Hemen ittiran oluyor değil mi? Yani o şekilde ittiran. Biz mesela şimdi burayı okuyoruz. Biz gene inanıyoruz yani. Bütün kainatı, bütün mükevvetatı bir anda beraber her şey ile Allah yönetiyor diyor zaten. Buna iman ediyoruz. Bunda sorun yok. Ama yani biraz daha böyle Allah'ın azametini anlamak için biraz Allah'la alakalı bazı hakikatları anlamak istiyoruz yani mesela. Değil mi? Yani mesela bu bir Bilgisayarlar falan var ya. Benim o aklıma geliyor. Adam mesela adam bilgisayarla üretim yapıyor. Yapay zekâ ile fabrikalarda üretim yapıyor. Bilmem ne yapıyor. Mesela her 15 saniyede Almanya'da mesela duymuştum abi. Mercedes fabrikasına her 15 saniyede bir Mercedes çıkıyormuş yani. Ya 15 saniyede yani. Dakikada 4 tane çıkıyor mesela. Sen normalde bunu inanmazsın. Böyle şey nasıl oluyor? Hâcım bir tane yastık dikeyim desem bir saat sürüyor. Bir araba sahnede nasıl yapılır? İnanmazsın. Gidersin görürsün kapısına çıkışını dikerler seni görürsün 15 tane 15 çıktığını. Tamam da nasıl oluyor kardeşim ya? İyi seni fabrika gezdirelim derler. Değil mi? 15 saniyede başla yapılmıyor bu içeriden. Belki bir gün de yapılıyor ama sıraya koydukları için öyle çıkıyor. Ve de oradaki bilgisayarları, ne bileyim o şeyleri, robotları bilmem neleri çalıştıklarını falan görse adam mesela, tamam der, tamam ne oldun der mesela. Yani iç kısmını anlayın, görünce bir parça tamamlıyorsa olur. Mesela onun gibi. O miraç Miraç gibi oluyor işte. Güzel. Cenabı Hak miraçta işte Peygamberimizin gösteriyor. Makineleri falan diyor. Orayı diyorsun değil mi mesela? Makinelerini gösteriyor. Yedi kas şeyler. Evet. Madem öyledir, itminan için istersen biz de Kur'an'ın feyzine istinaden diyoruz. Kur'an'ın feyzine istinaden diyoruz. Yani bunu niye söylüyor? Yani bunlar bizim şahsi kendi düşüncelerimiz, mütalaalarımız değil. Kur'an'ın feyzine. Yani bu yani hırsızlık gibi bütün hakikatlar manalar nereden geliyor? Kur'an'ın feyzinden geliyor. Yani Kur'an'ın içerisinden sürülüp geliyor. Kur'an'ın feyzine istinaden diyoruz. İsmi nur çok müşkülatımızı halletmiş. İnşallah bunu da halleder. İsmi Nur çok müşkülâtımızı halletmiş. Ne demek? İsmi Nur çok müşkülâtımızı halletmiş. Nur ismi. Cenabı Hakk'ın Nur ismi var değil mi? Nur. Nur ismi çok müşkülâtımızı halletmiş. İnşallah. Bunu da halleder. İşte yani benim anladığım biz nasıl bir varlığız? Maddi varlığız değil mi? Cismi, cismani, maddi bir varlık. Cenabı Hak nasıl bir varlık? Nur bir varlık değil mi? Yani cisim değil en azından. Nur deyince o da ne anladığımız ayrı konu ama maddi değil. Mesela ışık bu ışık yarı nurani. Mesela ruhlar nurani. Yani biz bu konularda Cenabı Hakk'a örnek teşkil edecek bir mahiyete sahip değiliz yani biz. Mesela biz cisim ve cismani olduğumuz için yer kaplıyoruz. Şimdi bu Cenabı Hak'ın burada artık bu konuya geçtiğimiz zaman Cenabı Hak'ın nurani olduğunu düşünerek olaylara bakacağız. Şöyle eee nurları yaratan eee yani nurlar mesela ruhu eee yani bütün nuraniyet onun nur isminin bir cilvesi olan bir zat. İleride gelecek. Mesela bu ışık veya güneş veya ruh veya Cebrail aleyhisselam Nur değil mi? Bunu kim yaratıyor? Cenabı Hak'ın Nur isminin eee bir tecellisi. Nasıl mesela denize parlayan ışık güneşin bir cilvesi. Güneşte Nur isminin bir cilvesi. Yani denizeki Nur Güneşten, güneşin bakışı ya mesela cilvesi. Güneş nedir? Güneş de oraya şeyden gelmedi yani. Güneşte Cenabı Hak'ın nur isminin bir tecellisi olarak var. Yani nur isminin