NNur Risale DersleriNur Risale
← Tüm dersler

3130.ders 19.söz-14.reşha-zât ve sıfât ve esma-i İlahiyeyi bildirsin

Sözler · 54:06 · 12 Eki 2026

Ders metni

Elhamdülillah, Rabb'il Âlemîn, vesalâtü vesselamu ala Resûlün Muhammedîn ve âlâ âdîhî ve ashabîhî eş-şâmin. Eğer desen, acaba neden Kur'an-ı Hakim felsefenin mevcudattan bahsettiği gibi etmiyor? Bazı mesaili mücmel bırakır, bazısını nazar-ı umumiye okşayacak, his-i ammeyi rencide etmeyecek, fikr-i avamı taciz edip yormayacak Bir suret-i basitane-i zahirane'de söylüyor. Eğer desen acaba neden Kur'an-ı Hakim felsefenin mevcudattan bahsettiği gibi etmiyor? Kur'an-ı Hakim felsefenin mevcudattan bahsettiği gibi etmiyor. Demek Kur'an-ı Hakim'in bahsetmesi tarzıyla felsefenin bahsetmesi tarzı farklıymış. O farkın sebebini soruyor. Zaten farkı da ortaya koyacak da. Neden fark var? Neden A farklı? Bazı mesaili mücmel bırakır. Bazı mesaili mücmel bırakır. Mücmel neydi? Fazla açmıyor yani böyle. Özet bırakıyor. Tafsirada geçmiyor yani mücmel. Bazısını nazar-ı umumiye okşayacak. Hissi amiyrenci de etmeyecek. Fikri ava O mu taciz edip yormayacak. Bir suret-i basitani zahiranede söylüyor. Nazar-ı umumiye oxşayacak. Yani herkesin bildiği, herkesin gördüğü şekilde anlatıyor yani böyle. Zorlamıyor. Mesela şimdi herkes güneş güneş dönüyor diye biliyor. Halbuki dünya dönüyor. Kur'an güneş döner diyor mesela. Herkes de öyle görüyor zaten. Onu zorlamıyor. Mesela dünya dönüyor. neresi? Herkes bu sefer nasıl oluyor falan diye ondan sonra zorlanacak mesela. Yani böyle fikirleri zorlamayacak şekilde, okşayacak şekilde, nazarın bazıları nazar olmuyor, okşayacak. Hissi ammeyi rencide etmeyecek. Hissi ammeyi rencide etmeyecek. Hislerle ondan sonra hissettiği şeyler insanların his mesela Bilmek, mesela duymakla, duymak kulakla duyuyorsun. Değil mi? Duyuyorsun mesela. Gözle görüyorsun. Hise öyle dokunuyorsun veya böyle şey yapıyorsun. İnsanlar hislerine daha çok yani inanıyor mesela. Mesela diyelim ki bardak mesela şu bir bardak su var mesela. Adam şimdi bunun içindeki mikropları görüyor mu? Görmüyor. His olarak görmüyor. Temiz görüyor mesela. Mesela ve içinde desen ki sen bunun içinde ondan sonra bir eee milyonlarca hayvan hükmünde mikrop var desen adam ben bunu görmüyorum diyecek bu sefer. Allah Allah diyecek yani nasıl oluyor şimdi mesela? Niye görmüyorum diyecek madem var ben niye görmüyorum? Hisleri hissi rencide olacak mesela. O için kolay mesela o öyle demiyor mesela. Aslında diyebilir ama insanların tabii sadece eee bu son asrı yani bilim teknoloji bu son asırda gelişti yani bundan önce bu kadar değildi. E Kur'an sadece bu asır insanlarına hitap etmek için değil ki bütün insanlara hitap etmek için gelmiş. O zaman bütün insanların seviyesini, anlayışını nazara alması lazım. Mesela diyelim ki öğretmenlik yapıyorsun. Sınıfta mesela iki tarzda ders anlatma şansın var. Böyle üst düzey anlatsan diyelim. Sınıfta 100 kişi 5 kişi anlayacak. Ama 15 kişinin geri kalan 90 95 kişinin de anlayacağı şekilde anlatırsa o 5 kişi zaten onlar da anlar. Onun daha istikametli irşadı için daha doğru bir yol. Yoksa sadece 5 kişiye nazar almam 5 kişiye havası nazar alsan oradaki ağam mahrum kalır bu sefer. Ama ağamı nazar alsam havası ondan istifade eder. %100 başı şey olur yani mesela. Onun için Kur'an his his noktasında herkes aynıdır yani. Yani his noktasında ben ne hissediyorum aynı şeyi hissediyorum. Onun için hissi hisleri rencide etmediği zaman %100 hitap etmiş oluyor. Maksadı da zaten hedefe ulaştırmak, hedefe ulaştırmış öyle. İşte irşat vazifesi de yerine geliyor. His samimiyetini rencide etmeyecek, fikri avamı taciz edip yormayacak. Fikri avamı Tazi edip yormayacak. Bir suret-i basitani zahirane'de söylüyor. Hani diyorlar ya işte Kur'an'ı niye uçaktan bahsetmiyor, niye trenden bahsetmiyor, niye ondan bundan bahset etmiyor. Tamam da yani Kur'an'ın maksadı fiziki ders vermek değil ki. Kur'an'ın maksadı Cenabı Hak'a ders vermektir. Yani Kur'an din kitabıdır. Yani maneviyat kitabıdır. Maddiyat kitabı değildir. Bir defa onunla anlaşmak lazım yani. Kur'an fizik kitabı değildir. Kimya kitabı değildir yani. Tamam fizikten bahseder, kimyadan bahseder ama amacı fizik, kimya değildir. Amacı Allah'ı anlatmaktır. Onları kullanır. Şimdi örnek verirken verdiği örnek anlaşılmazsa o zaman hedefi anlaşılmaz. Öyle örnekler verecek ki herkesin anneciğim örnekler verecek. O zaman ağamın nazar alması gerekiyor. Ama mesela bir fizik gibi şeyde tafsilatıyla anlatılması icap ediyor diyor ayrı. Ondan sonra yani irşadın hikmeti Mesela adamı irşad ediyorsun ama irşad olmuyor adam. İşletmenin anlamı yok o zaman mesela. Yani Kur'an'ın eee hedefi madem Allah'ı tanıtmaksa ona giden yoldan gitmesi lazım yani. Onun için fark var. Şimdi nasıl? Cevaben deriz ki, "Felsefe hakikatın yolunu şaşırmış. Onun için felsefe hakikatın yolunu şaşırmış. Onun için. Hakikatın yolu. Hakikat