3132.ders 21.söz-1.makam-Acaba ömrün ebedî midir
Ders metni
Bir zaman sinlen cismen rütbeden büyük bir adam bana dedi. Namaz iyidir fakat her gün her gün beşer defa kılmak çoktur. Bitmediğinden usanç veriyor. Kim zaman sinlen cismen Rütveten büyük bir adam bana dedi: "Namaz iyidir." Fakat her gün her gün beş aklıma çok hikmeti ile sonuç veriyor. O zatın o sözünden hayırlı zaman geçtikten sonra nefsimi dinledim. İşittim ki aynı sözleri söylüyor. Ve ona baktım gördüm ki tembellik kulağıyla Şeytan'dan aynı dersi alıyor. O vakit anladım o zat o sözü bütün nüfus-u emmare'nin namına söylemiş gibidir veya söylettirilmiştir. O zaman ben dahi dedim. Madem nefsim emmaredir, nefsini asla etmeyen başkasını ıslah edemez. Öyleyse nefsimden başkalarım. Dedim "Ey nefis, cehli mürekkep içinde de, tembellik düzeyinde, ahiret uykusunda söylediğin şu söze mukabil beş ika benden Evet. Bir zaman senden cismen rütbeden büyük bir emredi. Namaz iyidir. Fakat her gün her gün beşer defa kılmak çoktur. Gitmedikten usanç veriyor. Yani burada bunu söyleyen kim? Sinden, cismen, rütbeden büyük bir adam söylüyor. Yani niye onun sıfatlarını sayıyor burada yani? Yani biri dedi diyebilir. Ama sinlen, cismen, rütbeden büyük bir adam. Dediği ama Yani o ne diyor? Namaz iyiydi. Fakat hergün hergün beşer defa kılmak çoktur. Bitmediğinden usanç veriyor. Evet. Yani insanın yaşça büyük olması namaz kılınması daha kolay. Yaşlı birisinin ne oluyor? Yani işte birisi etrafında tanınıyor, biliniyor, büyük bir kişi. Namaz kılmak tevazu olsun. Allah'ın huzurunda seçtiği Allah'ın emri enaniyete kuvvet veren şeyler yaşın ilerlemiş olmasıyla insanın klan olur şeyler oluyor. Kuvvet verebilir o da namazı işte. Bir istinaya sebep olabilir. Mesela cismen büyük olması. İnsan fatıfek olsa ben acizim der. Baban ruzunda hemen iyidir. İri yarı olduğu zaman güçlü kuvvetli olduğu zaman kuvvetim var. Benim kimseye ihtiyacım yok diye bir karşı yani. Şu bir şey yok da. Diyebilir. Rütbe yani olması. Bakan olarak adam var olmuş, karakol olmuş, ne bileyim bakan olmuş. Müdür olmuş, genel müdür olmuş. Herkes onun huzurunda saygı duruşuna geçiyor. O da oluyor tabii bu sefer. Bunlar tabii itibarlı şeyler ama işte sonuçta bunu böyle dediktiriyor yani. Bana dedi namaz iyidir fakat her gün her gün beşer defa kılmak zor bitmedi usanç veriyor. Yani İnsanın mahiyeti değişmez. Mahiyeti insanın yine nedir? Neresinde ayacızlık ve fakirliktir yani. Mahiyet budur istersen. Başbakan da olsa eee bakan da olsa yani mahiyet aynı değişmez ki bu. Ondan sonra ne? Allah insana ne yapıyor? Değişti zannediyor. İşte burada olan iş bu yani. Ölüm değişiyor mu? Ben eee böyle sıradan bir vatandaş İşte ölecektim. İşte makam sahibi oldum. Artık ölmeyeceğim diye bir şey olmadı. Öyle değişen bir şey yok yani. Evet. Herkesi oradan bir bağlanmış. Ya demiş bu işte bakanlık Şimdi er demiş yani. Şu an