kesif bir tecellisi olan güneş bir anda pek çok yerlerde bulunup pek çok işleri yapabiliyorsa onun nur ismi kendisi niye yapamazsın? İyi oradan bağlayacak zaten orayı yani. Yani mahlukattaki nuranilikle Cenabı Hak'ın nuraniliği zaten ayrı olmaz. Ama mahlukattaki nuranilik bile buradaki özellikleri çoğunu karşılıyor zaten. Bak mesela Cebrail Aleyhisselam nurani bir varlık. Dıhye suretinde huzur-u nebevide bulunurken aynı zamanda haşmeti kanatlarıyla huzur-u ilahide secdeye gidiyordu. Daha pek çok yerlerde bulunup Allah'ın emirlerini tebliğ ederdi diyor. Var. Yani Cemil Aleyhisselam bile yani daha milyon yerde bulunabiliyor dünyada. Veya Abdurrahman bir kısım evliya mesela pek çok yerlerde bulunuyormuş diyor. Mesela Sonucu Baba diye bir zat var biliyor musun? Mesela bu Ekmek dedi. Konak dedi mi bunun camisi? Mesela bir cuma günü camiden çıkanlar diyorlar ki işte ekmeği bize Sonucu Baba'dan aldık. Nerede işte şu kapıdaydı. E biz de filan kapıdan çıktık bize de orada ver. Öbür de dört tane kapısı varmış herhâlde Somuncu Baba'nın o caminin. Dört kapısında da bulunmuş, her gecesi ekmek vermiş mesela. Yani evliyaların bazıları da yine böyle bir anda pek çok yerde bulunabiliyor. Mesela üstadımız mesela o Eskişehir'de hapishanedeyken mesela hapishanede bulunurken hani diyor ya hapishane müdürüne "Ben diyor cuma namazında diyor işte Akcami mi diyor? Akça cami mi diyor? Bir camide olacağım." diyor. Hapishaneye yakın bir cami varmış. O da herhâlde diyor, bu sıkıntıdan, şeyden çıkamayacağını düşünemiyor herhâlde diye şey yapıyor, cevap bile vermemiş üstadım. Sonra adam camiye gidiyor cumaya. Cumaya da bakıyor ki imamın arkasında üstadımız secdeye gidiyor. Görüyor orada. Hemen diyor, bunu diyor, kim saldı diyor ya. Hemen hesap sormak için koştura koştura geliyor bir saniye. Kim çıkarttıysa şey yapacak yani. Hemen üceresine varıyor. Bakıyor üstadı orada da yine secdeye gidiyor. Nuraniyet kesmeden evliyalarda böyle bir anda pek çok yerlerde olabiliyor. Yani Allah'ın şu elektrik mesela nurani bir hizmet der diyor değil mi? Mesela şimdi İskenderun'daki bütün lambaları tek bir düğmeye bağlasan çaltere bastığın zaman bütün yüzlerce binlerce evin lambası söner. Tekrar bastığın zaman aynı anda yanar mı? Ne oldu şimdi bak. Bak. Bir de elektrik yüzbinler lambaya bir anda nur verebiliyor. Ve makinelere bağlı bas bütün makineler rağmında çalışmaya başlayabilir. Yani Allah'ın yarattıklarında bile böyle özellikler varken yani. Telefonla da görüşüyoruz. Evet. Bak mesela ben buradayım. Ben buradayım işte mesela ben Almanya'da mesela diye örnek sesim orada olabiliyor. Görünüm orada olabiliyor. Belki bu cihazların biraz da geliştirilmiş şekli olsa belki orada bir makineye bağlansam ben buradan belki o makineyi belki yöneteceğim yani. Değil mi? Yani ilmimle şuurumla da bulunabilir. Tesirinde de bulunabilirim mesela. Yani Allah kendisini anlayabilelim diye şimdi Allah'ın iki tane ayrı çeşit mahlukatı var. Bir maddi yani kainat ise maddi varlıklar yaratmış. Taş, toprak falan filan. Bir de nurani varlıklar yaratmış. İşte melekler, ruhaniler, elektrik, ışık gibi. Yani iki çeşit. Ya bu konuyu okurken maddiyatı bir kenara koyacağız. Allah'ı anlamak için o nurani varlıkları tefekkür edeceğiz. Onlar Allah'a örnek olabiliyor. Yani biz de örnek olabiliyoruz ama başka konularda. Mesela şefkat, merhamet, şu, bu, mesela diyelim ki bir annenin evladının şefkatinde Allah'ın şefkatiyle