ne demek? Şimdi bu gördüğümüz kainat var. Bu zahir. Bunun arkasında hakikati var. Mesela şimdi şu masa masadır. Bunun hakikati nedir? Ustasıdır. Ustasının bunu yapmış olmasıdır mesela. Sen bu masada ustaya gidebilirsin. Ama sen bu masadan ustaya giderken yolu şaşırıp tabiata tesadüfe gidersen yolu şaşırmış olursun yani. Kainata bakan bir kişi gördüğü bu kadar harika sanatlardan eee diyor hareket ederek kime ulaşması lazım? Allah'a ulaşması lazım. O zaman doğru yola gider. Ama sapıtıp tabiata giderse tesadüfe giderse yola şaşırmış olur. Ben sana yolu şaşırmış. Felsefe hakikatin yolunu şaşırmış onun için. Hem geçmiş derslerden ve sözlerden elbette anlamışsın ki Kur'an-ı Hakim şu kainattan bahsediyor. Ta zat ve sıfat ve esma-i ilahiyi bildirsin. Bu cümle çok güzel. Hepsi güzel de. Kur'an-ı Hakim şu kainattan bahsediyor. Mesela şimdi Kur'an'da yıldızlardan bahsediyor, aydan bahsediyor, güneşten bahsediyor, deveden bahsediyor, sulardan bahsediyor, değil mi? Bal arısından bahsediyor, örümlekten bahsediyor, inekten bahsediyor. Yani incirden bahsediyor, zeytinden bahsediyor. Yani böyle Kur'an kainattan örnekler misaller veriyor. Niye veriyor? Niye bahsediyor? diyor. Kur'an-ı Kerim şu kainattan bahsediyor. Ta zat ve sıfat ve esma-i ilahiyi bildirsin. Zat ve sıfat ve esma-i ilahiyi. Şimdi Allah'ın zatı var. Kendisi var yani zatı var. Sıfatları var. Bizde nesi var diyor? İsimleri var. Zat, sıfat, isim. Mesela şimdi sait var. Sait'in varlığı ayrı. Ama Mesela ilmi var, gücü var, kuvveti var mesela. Onlar ayrı bir şey yani. Bir de ayrıca isimleri var. Güzel yemek yapıyor, güzel ortadan süpürüyor, güzel nizam intizam. O isimler ayrı mesela. Ne oluyor? Hem Allah'ın zatı var. Ezeli olması, ebedi olması, zatının kendisine olması gibi bir sürü zati lati var. Sonra sıfatlar var. Mesela kudret sıfatı, ilim sıfatı, irade sıfatı, sevgi sıfatı, vasat sıfatı Bu sıfatlar var. Hem Allah'ın var olduğunu insanlara ikna etmesi lazım, göstermesi, sıfatlaması lazım. Arkasından Allah'ın bu nihayetsiz bu sıfatlarını bildirmesi lazım. Sonra da işte hakim, rahim, ondan sonra kerim, mümin, muhsin gibi isimleri var. Hem o isimleri gösterilmesi lazım. Kur'an'ın hedefi Cenabı Hakk'ın isimleriyle, sıfatlarıyla tanıttırmak. Bunun için ikametten bahsediyor. Mesela basit bir mantık. Ben şimdi sayısına desem ki bana Allah'ın varlığını ispat et. Nasıl edeceksin? Mesela kainattan örnek vermeden ispat edebilir misin? Böyle bir yol var mı yani? Mesela şimdi şu ustanın masası, masanın ustasının varlığını bana ispat et. Nasıl ispat etsen ustayı görmüyorsun zaten. Anca bu masadan masadan ustaya gelir. Başka nasıl ispatlayacağını ispatlayamazsın ki. Anca o usul ile alakalı bir şey bulacaksın ki oradan ona gideceksin. Yani mecbursun masadan bahsetmeye. Bak diyeceksin bu masa şöyle masa böyle masa nizamlı masa hikmet ölçülü. Şöyledir, böyledir. Bu insanın ihtiyacına insanın ihtiyacına göre bak bu kendi kendine olsa daha yüksek olur, daha alçak olur. Bak tam insanın boyuna göre. İşte şöylesi de, böylesi de bunlar mesela arkasında insanı bilen, gören, tanıyan birisi olması lazım. Öyleyse birisi var falan diye ne yapıyorsun? Ustayı kullanıyorsun mesela. E şimdi Allah'ın varlığını ispatlayacaksın. Nasıl ispatlayacağım? Bak gökyüzüne bakacak yıldızlara bak bu da yıldızlar. Ondan sonra çarpışmış Düşmüyor, ahenkli bir şekilde dönüyor. Şöyle böyle bunlar kendi kendine doğru dönebiliyor der miyim? Mesela şu Güneş Dünya'nın etrafına dönüyor. Bak 23,5 derece miydi? Şeyde nasıl diyor? 23,5 derece mi? Ucu var galiba. He? O cevabı. Mesela Dünya düz durmuyor. Tepe kısmıyla kıç kısmı şöyle Güneşe doğru şöyle yamuk duruyor yani şöyle. Mesela işte adamlar hesaplamış. Biraz daha bir derece daha eğik olsun. olsa veya bir derece daha şey olsa mevsimler meydana gelmeyecek. Yani yaz, yaz, kış, bahar olmayacak yani hep aynı olacak. Güneşin açısı değişiyor ya böyle ışık olduğu için. Mesela bu güneş burada. Şimdi burada olduğu zaman ve böyle olduğu zaman mesela. Değil mi? Mesela güneş ışığı hızla mesela yazın daha dik gelir güneş ışığı dünyaya. Kışın ya gelir. Yani dik geldiği zaman daha sıcak oluyor. Yazın ne istiyorsun yaratacağın adam. Yatık oldukça mesela tepe buz gibi kurtulup çünkü oraya yatık geldiği için şeyi düşüyor. Isı derecesi soğuk. Ekvator şey hep sıcak orası mesela. Yani açı ile alakalı. Şimdi bu açıyı ne kadar hikmetli bir açı. Şimdi bu açıyı ondan sonra tesadüfen olabilir mi? Tesadüfen olsaydı düz olurdu. Yamuk olur, daha yamuk olur, daha yamuk olur. Ama en ideal açı neyse o açıda duruyor. O zaman onun orada onu açıyı bilen birisinin onu ayarlamış olduğu gözüküyor yani aslında. Şimdi bu dünyanın açısından bahsediyorum ben. Amacım nedir? Bu açının binler ihtimalden bir ihtimaldir ve o olması gereken, bize lazım olan ihtimal budur. Bu tesadüfen olmaz. Bu kasteden birisi vardır diyerek ne yapıyorum? Oradan yine Allah'ı