er. Şu an şu an itibariyle er. Namaz iyidir. Bak namazın iyi olduğunu kabul ediyor. Namaz güzel diyor yani. Allah'ın uzamasını görüyorsun. Allah'ın namaz olsun. İyidir. Olmayan ne? Aşağı yani. Fakat her gün her gün beşer defa kılmak çoktur. Zor gelen kısım burası. Bitmedi de ne yapıyor? Sonuç veriyor. Sonuç vermemesi lazım aslında ama öyle düşündük işte. O zaman o sözünden hayırlı zaman geçtikten sonra nefsimi dinledim. İşittim ki aynı sözleri söylüyor. Ona baktım, gördüm ki tembellik dolayıyla şeytandan aynı dersi alıyorum. Hı. Hı. Ne yapıyor? İp var. Ne diyor? Hı. Tut, tut, tut. Ya adam mesela namaza başlarken o anki namaza düşünmüyor. Bu diyor artık bu işe geçiyorsun. Aslında böyle atıyor yani. Efendim, benim nefsimde de öyle olduydu. Yani dershanede tanıştık. Böyle ilk bir iki defa gitmeye, gelmeye başladı. Eee nefsim diyor bak diyor sen bu yola gidersen şunlar yapamayacaksın, bunları yapamayacaksın. Bak bunları bakman lazım, şunları tamamlan lazım. Eşim bunları hazır mısın filan. Böyle sıkıştırıyor yani. Tamam güzel abiler güzel konuşuyor ama eşim eee bazı şeyler olmaz yani bunlar falan da öyle öyle. Allah yardım etti o zaman. Ben az aşeden geçiyordum, dershaneye gidiyordum gene. Artık canı bakayım ya dedim bu Ders anlatılanlar hakikat mı? Allah var diyorlar. Doğru mu? Doğru. Ahiret var diyorlar. Doğru mu? Doğru. Üzerindeki yaptığımız amellerle o taraf orada ona göre muamele görülecek mi? Doğru. Bunları söylüyor. O zaman dedim bu gerçekler sen bir şey diyebiliyor musun? Hepsi yok diyor. Ne oldu o zaman? Zaten ona itiraz etse belli şey konuldu o zaman. Ama o zaman dedim doğruları artık yani hareket etmek zorundayız dedim yani bu Yapacak bir şey yok. Bu yani elhamdülillah. Bir müddet gitti. Ara ara geliyordu. Yere susturuyordu. Susturmak lazım yani. Hakikat zaten nefsi susturan hakikattir. Hakikat yükseltiyor isim. Tasdik etmek zorunda. Çünkü hakikatta da bir şey diyecek hal yok. Tasdik ediyorsa o susmak zorunda zaten. O yüzden hakikatları iyi öğrenmek lazım. Bazı maçı çıktığında göstereceksin. Evet, o zaman birinin ustası olmaz aklımda kalmış. Yani birinin ustası olmaz. Basit bir demir parçası ama ona sanat verilmiş, şekil verilmiş. O demir parçasının böyle bir şekil alması böyle ucunun sivri olması, arkasının delikli olması, böyle düzgün olması, bir demin karşısına koysan, yıllar beklersen, trilyonlar sene yetse bir iğne olur mu? Olmaz. Mutlaka birisi eline alması lazım, ona o sanatı vermesi lazım. Şimdi ustası olmazsa o zaman yani bu kadar kolonlar, bacağımız, kemiklerimiz, bunlar işte bu sinek, sivri sinek, böcek, bu kadar her şey şekil şekil halinde. Harika sana desenler de. Olması lazım. Diyordum. Buna diyecek bir şey yok. Sonra bakma diyor. Ondan sonra Sonra bizim lisede arkadaşlar bastırıyor. Onlardan ayrılıyor mu ya? Ya diyorlar sen böyle değişti, insan değişir mi? Sen işte nasıl değişirsin