gidebiliyoruz. Yani insanlığın aynı olduğu şey ama bu konularda insan eee insanın cesedi değil de ruhu aynı oluyor. Yani nurani varlık olarak bizim ruhumuzdan bakacağız. Mesela ruhla alakalı 31 pencereden. Ruhta diyor mesela bir anda vücuttaki bir sürü azayı birbirine çalıştırır, birleştirir, idare eder vesaire şeyleri var ya mesela. Yani bu hani varlıklarla düşüneceğiz. Yani ismi nur çok müşkülatımızı halletmiş. Yani bunun gibi konularda hep nur ismine bakmışız. Ondan sonra Mesela Azrail Aleyhisselam için de aynı sorular. Mesela şimdi Azrail Aleyhisselam ruhları kabzeden melek Hazreti İsa'nın. Eşine bakıyorsun belki bir an belli bir bir dakika içerisinde veya belli bir saniye içerisinde ondan sonra dünyada belki 100 yerde belki 1000 yerde ruhları kabz ediyor. Değil mi? Ruhları kabz ediyor. Şimdi bir melek bir anda yüzlerce yerde ruhları nasıl kabz ediyor? Veya orada kabz ediyor sonra sonra başka yere gidiyor, başka yere mesela bu kadar hızlı nasıl gidebiliyor mesela? Değil mi? Gene Nur ismini hallediyor orada. Nasıl diyor Güneş mesela bir anda pek çok yerlerde aynı şeyde bulunuyorsa Hazreti İsa mı öyle bulunuyor diyor mesela. Yani bunun gibi Nur ismi, ismi Nur çok müşkülatımızı halletmiş. İnşallah bunu da halleder. Akla vazı kalbe nurani olacak. Temsil yoluna ihtiyar ile İmam-ı Rabbani Radıyallahu gibi deriz. Ahla vazı kalbe nurani olacak temsil yoluna ihtiyar ile. İmam Rabbani Radıyallahu gibi deriz. Ahla vazı kalbe nurani olacak temsil yoluna ihtiyar ile. İmam-ı Rabbani Radıyallahu gibi de. Şimdi temsil yolu diye bir şey var. Temsil yolu. Yol nedir? Mesela bir yerden bir yere gidersin değil mi? Yol. Temsil yolu o. Yani temsil. Sen nereye gidiyorsun? Yok. Tamam. Şimdi temsil yolu yani hakikatlara ulaştırmak için Kur'an temsil yolu takip ediyor. Mesela burada da yine temsil yolu takip ediliyor. Mesela şimdi direkt Allah anlasa anlayacak mı? Anlamayacaksın. O güneş temsili veriyor, ruh temsili veriyor. Onlardan bir parça parça nuraniyetin kanunlarını anlıyorsun. Ona göre oradan kıyas yapıp sağılaşıyorsun. Temsil oluyor. Yani Kur'an temsil tarihi, temsil yolunu takip ediyor. Ve Kur'an'ın mujzelliği bu. Çünkü insanlar görmedikleri, bilmedikleri şeyleri gördükleri, bildikleri şeye kıyasla anlarlar. Yani bu temsille alakalı yani geniş bir ders hazırlanabilir. Temsil ne demek yani? Niye temsil diyorum? Yani insanların mesela okullarda falan eğitimde insanların bildiği şeyi de anlatırsa mesela ben sana adres tarif edeceğim. Sağa dön, sola dön de sen ne anlayacaksın? İşte şöyle büyük bir bina göreceğim bilmem. Ya sen benim camımı sen Sen bana bir bildiğim yer ne? Ben nereyi biliyorsun kardeşim? Sen belediyeyi biliyorsun. Hah tamam işte. Belediyenin ön tarafına geç. Kapısını açsana al. Sağa git, sonra git. O zaman anlıyorsun değil mi? Mesela bildiğin bir şeye göre göreceksin. Yani temsil olur Çok önemli. Mesela şimdi bu çocuk mesela ne anlar? Oyundan anlar. Mesela oyundan anlatacaksın mesela. Yani insanın bildiği şey neydi? Mesleğini çok iyi biliyor. Mesleğinden anlatacaksın mesela. Yani böyle temsil yolu. Şimdi akla vazı kalbe nurani. Yani akla hemen mesela şey oluyor. Vazı oluyor. Vazı ne demek? Akıl hemen onu görüyor. Akıl hemen onu görüyor yani. Kalbe nurani. Yani kalbi demene aydınlatıyor. Temsil olur ihtiyar ile İmam-ı Rabbani Radıyallahu gibi deriz. İmam-ı Rabbani İmam-ı Rabbani Radıyallahu gibi deriz. Neşebem Neşeperestan, men gulam-ı şemsem ez