ispatlamak için onu kullanıyorum. Yoksa bana ne dünyanın açısından yani mesela. Kur'an'a Kur'an'da kainattan örnek verirken sırf onda böyle Allah'a giden bir yol, bir delil göstermek için. Ta zat ve sıfat ve esma-i ilahiyi bildirsin. Yani bu kitabı kainatın muanisini anlattırıp ta halkını tanıttırsın. Demek mevcudata kendileri için değil belki mucitleri için bakıyor. Kur'an bakma şekli nasılmış? Mevcudata kendileri için değil belki mucitleri için bakıyor. Mesela biz ağaca bakıyoruz. Niye bakıyoruz ağaca kız? Ağaca niye bakıyoruz? O ağaçtaki hikmetleri görmek için, sanatları görmek Bakıyorum. Mesela şimdi bir Nurcu niye bakar ağaca? Niye ağa yani ağaca niye bakıyor? Mesela diyelim ki bir yerde bir cinayet oluyor, bir şey oluyor. Mesela polis ekipleri geliyor mesela. Her şeye bakıyorlar. Neye bakıyorlar? Orada bir parmak iz bir şey görebilir miyiz diye. Onun için bakıyor yani öyle bakış amacı nedir? Mucize. Bakış amacı nedir? Oradan bir yerlere ulaşmak istiyor yani mesela. Onun için dikkatli bakıyor. Bulunca tamam diyor, buldum diyor. Ona ehemmiyet veriyor mesela. Bize göre ehemmiyetsiz bir şey. Adam mesela saçı dökülmüş orada mesela tüyü dökülmüş. Onu hemen ona o kadar değer veriyor ki. Ya diyorsun bu ne kadar basit bir şey sen bu ne de Tamam bu basit bir şey olabilir ama bana şeyi gösterecek. Yani buraya kim gelmiş, kim geçmiş onu göster ezel bana yani. Ben buradan şeyi bulacağım, katili bulacağım diyor mesela. Onun alameti olarak baktığı için değer veriyor yani. Biz şimdi Allah'a giden, Allah'a gösteren deliller arıyoruz. Ağaca bakın acaba ne bulabilir? Ağaçta Cenabı Hak'ın bana ulaştıran ne var acaba? Çekirdekleri görüyorsun mesela. Aha görüyorsun bak bu çekirdeklerin içerisinde bütün ağacın programı yazılmış. Bu çekirdekler olmasaydı ağacın nesi devam eder miydi? O çekirdekler devam ediyor. O zaman Devam edecek şekilde o yazıyı oraya kim yazabiliyor? Kendi kendine o yazı olmuş mu? Demek onu birisi yazmış diyorsun. Ha demek ki yazan biri o bak. Ne yapıyor? O şekil den hemen Allah'a Ulaşıyorsun. Veya bakıyorsun meyveleri görüyorsun. Bakıyorsun tadı, kokusu, şekli, rengi, her şeyi bana göre. Hiç düşünmeden yiyorsun yani. Portakalı soyuyorsun, kabuğunu bir açıyorsun. Allah'a diyorum, dilim dilim tam ağzıma göre dilimlenmiş diyorsun. Bana ne kadar kolay kolaylık sağlamış. Demek ki beni düşünen, beni seven bize hakkını hazırlamış diyorsun. Ne oluyor mesela? O diller bile sana bir mana gösteriyor. Değil mi? İnsana bakıyorsun. Mesela dün insana baktık. Bir sürü şey bulduk. Yani Kur'an'ın amacı bu. Demek mevcudada kendileri için değil, belki mucitleri için bakıyor. Hem umuma hitap ediyor. Umuma hitap ediyor. Yani avam, havas okumuş, okumamış. Ondan sonra insanın gözünün gördükleri şeyden bahsetse herkes bahsetmiş o gibi. Herkes gözü var, görüyor yani. Umut yani gözüyle gören, duyan, tuttuğun şeyler yani bu organların da eee hitap eden şeyler olduğu zaman umuma hitap etmiş oluyorsun. Ama böyle kitaplarda yazan, ondan sonra bilimsel şeylerden bahsettiğin zaman herkesi hitap etmiş oluyorsun. Ama Kur'an yine onların nesnesini ihmal etmiyor. Onlara da Diyor 20 sözde. Onlara da şey koymuş gene diyor isteyen varsa. İlmi hikmet ise mevcudata mevcudat için bakıyor. Hem hususan ehli fenne hitap ediyor. Öyleyse mademki Kur'an-ı Hakim mevcudata delil yapıyor. Mevcudatı ne yapıyor? Delil yapıyor. Bürhan yapıyor. Ne yapıyormuş? Bülhan topluluğuna bülhan deniyor. Mesela şimdi insanlar bir tane mi bülhan? Yüzlerce bülhan. İnsan bülhan oluyor bu sefer. Mesela 22. sözüde bülhanlar diye geçiyor değil mi? 1. bülhan, 2. bülhan. Birden çok bülhan varsa ona bülhan deniyor. Delil zahiri olmak nazar-ı umuma çabuk anlaşılmak gerekir. Delil zahiri olmak. Nazar umuma çabuk anlaşılmak gerektir. Mesela Allah'ın yaratıcı olduğundan bahsetmek istiyorsun. Bak diyorsun bir bardak suyunun içerisinde milyonlarca mikrop var. Bak Allah bunları yaratıyor. Zaten Allah'ı görmüyor. Mikropları da görmüyor. O zaman nasıl Allah'a ulaşacak? Gör gördüğü, bildiği şeylerden örnek verirsen o zaman bilenden bilinen Bilmediğim. Mesela siz dün burayı tarif ederken burayı bilmiyorsunuz. Burayı bildiğiniz bir yere göre tarif ediyorum değil mi? Ben ne diyorum? Neredesiniz şu an? Şu an buradayız. Tarif ediyor. Oraya göre tarif ediyorum. Yani bildiği şeyden bilmediği şeyi tarif ediyorum. Şimdi insanlar mesela mikropları bilmiyor. Şimdi bilmediği şeyden örnek verirsen nasıl Allah'a ulaştırdın sen? Ama elmayı görüyor. Yaprağı görüyor. Kamerayı görüyor. Güneşi görüyor. Yağmurun yağdığını görüyor. Bulutları görüyor. O zaman bunlardan örnek vermesi doğru yani. Delil zahiri olmak, nazarı umuma çabuk anlaşılmak gerektir. Hem madem ki Kur'an-ı Mürşit bütün tabakat-ı beşire hitap eder. Kesretli tabaka ise tabaka-yı avamdır. Neyi beşerin? %80'i ehli tahkik değildir ki hakikatı görsün. Ona göre Geçsin. %20. %80 ava. İşte avama %80'e hitap ettiğin zaman avama olan hitaptan havas da istifade edebilir. O zaman %100 olur. Ama %20 havasa hitap ettiğin zaman %80 mahrum kalır. Onun için avama hitap ediyor. Kesrede tabaka yese tabaka avama Bu da bizim için önemli bir nokta. Yani mesela birine bir şey anlatmak istiyorsun. Onun bildiği şeyleri ne iyi biliyor? Mesela üstad Huniş abiye ders veriyor mesela. Huniş abi asker. Bak askerlik görevinden ders veriyor. En iyi bildiği şey o. Ondan ders veriyor mesela hikmet olarak. Veya mesela bakıyorsun mevlis saadesinde piyango örneği var. Herkes piyango ne olduğunu bilmiyor. Piyango örneği veriyor. Üstat yani böyle insanın bildiği bir şeyi anlatacak Bilmediğin şeyden bahsediyorsan önce onu anlatacaksın. Ondan sonra onu anlatacaksın. O iş uzun gider. Bak mesela o onun sözleri cümle var ya. Bir köy muhtarı olmaz, bir ustası olmaz, bir harf katibi olmaz, biliyorsun. Onu biliyorsun kelimesi var. Bunları biliyorsun diyor yani bak. Sen bildiğin şeyler bu. Bildiklerine göre o zaman nasıl bu nihayetsiz derecede muntazam, mükemmel, şükür sahip olur? Yok ben ondan sonra sahip e bak sen bir köyün muhtarı olmayacağını biliyorsun. Ona göre düşün. Bir köy muhtarı olmazsa bir şehir hiç olmaz. Memleket hiç olmaz. Kainat hiç olmaz. Bir iğnenin ustası olmayacağını biliyorsun. İğne nedir mesela? Ucu sivri. Arkasında deliği var. Bir demir kalçası ama düzgün bir demir kalçası. Bak bu ustası olmaz. Biliyorsun. Bu takımını birisi yapmış olması lazım diyor. Bu makas olursa daha sanatlı olursa daha ziyade ustası ister. Daha saat olursa ne bileyim daha mükemmel olursa usta olması daha da şey yapıyor. İnsana yenirsen veya bir canlıya onun ustası olacağını anlarsın. Mesela şimdi bir kümes kendi kendine olur mu? Kümes Allah'ın kümesi. Üç tane tavuk mesela. Mutlaka birisi de yapması lazım. E şimdi kümesi mutlaka birisi yapması gerekiyorsa şöyle bir evi deha deha deha bir birisinin yapması lazım. Bir apartman olsa, bir saray olsa, değil mi? Kıyas yoluyla mesela bildiğin için oradan hemen anlayabiliyorsun yani. Onun için Kur'an böyle. İnsanların bildiği şeylere örnek vermektir hikmet. Onun için irşattaki hikmet odur. Kur'an öyle bir tarz yapıyor. Elbette irşat ister ki lüzumsuz şeyleri ipham ile icmal etsin. Daki şeyleri temsil ile takrib etsin. Mukaltalara düşürmemek için zahiri nazarlarında bedihi olan şeyleri lüzumsuz belki zararlı bir surette tahir etmemektir. Şimdi o zamanın insanların da zahiri nazarlarına bedihi olan şey nedir? Güneşin döndüğüdür. Bedhi olan bir örneğim bu. Kur'an dese ki yok güneş dönmüyor. Kur'an dönüyor. Şey dünya dönüyor dese Ne olurdu? İnsanlar şaşırır diye ne yapacak şimdi yani? "Yüzüme inanacağım duymadım ama inanacağım." diyecekti. Bir kısmı belki hiç kabul etmeyecekti yani. Değil mi? Onun için tamam diyor. Bizim için fark etmez diyor yani. Bir nesne dönse dünya da dönse mühim olan dönen bir şey var mı? Var. O zaman onu döndüren birisi var. Mühim olan o. Orada şimdi şuranın nizam-ı nizamı. Koltukları bu şekilde yerleştirdiğin zaman onun birisinin düzenlediği belli. Değil mi? Başka şekilde düzenlenirse yine belli yani. Onun için buradaki düzenin öyle olmuş veya böyle olmuş olsa önemli değil yani. Mühim olan burada düzenli nizam var mı? Nazarı o. Yani asıl mesele o. Onun için yani Kur'an'da zaten dünya dönmüş. Güneş dönmüş. Sonuçta bu dönmenin içerisinden bir hayat çıkıyor mu? Çıkıyor. Ama sonuçta Güneş de dönüyor yani. Dönmüyor değil. Bu galaksi resimler var. Gördünüz mü hiç? Samanyolu galaksisi. Bu galaksi böyle. O hac Kabe tarafındaki şey gibi Hacılar gibi o yıldızlar da ne yapıyor böyle? Hep beraber cemaat halinde dönüyorlar yani. E güneş de içinde onun dönmüş oluyor yani. Değil mi? Milyonlarca yıldız içerisinde Güneş de bir yıldız. O da dönmüş oluyor onlarla beraber. Güneş yani Güneş. He? Galaksiye bakarsan o ayrı daha. Sadece benim galaksiyi düşünsen bile. Yani o Samanyolu galaksisi bizim galaksi de dönüyor yani böyle. Dönerek gidiyor hatta yani. İçinde de bir Güneş de orada. Bir tanesi Güneş. Bak o da dönüyor. Dönmüyor değil. Hatta kendi Etrafında da dönüyor. Hatta üç tane bir yerde güneşin çekme cazibe kuvvesini o dönmesini bağlıyor. Mesela şu anda fizik de böyle bir şey yok. Bakalım ne zaman keşfedilecekler. Yani o güneşin cazibe etrafı 12 tane seyyareyi hani tutması meselesi var ya mesela şimdi dünya merkez kaçkuvveti diye bir şey var fizikte. Şimdi siz ehli fene olduğunuz için size anlatamıyorum. Yani. Arabada dönerken virajda kenara doğru gidiyorsun ya. Mesela Merkez Ağaç Kuvveti diye bir şey var. Şimdi Dünya Güneşi tarafını dönerken dışarıya doğru gitmek ister yani. O zaman bunun gitmiyorsa onun bu taraf içeriye doğru çeken bir çekim kuvveti olması lazım. Ve aynı mesafede kaldığı için de eşit olması lazım. O güneş kendi tarafına dönerek diyor o cazibe Allah'ın bir kanunu ile o cazibe meydana geliyor diyor mesela. Şu anda bu fizikte daha