falan. Bir de oradan da yanaşıyorlar. Avlu'yu niye değişiyorsun? Ya değişir insan dedim yani. İki sene sene bunları bilmiyordum. Şimdi Bak atlar da benim. Değişme ama olmaz. Siz de değişin dedim. Orada da YouTube'da. Öyledir. Zıttıra zıttıra gidiyor YouTube. O zaman aynı zaman geçtikten sonra nefsemi dinledim, işittim ki aynı sözleri söylüyor. O akşam gidiyordum ki tembellik kulağıyla şeytanlar aynı dersi alıyor. Tembellik kurayla şeytanın adresi anladım. O zat o sözü bütün nüşvası emmare'nin namına söylemiş gibidir veya söylemiştir. O saat o sözü bütün nüşvası emmare'nin namına Demek ki bu nefisten gelen bir şey. Yani her nefis böyle söyler ya. Herkes bunun herkesin ekseni söyleyebilir. O zaman bu bana ait bir şey, o kişi her bir şey değil. Umumi bir şey. O zaman buna umumi bir cevap vermek lazım. O zat bütün nüfus-u emmare'nin nüfus-u emmare Muhtar, nüfus-u emmare ne demek? Emmare. Yani kötülükleri emreden nefsidir. Yani insan böyle kalbi var insanın. Kalp mesela namaz kıl der böyle. Allah'a şükret. Allah'a ibadet et. Şimdi namazı teşekkül eder. Yani bizim pozisyonumuzda biz kimi dinleyeceğiz? Kalbimizi mi dinleyeceğiz? Nefsimizi mi dinleyeceğiz? Hakkını çağıracaksın. Nefsini çağıracaksın. Kalp konuş diyeceksin, konuşacaksın. Hepsini dinleyeceksin. Hakkını doğru konuşuyorsun. Belki sen yalan konuşmuşsun. Kalp dediği olacak bir değil. Allah Allah istirahat edersin yani. İşte ne mi diyorsun? Şeytanla beraber çalışıyor. O da şeytandan akıl alıyor. Onlar ortak çalışıyorlar. Arkadaş melekten ilham alıyor. Mesela sen şimdi otobüse gidiyorsun otobüse, şoförün sen. Yolcular var bir sürü. Şu güzel dağlara çıkar bizi diyor. Yol dönümünde de şu uçuruma şöylüyor tap tap boynumuz kırsın diyor. Işıklıra çıkalım oradan cennete gidelim. Kalbimizin diyor ki: "Bak, Allah'a ibadet et. Bu dünyada da mutlu ol. Öldükten sonra da cennete git." diyor. Yani bu kalp güzel şeyler söylüyor bey. Evet. Hangisi kalbin güzel? Hangisi nefis söylüyor? Onları edemiyoruz. Onu nasıl edeceğiz? Kötü bir şeyse o şey Allah Allah'tan uzaklaştıracaksa, ibadetten uzaklaştıracaksa, cehenneme kaçacaksa o nefis nefis namaz kıl demez yani. Kılma der. Kılma der zaman nefis söylüyordur. Hangisinin doğru olduğunu da işte dinimizi öğrenerek Allah'ın emirlerini öğrenerek öğrendiğimiz zaman Olan emirlerini yap diye kalpli yapma diye nefistir. O bilgi lazım. Güzel bir soru sordum. O da işte doğruyu öğrendiğimiz zaman. Doğruları doğruları öğreneceğiz. Doğruları söyleyen kalpler oradan uzaklaş diyen nefistir. O doğru öğrenir Bazen işte sen dediğin gibi oluyor. nefris eee, o iyi birisiymiş gibi zeki düşünüyormuş gibi çıkıyor ortaya. O da işte çok zeki olacaksın. Yani o da şüphesiz çözüldü bak. Çoğu hâlde iyi gibi gözüküyor. Bir arkadaşlarımız var bunu mesela. Aslında bizi cehenneme sevk ediyordur ama böyle çok insancıl bir şeydir böyle. Mesela çok