şemsi milküyen haber. Neşebem, neşeperestan, men gulam-ı şemsem ez şemsi milküyen haber. Biliyor musun adı? Neşebem, ben ne geceyim, neşeperestan, ne geceyi taparım, neşeperestan. Ben gulam-ı şemsem, ben şemsin kökü Yani güneşten haber ver. Güneşten haber ver. Şimdi geceyim, ne geceyim, ne geceyi severim. Ne demek istiyor? Güzel. Yani ben Ondan sonra gece değilim, karanlık değilim. Yani benim alemimde karanlık kalmadı. Zaten karanlığı da sevmem yani. Mesela biz buraya niye geliyoruz? Niye burada duruyoruz mesela? Niye rıza yapıyoruz? Karanlığı sevmediğimiz için. Ailemizi nurlandırmak için değil mi? Ama bizimki tabii tam karanlıkta var, şey da var. Tabii bunlar da bir imam yani sonuçta. Yani bunlar da karanlık olsa bizde şey olmaz. Yani bunlar tabii Kur'an aletleriyle ne olmuşlar? Gecilip Deve bişe kalmamış. Her taraf aydınlık olmuş. Gece de sevmem. Biz de sevmiyoruz yani. İsa'nın okuyarak ne yapıyoruz? Mesela ailemizi nurlandırmaya çalışıyoruz. Değil mi mesela sürekli? Paranları sevmediğimiz için. Eee Şems'in kölesi ne demek? Güzel. Maşallah ya. Allah mı konuşturuyor sana yoksa? Ulan Biz köle. Mesela köle ne demek? Yani biz Kur'an'ın kölesiyiz, Allah'ın ilmin kölesiyiz. Yani biz köle Seyit ne derse onu yapar değil mi? Hani onu boyu bükmüştür, ona tabi olmuştur. Yani biz ilme tabi olmuşuz. Kur'an ilmi tabi bu şey değil. Ve el şemsi mevkü yem haber. Güneşten haber ver. Yani ben Kur'an güneşinden size haber veririm. Yani Burada da mevzu var. Kur'an'dan hakikatler var. Kur'an hakikatleri yine Kur'an'dan gelen manalarla size ders vereceğim demiş oluyor değil mi? Türkçesi yani. Temsil icaz-ı Kur'an'ın en parlak bir aynısı olduğundan biz dahi bir temsil ile şu sırra bakacağız şöyle ki temsil kaç saat oldu? Şey kaç mı oldu? Saat oldu mu? O zaman şu şuraya kadar gelelim de. Ondan sonra başka ders devam ederiz. Şu cümle. Temsil icaz-ı Kur'an'ın parlak bir aynesi olduğundan. Temsil icaz-ı Kur'an'ın en parlak bir aynesi olduğundan. Temsil icaz-ı Kur'an. İcaz-ı Kur'an ne demek? Kur'an'ın mucizeliği. İcaz-ı Kur'an'ın en parlak bir aynası. Demek Kur'an'da çok mucizeler var. Mesela işaret şey 25. sözde mucize Kur'an-ı Zebal'in 40 vecihle Kur'an mucize olduğunu izah ediyor değil mi? Yani çok vecihler var. Burada en parlağı yani Kur'an-ı mucize olduğunu gösteren en parlağı şey temsilmiş. Yani öyle güzel temsiller veriyor ki, yani mesela mesela biz örnek veriyoruz. Bir konuyu anlatayım. Bizim verdiğimiz örneği herkes itiraz ediyor. Mesela sen oradan bir örnek verdiğin zaman örnek çok güzel olur diyor mesela. Değil mi? Yani örnek vermek de demek Kur'an'ın verdiği örnekler yani meselelere tam böyle yani aczi beşerin eee yani insanın aklının fevkinde temsiller herhâlde. ondan mı öyle diyor? Yani mevzuyu izah etmek, açıklamak için Kur'an'ın verdiği temsiller mucize derecesinde yani. İnsanın verebileceği temsiller değil. Temsil İcaz-ı Kur'an'ın en parlak bir aynesi olduğundan biz dahi bir temsil ile şu sıraya bakacağız şöyle ki yani mevzu temsil ile gireceğiz. Çünkü insanların göremediği Yüksek hakikatları gösterecek misallerle insan görebiliyor. O misallerle işte baktıracağız diyor. Şöyle ki diyor. İşte burada artık güneş örneği başlıyor. Bir tek zat muhtelif meraya vasıtasıyla külliyet kesme eder. Bir ara verelim sonra buradan yine 15 güne kadar kurusun. Allah rızası için Fatiha.

3111.ders 16.söz-01.ders-İsm-i Nur, çok müşkilatımızı halletmiş — Nur Risale Dersleri