keşfedilen şu şey değil. Bakalım ne zaman keşfedelim. Ben fizikçi olsam buna yoğunlaşırım. Ona bu ödülünü kaparım yani de. İşimiz de ilgab yani. Esiri bile kabul etmiyor mu bazı? Esiri bile bazıları kabul etmiyor maalesef ya. Harbi ki bu savunmada geçiyor yani var. Zahiri nazarlarında bedihi olan şeyleri lüzumsuz belki zararlı bir surette tayir etmemektir. Mesela birisine bir şey anlatıyorum. Örnek veriyorsun mesela. Adam örneğe itiraz ediyor. Ne yapacaksın? Tamam diyeceksin o Başka örnek vereceksin yani. Orada zorlamayacaksın yani. Adam mesela o anda ona takılmış mesela. Onun farklı bir diyor. Tamam diyeceksin. Senin bildiğin gibi olsun. Yanlış bile olsa onu işte bak lüzumsuz, zararlı bir surette tahir etmiyor. Orada bastırsa adam diyecek daha bunu bilmiyor diyecek. Belki de adam seni dinlemeyecek yani. Tamam tamam tamam senin dediğin gibi olsun diyecek. Ondan sonra mühim değil ki bizim için yani böyle olmuş, böyle de olmuş. Biz onun derdine değiliz. Biz o onu basamak yapıyoruz yani. Mesela güneşe der döner bir siraçtır, bir lambadır. Zira güneşten güneş için mahiyeti için bahsetmiyor. Kur'an ne diyormuş? Güneşe der döner bir siraçtır, bir lambadır. Güneş nasıl bir lambaymış? Dönüyor. Zira Lira güneşten güneş için mahiyeti için bahsetmiyor. Mesela bizim bu salonun lambaları dönüyor mu? Sabit mi? Sabit. Bir de oraya montajlı değil mi? Mesela buradaki burada mesela yüzlerce lamba olsa hepsi de böyle havada dursa ve böyle gezselerdi yani salonda. Daha güzel olmaz mı? Daha bir ondan sonra sanatla Olmaz mı yani hikmetli? Alışırız ya. Ya bunu buraya muhabbetle bakayım ve saatlerce uğraştık mesela yani. Öylesine nasıl yapacaksın? Manyetik alanlarla falan böyle havada tutturacaksın vesaire. Daha mükemmel olur. Ama o daha çok ustasını gösterir. Ustasına daha büyük bir delil olur. Bak Kur'an güneşten öyle döner bir sıçrayış Bak size Cenabı Hak böyle böyle bir lamba verdi size döner bir lambaya. Döner bir sıraçtır bir lambadır. Zira güneşten güneş için mahiyeti için bahsetmiyor. Dönsün dönmesin o değil mesele. Peki neden bahsediyor? Belki bir nevi intizamın zembereği ve nizamın merkezi olduğundan intizam ve nizam ise saniin ayn-i marifeti olduğundan bahsediyor. Şu cümleye yani hayran olmamak mümkün değil yani. Bu kadar güzel bir cümle. Bak, bir nevi intizamın zembereği. Ne demek? İntizamın zembereği. Eskiden zemberekli saatler vardı. Zemberek. Hareketi şu şey sadece değil mi? Altı sallan. Yok. Zemberek. Zemberek'i biliyor musun? musun Hasan? Zemberek. Sen biliyor musun Necmettin Zemberek? Ha? He. Enerji şey olan şey. Alo. He aleykümselam. He. İnşallah çıkarız yani o zaman abiye vereyim ya şey diyorum. Tamam. Biz ikindiye geleceğiz oraya. İkindi namazına geleceğiz. Biraz da. He, tamam. Tamam. Tamam. He, buyur abi. He, aleykümselam. He. He, çok iyi olur abi ya. Vallahi vallahi. Tamam tamam. Çok iyi olur abi. Çok iyi. Tamam olsun abi sizden. Tamam. Tamam olur. Tamam. Tamam abi, çok iyi olur. Allah razı olsun, abi. Tamam oğlum, selamün aleyküm. İyi. Şimdi zemberek mesela şimdi saatin içinde böyle kurmalar oluyordu eskiden. Evet. Diyor ona. Göz göz göz yapıyorsun. Ondan sonra o bir gün falan idare ediyor işte. O yavaş yavaş yavaş yavaş o şeyi çeviriyor. Saatin çarklarını yani mesela. Şimdi az zemberek falan kalmadı. Şimdi pil takıyorsun. O enerji pilden alıyor mesela. Yani o bütün çarklar nasıl dönecek? O zemberek kuruyorsun yayı. O gevşiyor. Boşalıncaya kadar sadece çalıştırıyor. Şimdi pil takıyorsun. Biz bilmiyoruz ne diyorsun? Mesela zemberek yerine. İşte bu güneş de bütün bu kainattaki, dünyadaki nizamın zembereğiymiş yani. Mesela güneş döndüğü anda her şey dönmeye başlıyor. Hayat başlıyor. Bütün faaliyetler başlıyor. Mesela saatinizden beri boşalsa, dursa saatin bütün şartları durur. Güneş de öyle yani. Güneşi mesela kaldır, yok et. Hiçbir şey kalmaz. Ne hayvan kalır, ne insan kalır, ne hayat kalır, ne şu ne hiçbir şey kalmaz. Yani Şeyin başı orası diyor. Zemberek. Bir bir nevi intizamın zembereği. Ve nizamın merkezi olduğundan. Nizamın merkezi olduğundan. Düzenin merkezi oraya bağlı. Her şey oraya bağlanmış. Mesela dünya Güneş'e göre dönüyor. Ne bileyim dünyadaki işte ısısı oradan geliyor. Ağaçlardaki meyveler ondan pişiyor. Değil mi? Oradan Cenabı Hak hayat bahşediyor mesela onun üzerinde. Nizamın merkezi olduğundan intizam ve nizam ise saniin ayni marifeti olduğundan bahsediyor. En güzel cümle burası. İntizam ve nizam ise saniin ayni marifeti olduğundan bahsedilir. Ayni marifet. Ne demek sana böyle bir şey? Aynesi iştir kişinin lafa bakılma Rütbeyi haklı görünür kişinin eserinde. Aynı rütbe. Görünür rütbe haklı kişinin eserinde. Aynesi iştir kişinin lafa bakılmaz. Mesela şimdi adam diyorsun ki ya ben şöyle bir sanatkarım. Lafa bakılmaz yani. Sanatını icra et. O sanat senin aynandır yani. Gösterir senin kim olduğunu, ne olduğunu, o işin ne kadar edildiğini