iyi bir adam olsun. Sen onu iyi zannedersin, iyi bir arkadaş zannedersin. Aslında o çok Böyle güzel görünmesine adam olan küçüyor. Bize bize ne yazıyor? Tesiri ne soruyor yani? Arkadaşla beraber olduğumuz zaman ne oluyor? ibadet uzaklaştırıyor. Demek ki seni bir anlama şey Hayır Sen şimdi bana sordun ya mesela içimizden bir ses geliyor. Bunu nefis mi söylüyor, kalp mi söylüyor? Onu biz bilmiyoruz ki kimin söylediğini. Kalbi söylüyor diye bilse zaten uyarsın. Ne ismi söylüyor, kalbi söylüyor, hangisini söyleyeyim, nereden bileceğim diye sordun değil mi dedim sana? Oluyor. Aynı soruyu ben sana soruyorum şimdi. Aynı bir şey biliyoruz. Sen nasıl biliyorsun? Mesela sen şimdi buraya gelirken abiler sen şüpheli dedin. Giderim diye. Biz kendi önüne gidelim. Kitabı okuyalım. Babanı teklif et. Argument. Babası Babanı teklif ettiğin zaman eee nefis devreye girdi mi orada? Bir bir. Kalbin ne dedi? He, sen ne yaptın? Hangisini dinledim? Sürekli böyle imtihan oluyoruz yani sürekli. Bu iş bitmeyecek. Ömrün sonuna kadar bu bitmeyecek yani. Biz kalbimizin dediğini yaptığımızda yükseleceğiz. Yükseleceğiz, yükseleceğiz, cennete layık bir hale geleceğiz. Allah bizi cennetten alacak ondan sonra. Ama nefsimizin dediğini yaparsak alçalır, alçalırız. İyice bozuluruz. Bozuk olanı da Cenab-ı Allah kendilerine yakalar. O zaman ben dahi dedim madem nefsim emmaridir, nefsini ıslak edemez. Öyleyse nefsinden başla. Nefsini ıslak etmeyen başkasını ıslak edemez. Ne zaman etmeyen başkasına sahtekarlıktır. Yani kendimizden başlayınca başkasına söz geçirme nasıl oluyor? Oğluna sigara içme bilir misin? Sen ne içiyorsun der. Peki mesela kovan sıktırıyor. Nasıl bırakacağım? Nasıl bırakacağım? Nasıl yenecek mefsun? Hepsine ne diyecek yani? Ne demesi lazım? Yenemez hiç. Onun zararlarını anlatması lazım. Öyle mi? Allah sana bu ciğerleri vermiş böyle kadılık Sen bu sefer içtiğin zaman bu ciğerler ne oluyor? Soba boğazı gibi oluyor. Simsiyah oluyor. Ondan sonra bak senin artık nefes alamayacak, senin aldığın nefesin oksijen üstüne girmeyecek. Biraz daha hızlı sen akşama sen olacaksın. 70-80 yaşına kadar yaşamak varken belki 50 yaşında geberip gideceksin. Ondan sonra öksüreceksin, tükürteceksin, iki adam attığın zaman nefessiz kalacaksın. Ondan sonra tutarlana oluyorum deprem gibi. Ondan sonra yani böyle alıyor musun? Çok deprem yaşadığım için böyle hep şey oluyorum yani. Ondan sonra böyle ne hepsini ne yapacağım? Ciğerler Allah'ın emanetidir. Emanete sahip çıkmak lazım. Birisi bize mesela bir şey emanet etse telefonunu, arabasını biz onu bozsak olur mu? Allah bize bu vücudu sağ alsın. Hep bizi susturabiliyorsan canın her şeyi susuyorsun. Nefsini susturabiliyorsa bir adam diğer nefisleri de susturabilir. Kendi nefsini susturamıyorsa başka nefis de susturamaz. O şu üstadımız diyor ben diyor risaleler kendi nefsime yazdım diyor. Evet nefsimi