gösterir. Gösterir ayna. Ayna gösteren bir şeydir. Mesela aynayı tutarsın şeye karşı. Onu gösterir yani. Ayna gösterir. Ayna bu kişinin yaptığı kişinin kim olduğunu, ne olduğunu. Adam ben çok şöyle imanım var, böyle şöyleyim filan. Tamam. Namaz var mı? Yok. Şu var mı? Yok. Güzel. Sen kime gazele okuyorsun mesela yani mesela. Yani aynısı işte kişinin yani mesela. Her türlü sahtekarlık, şu var, bu var. İyi adamın ben diyorsun yani. Olmaz. Ayna ayna gösteriyor yani kişinin veya işte ben diyor çok süper aşçıyım. Veya da çok güzel ev yaparım. Bilmem ne ustayım, şudur, budur. Veya da bu işi çok güzel çözerim falan. Bir aklı söz üşür. Herkes ev yapıyor. Ama herkesin evi aynı olmuyor. Rütbeyi aklı neyse Akıl mertebesine yürüyor. Orada belli oluyor yani. Söylediği ve yaptığı. He? Söylediği ve yaptığı. Tabii yani uyuşuyorsa o zaman doğru ama asıl olan yaptığıdır yani. İşte kainatta kainadaki bütün nizam ve intizam da kimin aynası oluyor? Allah'ın aynası oluyor. Bak mesela şimdi insan yaratmış. İnsandaki nizam ve intizam müthiş. Dehşet, harika bir nizam. İnsan insan var, insanda. Hücrelerinden tut bilmem ne ne de var yani. Ve bir muhteşem bir varlık. Nizam ve intizam içerisinde ayeti bir şekilde hayatı devam ediyor. Gözü var, kulağı var, beyni var, siniri var, kemiri var. He, insan bozuyor bak. İnsanın kendinin ne olduğunu ortaya koyuyor. Bu nizam ve intizamı kim vazediyor oraya? Allah vazediyor. Allah'ın aynası oluyor işte. Ay nedir? Bu alem her şey hak ile kaim diyor. Onun için bak yani bütün kainat Allah'ı gösterdiği için Kur'an kainattan bahsediyor ama Allah'ı göstermek için bahsediyor. Bizim de bakarken kainata öyle bakmamız lazım. Ay'a bakarken hemen oradan ben buradan Allah'ı nasıl görürüm? Güneşe bakarken nasıl görürüm? Dağlara bakarken nasıl görürüm? Hava Uçan bir kuşu gördüğünüz zaman gözümüz kuşu görecek, aklımız Allah'ı görecek. Göğüs sanatı görecek, basar sanatı görür, basar Siret sahneyi görecek mesela. Değil mi? Havada uçak uçuyor mesela. Uçağı gözün görüyor. Ama aklından bunu acaba kim yaptı diyorsun bu uçağı? Kuşu gördüğün zaman da kuşun kanatlarını kim taktı? Bunu kim ayarladı? Kim yaptı? Diyemem. Hani tamam uçağı yapabilirsin. Ama kuş ondan daha harika. Uçağı yapmak için belli bir ilim kafi gelebilir. Ama kuş için kuştaki sanat nihayetsiz bir sanat var. O zaman ona nihayetsiz bir ilim lazım. Nihayetsiz ilim ancak kimde var? Cenab-ı Hak'ta. O zaman ancak bu Cenab-ı Hak'ın ne seyrediriz dersin yani. İntizam ve nizam ise saniin ayini marifeti olduğundan bahsediyor. Kur'an niye böyle hem iltizam hem nizam? İkisi beraber böyle. İntizam fiil şifli. İntizam da fiil manası var. Nizam Eşyada görünen nizam. İntizam eee fiil şekli oluyor herhalde yani. Nizam ve intizam ile ilim. Tabii. Mesela şu kitap nizamımız diyorsun. Ama bu kitabın da mesela tanzim var mesela. Tanzim fiil oluyor. Mesela Program gibi sancı abi. İnsan o program. Programın özelliği gibi. Tanzim mesela tanzim fiildir. Hareket halinde Hareket İçerisinde nizam varsa ona tanzim demeyin. İntizam ve nizam. İse saniin aini marifeti olduğundan bahsediyor. Çünkü normalde mesela normal tabii şekli bir şeyin dağınık olur. O nizam o şeyin kendisinden kaynaklanmaz yani. Mesela diyelim ki, bu termodinamikte de var bu. Mesela eşya zerreleri bıraktığı anda bu bozulmaya doğru gider diye termodinamikte bu bilimsel olarak ispatlanmış yani mesela. Mesela bir binayı koy mesela, yıllarca bekle bu dökülür, parçalanır, doğaya karışır. Yani var olan bir şey yokluğa doğru gider. Şeyde, tabiatta yani. Çürümeye, yokulmaya doğru gider. Tersine gitmez yani. Mesela burada binalar yapılmaya doğru gidiyorsa bu tersine gidiştir. O zaman burada bir kast ve irade vardır yani. Dağılmaya doğru gidiyorsa kendi kendine olabilir. Yine orada da yine Allah'ın kanunu var da. Ama mesela diyelim şu halının ipi sen şimdi buraya mesela bir çuval ip koysan, bir çuval pamuk koysan bu pamuk Böyle ip olmak için ip olmasını gerektirecek pamukta öyle bir özellik var mı yani? Yoktur. O zaman eğer o pamuk ip oluyorsa bu dışarıdan bir müdahale olması icap eder. Veya şöyle ipi koydun mesela bir top ip koydun. Yani bu ipin halı olması için bir sebep var mı? İpten. Halı olmaz ya 1 milyon sene bekle ip yine halı olmaz ya. Çünkü o ipin öyle bir özelliği yok yani. O zaman bu eğer o halı şeridinde bir nizam ve intizam giriyorsa o ip o zaman onu o sokan birisi olması icap ediyor. Mesela bir şişe mürekkep. Yani bunun ondan sonra bir kâğıdın üzerinde muntazam harfler haline gelmesi için o mürekkebin bir özelliği var mı? Yok. Mürekkep akar gider yani. Öyle harf olmaz yani mürekkep. Eğer ondan bir inci gibi harfler çıkıyorsa o zaman o mükellef o şekli veren birisi olması icap ediyor. O yüzden nizam-ı intizam çok güçlü bir delildir yani. Hemen harici gösterir. Hariçte de kim vardır? Cenabı Hak vardır yani. İntizam ve nizam ise saniin ayin. İntizam ve nizamdaki mertebe de ondaki şeyi marifet mertebesini gösteriyor yani. Halbuki bakıyorsun işte mesela bir hücreye deki nizam-ı intizam Mücevherler içerisindeki o çekirdek, oradaki DNA'sı, RNA'sı, bilmem nesi baş döndürücü nizam-ı intizam var. İntizam ve nizam ise sani'in ayni marifeti olduğundan bahsediyor. Evet der eş şeceru tecri. Eş şemsü tecri. Güneş döner. Bu döner tabiriyle kış, yaz, gece, gündüzün devanındaki Muntazam tasarrufât-ı kudret-i iftar ile azamet-i saniyi ifham eder. Güneş döner deyince oradan neyi öğretiyor? gösteriyor. Bu döner tabiriyle kış, yaz, gece, gündüzün devranındaki muntazam tasarrufât-ı kudreti iftar ile. Yani dünyanın dönmesi, gece, gündüzün yaratılması, güneş iftarına dönmesi, mevsimlerin yaratılması, o mevsimlerin içerisindeki mahlukatın yaratılması hep böyle hatırlatmak için, nazara vermek için bak tasar muntazam tasarrufât-ı kudreti iftar-i. Allah Allah'ın muntazam tasarrufunu, icraatını hatırlatmakla azamet-i saniyi ifham eder. Yeryüzü kadar geniş bir sahada değil mi? Mahlukatı Cenabı Hak canlandırıyor, yaratıyor. Bütün tarlalar, bağlar, ne kadar mahlukat yaratılıyor, ağaçlar canlanıyor, meyve yani bütün azametli bir faaliyet icra oluyor. Güneşin dönmesiyle. O bir tabirle hepsini akla getiriyor. mevsimleri, mevsim içerisindeki, ta baharın başından ta şeyin sonuna kadarki aylarca olan yaratılmaları göstererek azamet-i saniye, Allah'ın büyüklüğünü ifham eder. İşte bu dönmek hakikati ne olursa olsun. Yani ister Güneş dünyanın tarafına dönsün, ister öbür onun tarafına dönsün. Maksut olan hem memsuç, hem meşhud olan intizama tesir etmez. Fark etmez yani. Sonuçta bizim için önemli olan intizam var mı, yok mu? Öyle de olsa intizam var, böyle de olsa intizam var. Onun için orası çok önemli değil. Onun için üzerinde çok durmuyor. Önemli olan intizamın varlığı. Çünkü intizamdan da intizamı koyan devam ettiren bir zata ulaşacak. Asıl mesele o. İşte o zaman da çelişki oluyor abi falan. Çelişmiş oluyor. Ve falan Kur'an diyor. İlme ilme her şeyler söylüyor. Ondan sonra kişi İşte Olmuyor işte. Orada da o var. Mesela güneş döner. İşte güneş de mesela burada dedi ki gece gündüzün olması gece gündüz nedir? Dünyanın dönmesiyle oluşan şey. Ama burada ifade şems neşin dönmesiydi gece gündüzün. Koştuğun vasıta işte öyle bir çelişki hali. He, öyle bir çelişki mi var diyorsun? Yani burada biz tam burada C'yi anlıyoruz. Marifeti Salih Gözü O için zaten bunu söylüyor da. Efendim de nasıl? Ben bu iş Bu sen benim anladığım mesela güneş dönüyor. Dönüyor yani güneş. Çünkü güneş dönmüyor değil. Güneş dönüyor kendi oturağında, yuvasında. Kendi nasıl dünya kendi tarafına dönüyorsa güneşte merkezde o da orada dönüyor yani. Ama onu o zamanki insanlar bilmiyor. Güneş döner deyince eee mesela güneş dünyanın tarafına döner demiyor. Kur'an yani. Güneş döner tarafına döner derse o zaman birimlere çatışır. Ama güneş döner deyince birimlere çatışmıyor yani. Yani üslup eee üslupte sende muhalif bir şey yok. Eşşemsu tecri Güneş döner. Hatta tecri cereyan eder. Yani akar gider demek mesela. İşte şey eee mesela spiral mesela yay mesela yay şöyledir değil mi? İşte o Samanyolu galaksisi de böyle dönüyor ya. Dönerken de gidiyor mesela böyle. Dolayısıyla güneş spiral hareket yapmış oluyor. Hem dönüyor hem gidiyor, akıyor. Yani tecri kelimesi de mesela tecri cereyan etmek demek mesela. Dönmek. Yani o bilmez şey bir şey yok orada. Şimdi burada güneş döner. Sonra devam ediyor. Kur döner tabiriyle. Hoş yaz gece gün devranındayız. Gecik devranındaki muntazam tasarruf bu dediği Azamet-i sani ifamidir. Bu üslupta da mesela bir yanlışlık var mı? Birimi? Bu döner tabiriyle kış, yaz, gece, gündüzün devranındaki kış, yaz, gece, gündüzün devranındaki bu döner tabiriyle kış, yaz, gece, gündüzün devranındaki muntazam tasarruf kudreti ihtar ile ihtar ile Şimdi mesela Güneş Dünya'nın etrafında ışığıyla dönmüş oluyor aslında. Yani Güneş'in kendisi dönmese de ışığı dönmüş oluyor. O da var. Ondan sonra Bizim nazarımda sıkıntı yok. Yani çünkü biz Yok şimdi mesela şimdi mesela şu Dünya ya mesela portakal gibi Dünya. Şimdi mesela burası aydınlık. Bu aydınlık güneşe ait bir sıfatı olduğu için bu ışığını diyor sarık gibi şeyin başına sarar diyor. Şey o kendi başına sarar da diyor. Dünyanın etrafında da ışığını döndürüp Güneş işte. Güneşin ışığı mesela ne oluyor? Mesela dünya dönerken aslında güneşin ışığı da dünya ne tarafa dönmüş oluyor? O da bir güneştir. Onu çevirmek kolay o yani. Yani. Biz yaparız değil. Yok bunlarda mutlaka bir şey vardır yani. Dikkatli bakmak lazım. Ben o nokta ya çok ince bir esrar vardır da biz bilmiyoruz. Yani o nokta kadar dünya dönünce gece gündüzün oluştuğunu biliyorum. Belki bu burada da farklı bir mana olabilir. Yani çünkü üstat bu sırları da hakikaten yaşayabiliyor. Çünkü o hücreyle ilgili şeylerde de aynı hadise var. Yani bu dönme hadisesi var. O hadisenin neticesinde işte