kabul etti ikna oldu diyor. Ama siz alırsınız. Nefsin ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez. Öyleyse nefsimden başlarım. Dedim ey nefis Cehri mürekkep içinde. Cehri mürekkep. Ne demek cehri mürekkep? Cehaletin rükûtu nedir? Cehalettir. Bilmediğini bilmiyorsa bilmez mesela. Bilmiyorum der. Ama da bilmiyor, bilmediğini de bilmiyor yani. O cehri mürekkep deniyor. Adam diyor ben dinimi bilmiyorum diyor. Bana öğretin diyor mesela. Bu güzel bir şey. Dinini bilmiyor. Nereye gidiyorsun kati? Tamam. Gel bak ders okuyoruz. Burada kardeşler var. Ondan sonra Ama ben din bilmiyorum. Bana öğretin diyor kurulacak. Ama adam bilmiyor bir de Biliyormuş gibi konuşuyor yani. Yanlış konuşuyor. Ceyran kim içindi? Şimdi bilmediğini bilmiyorsa adam öğretmeni zor artık. Adam sana öğretmeni haklıyor. İşte öyleymiş. Ey Nebi, Şeyh-i Mürekkeb içindi. Tembellik göşeğinde. Tembellik yukarıda da geçti değil mi? O tembellik kolayıyla dedi. O tembellik göşeğinde dedi. Gaflet döşeğinde. Gaflet döşeğinde. Devse katılın diye soruyorum yani sadece böyle ben anlatıyorum ilk karşılıklı şey olsun diye. Ne dedik Abdulhamid? İbrahim İbrahim Mesela uyuyan bir adam etrafına ne olup bittiğinin farkında mıdır? Değil. Akıl öyle bir şey işte. Yani nerede olduğunu, kimin huzurunda olduğunu, kim olduğunu o farkında değil adamın yani. Dünyada her şey var. Dünyanın ne olduğunu bilmiyor. Her gibi yani. Allah'ın huzurunda Allah bizi her an görüyor mesela. Bunun adam bunun farkında değil. Mesela cellatlar yatırmış boğazını kesecek. Adamın farkında değil yani. Mesela uyan adamı sen şöyle keseyim desen Sen eee sen gel de. Sana görmüyor ki sen kestiğini. Hazreti Aleyhisselam listeyi almış bizim. Sıramızı bekliyor yani. Hazreti Aleyhisselam. Yani sıramız geldiği zaman alacak, götürecek bu dünyadan. Adam bunu düşünemiyor mesela. Hazreti Aleyhisselam varlığından haberi yok. Öleceğinden haberi yok. Ya sorsan belki bilir ama. Haberi yok gibi yani duruyor. Uyanması lazım bu adamın yani. Evet. Yani Yani yanarken mi acı çeker yani? O tabii ölünceye kadar çeker. Zaten onun için cennete gider yani. Oradan çok büyük azap çektiği için Allah Allah. Olarak ölüm diye de şimdi mesela adam içerisinde hemen ölmüş 3-4 dakika geçer değil mi? 3-4 dakikadan debeleniyor yani. Sen boğulmadın herhâlde. Sen böyle Ağzını, burnunu baklayalım. Suyun içine atalım bakalım ne oluyor. 34 saat dakikada çektiği azap demek ki çok büyük ki Allah onun affını ya Allah'ın işte Allah'ın. Fazla çekmiyor artık da ama o yani dışarı. Hocam 7 dakika boyunca öldüğünü artık düşünüyorsun ya bu Eee, büyük kalacak azaptır yani bilmiyorum da. Sen şehit diyorsun yani. Tak hak. Ama o vurdun onu develeniyor. Bakın o develeniyor yani. İşte ister deyince Az bir şey oluyor gene. İster ama işte çok değil. Esas akıl çekiyor zaten. Mesela sen şimdi bir adamı oraya bağla kitlesen bak şey öldüreceğim