hareket, harareti tedbir eder. Ya ısınma, vücut ısısı nereden sağlanıyor? Yani onlar anlatıyor, değil mi? Ha bugün daha büyük bir şeyden bahsediyor. Yani güneşi bahsediyoruz. Güneşi okuyoruz. Güneşteki hareketin Celal Hak'a nasıl delil olduğunu. Ama bak Bu da gece gündüzün devir anında diyor bak. Gece gündüzün devir anı. Güneş demiyor. Bak yaz, kış, yaz ve gece gündüzün devir anı. Gece gündüz devir anı. Mesela dünyanın bir tarafı gece, bir tarafı gündüz. O gece ve gündüz olan onlara dönüyor. Bu sefer mesela gece olan yer gündüz geliyor. Gündüz dönüyor. Mesela yarısı gündüz ya o yarısı olan kısım dönüyor. Karanlık olan kısımda Gece o da dönüyor. Yani gece gündüz dönüyor. Cümlede güneş döner demiyor. Gece gündüz döner diyor. Gece gündüz döner. Devran diyor. Bu döner tabiriyle kış, yaz, gece, gündüzün devranındaki muntazam tasarruf kudreti. O da harika bir şey yani. Dünyanın etrafında her tarafı Cenabı Hak gönderiyor işte. Çünkü iki hareket var. Küreyva'da, Hamra'da da Beyza'da iki hareket var dedi. Evet. Büyük kainat, küçük kainat olan insanlara da aynı hareket var. Tabii. Mevlevi gibi işte. Mevlevi gibi dönüyor. O da Mevlevi gibi dönüyor. Yani siz dediniz. Bir kendi etrafında dönüyor. Tabii. Tabii. Mesela orada iki hareket, bir hareket oldu dediği mesela oksijen hareketi bir, karbon hareketi bir, etti iki hareket. İmtizaç evvel iki hareket var. Yani iki toplar, ikisi dönüyor. Birleşince tek bir parça olunca tek harekete düşüyor. Bir hareket Kaldı. Tabii aşk cazibe mi var? O da bir hareket olacak mı üstad söylüyor? E tabii bir türlü ayrılmıyorlar işte beraberler yani. Yani oradan ne çıkıyor yani? Küçük şey de bu. Zaten bu cezbe cazibe hep muhabbet yani. Kur'an'ın bak buradaki mesela Kur'an'ın üstüne bunda fene muhalif bir şey yok. Tek ne var? İnsanların seviyesi göre ifade etme var yani. O da amacına uygun olan o olduğu için. Mesela sen şu çocuğa bir şey öğreteceksin. Amacın çocuğa bir şey öğretmek yani. Sen çocuğun anladığı dilden konuşmazsan amacına ulaşamazsın ki. Ona sen profesör gibi konuş. O ne kadar güzel konuşur profesör ama amaca ulaşamadın. Ne işe yarar ki o zaman yani? Çocuğun anlayacağı dil de çocuk anlamasın da önemli olan. Onun için yani mesela anlayacağı şey neyse Kur'an öyle hitap ediyor. O da hikmet-i irşat onu iktiza ediyor. Tasarruf-ı kudreti ihtar ile azamet-i sani ifaham eder. Asıl olan azamet-i sani. Allah'ın büyüklüğünü hissedecek. Adam mesela şuradan büyük bir şey geçiyor. Ürküyorsun. Bu güneş dünyadan 1.300.000 kat daha büyük. Böyle bir cismi Cenabı Hak döndürüyor. Şu üzerinde bulunduğumuz dünyayı biz taşını oynatamıyoruz. Bu dünyayı kaldırmış Cenabı Allah biz üzerine koymuş bizi güneş etrafında gezdiriyor. Ya şimdi bu nasıl bir kudret iktiza eder? Nasıl bir azamet iktiza eder? Asıl olan o burada yani. Azamet-i sani ifam eder. İşte bu dönmek hakikatı ne olursa olsun hem maksut olsun olan hem mem suç Hem meşhut olan intizama tesir etmez. Hem der: "Ve ce'alne şemse sirace." Şu siraç tabiriyle âlemi bir kasır suretinde. Mesela ev yapmışsın, saray yapmışsın. Her kadar orada muntazam sanatta tablolar yerleştirmişsin ama lamba yok. Hiçbir şey görünmüyor. Hiçbir anlamı yok yani. Ama öyle bir lamba takmışsın ki bir lambayla her tarafı aydınlatıyorsun. Hem de ısıtıyorsun. Hem de her şeyin ondan pişiriyorsun. Ve renklendiriyorsun. Renklendiriyorsun. Bir de böyle değişik açılardan da şey yaptırarak böyle değişik değişik Ondan sonra manzaraları ortaya koyuyorsun. Mesela bu nazara verilmesi lazım. Cenabı Hak'ın en büyük icraatlarından biri bu. Onu nazara verilmesi icap ediyor. Şu Siraç tabiriyle âlimi bir kasır suretinde bir saray suretinde içinde olan eşya ise insana ve zihayata ihzar edilmiş müzeyyenat ve mat umat ve levazımat olduğunu ve güneş dahi musahhar bir mumdar olduğu olduğunu ihtar edelim. Şimdi lambadan bahsediyorum. Lamba varsa o zaman ne vardır? Saray vardır yani. Lamba boş havada olmaz. E saray varsa o sarayın içerisinde eşyalar vardır, oturanlar vardır. Şu sırach tabiri ile alemi bir kasır suretinde içinde olan eşya ise insana ve zihayata ihzar edilmiş müzeyyenat ve matmumat ve levazımat olduğunu, güneş de musahhar bir mumdar olduğunu ihtar ile Rahmet ve ihsan-ı halıkı ifham eder. Şimdi bak şu sersen ve geveze felsefe ne der? Bak diyor ki güneş bir kitle-i azime-i mahiya-i nariyedir. Büyük, sıvı, büyük bir kütledir, narlı ateştir. Ondan fırlamış olan seyyarat etrafında döndürülüp cesameti bu kadar, mahiyeti böyledir, şöyledir. Muvahhiş bir dehşetten müthiş bir hayretten başka ruha bir kemal-i ilmi vermiyor. Bahsi Kur'an gibi etmiyor. Bu kıyasen batinen kof, zahiren mutantan felsefi meselelerin ne kıymetli olduğunu anlarsın. Onun Şaşa suresine aldınıp Kur'an'ın gayet muciz nüma beyanına karşı bilmezlik etme. Sübhaneke rahim ve ne ile Ben yine kendim

3130.ders 19.söz-14.reşha-zât ve sıfât ve esma-i İlahiyeyi bildirsin — Nur Risale Dersleri