seni desen adam öldü zaten. Gitmişim bakmışım ölmüş adam kendi ölmüş yani adam korkudan yani. Her vuruşta dayağı tabii canım. O bekleme var ya yettiriyor artıyor zaten. Süper yani hayvan olduğu anda o his gidiyor tabii beyne acı çekiyor ama tabii onlar ölünce de devam etmediğimden. Hiç acı çekmiyor desem olmaz. İşte onu çok az bir şey çektiğini ifade etmiş oluyor burada. Hissetmek ister. Yani hissetmiyor mu? Ama işte hissetmek ister. Hiç hissetmez demiyor yani. İster ama işte istemediği kalıyor yani. Az bir şey oluyor demek Yoksa abi sen mesela bıçağı vurduğun anda hayvan nasıl debeleniyor yani? Bir acı olması de benim. Boğulmuş oluyor değil mi baba? Boğulmak. Bilmiyorum artık. Evet. Ben artık tam bilemiyorum. Biz nereye gideriz? Onu biraz araştırmak lazım. Bu vaziyetimizle nereye gideriz? Şu vaziyet Nereye gideriz mesela? Biraz daha onu merak etmek lazım. Sen nereye gidersin bu sen şu vaziyetinde sen kendine göre konuşsan geleceksin. Sen nereye gidersin şu vaziyetinde? Tahmin et. Allah her şeyi bilir zaten. Sen nereye gidersin Abdullah amca? O zaten ahiret işte bir cennet var bir cehennem var yani. Bizim kardeş vardı Mustafa burada. Mesela bir şey soruyorum olabilir diyor. Olabilir deyince yani bir şey demiş olmuyor zinki yani. Olabilir her şey olabilir zaten. Olacak mı olmayacak mı yani? Sen önce yapıyorum ki bütün iş yapıyorsun o zaman yapıyorum bir şey olmuyor mu yani? Şu an daha belli değildi şimdi değil mi? Tamam. Yani şimdi bakıyorum. Mesela şu WhatsApp'ta WhatsApp'ta böyle hatta bizim şu komşular falan var. Şu yan tarafta Mehmet'li bir adam var mesela. Komşu olduğu için Ne var kayıtlı mı? Bir şey olursa felsefi cümleler paylaşayım. Abırsızlık yani. Paylaşayım yani ondan ne yapacaksın? Adam gibi İslamiyetten şeyden bak hadis payın. İslamiyet bilmiyorsun ayet payın hadis payın. Adam yani bir fikir ya bir şey düşünecek adam. İyi bağlanacak yani. Bize iyi ki ne var ya. Ben kızım. Var bize. Evet. Mürekkep içinde tembellik döşeğinde kahya durgusuna söylediğin küfürde mukabil ikazı benden işit. Birinci ikaz ey bedbaht nefsim. Acaba ömrün ebedi midir? Hiç kat'i seneden var mı ki gelecek seneye belki yarına kadar kalacaksın? Sana o sanc veren tevekküm ebediyettir. Key için dünyada kalacak gibi nazlanıyorsun. Eğer anlasaydın ki ömrün azdır, sen faydesiz gidiyorsun. Eğer anlasaydın ki ömrün azdır, sen faydesiz gidiyorsun. Faydesiz gidiyor ne demek? Faydesiz gidiyor. Emin olalım. Sen biraz fazla Kaldırsın yani. Faydasız gidiyor ona da bak. Ömrüm azdır hem faydasız gidiyor. Mesela bize deseler ki ondan sonra siz bir hafta sonra şu dağda güzel bir yer var oraya götüreceğiz. Ama orada yiyecek bir şey yok. Buradan bir hafta boyunca ondan sonra herkes orada yiyeceklerini toplasın. Yurt dışında aç kalıyor dese ne yaparsınız? Aplarsın. Hatta oradan gelmek yok yani hep orada dalınacak falan mesela. Hiç bir hafta boyunca gece gündüz toplarsın değil mi mesela? Böyle hava hava böyle gezer misin? Hiç boştur mu? Şimdi bu dünyada sürekli kalmayacağız. Bir müddet yaşadıktan sonra Cenabı Hak bizi ne yapacak? Oraya alacak. Orada mahkeme kurulacak. Kefeler olacak. Amellerimiz olacak mesela. O amellerimiz tartılacak. Amellerimiz bize göre ondan sonra o mahkemeyi kazanacağız ve kaybedeceğiz. Veya kazandık diyelim. Ama ne kadar çok şeyle kazan sevapla kazanırsak cennetimiz o kadar büyük olacak. O kadar güzel olacak. Onun için insanın ne yapması lazım? Sürekli oraya yatırım yapması lazım. O boşturmaması icapet. Eğer anlasaydın ki ömrün azdır hem faydasız gidiyor elbet 24'ten birisini hakiki bir hayat ebediyenin saadetine medar olacak. Bir güzel ve hoş ve rahat ve rahat fark etmek. O zaman şöyle dursun. Belki ciddi bir iştihat hoş versek ki bablığa sebep olur. Tabii. O vakit geçilme orası için yani burada. Orası için yani. Asıl maksat burası değil. Bura orası için. Ya oradan lazım olan şeyleri alalım diye. Allah bizi bir pazara getirmiş. Pazardayız şu anda. Doldurursan heybenin. Orada bayağı işimiz rahat olur. Ama da pazarda olduğunun farkında bile değil yani. Nereye gittiğinin farkında değil. Ne olacağının farkında değil. O zaman da insan ne yapıyor? Büyük bir zararda oluyor. Büyük bir kayıp da oluyor. Bir de Allah mesela bize namazı emretmiş. Mesela bize çok kim bir şey de emredebilirdi. Sırf böyle Allah emrettiği için ve mesela kazançlı olduğu için yapardı. Mesela gir işte demir madenine, kömür madenine ta yerin 2 km altında çalış diyebilirdi. Hani ibadet olarak onu emredebilirdi yani. Öyle değil. Mis gibi böyle abdest alıyorsun, halayı seviyorsun, seccadeyi örtmeni giyiyorsun, sarını sarıyorsun. Ee ondan sonra Allah'ın huzuruna çıkıyorsun. Böyle izzetli bir şekilde ondan sonra bütün manevi bağlarımız var. Yani ben çok güzel bir orada Allah'la konuşuyorsun, takdir bekliyorsun. Yani böyle hem neticesi de güzel namazın hem kendisi de çok Güzel yani. Sen namaz kıldıktan sonra huzur alıyor mu? Namaz için insan mesela böyle bir karaklıyor değil mi mesela? Kaybı bu gelecek onlar mesela. Yani hem namaz bize ebedi hayatı kazandırıyor. Hem dünyada da güzel bir hizmet yani. Hoş bir hizmet, lezzetli bir hizmet. Elbette onun 24'ten birisi 21 hayat saadete medar olacak. Güzel bir koş ve rahat ve rahmet hizmet Mesela bizim önümüze güzel bir yemek koyuşlar. Lezzetli bir yemek. Bak bu yemeği yesene bir sürü para vereceğim dedim. Nasıl yersin yemeği muhtar? Lezzetli hem de para verecekler. Seve seve yersin. Bozulmuş bir yemek koysa da. Ne yapalım öyle? Yersin ama zor olmayınca yersin yani. Belki de yemezsin. İbadeti çok zevkli, ruhun gıdası bir şey yani namaz. Bizim namaz kıl diyor. Yani güzel güzel böyle ruhunu besle diyor. Kitabı okuyor, tefekkür ediyor. Zevkli bir şey. Hem de bunu yaparsan sana büyük bir hediye at verecek diyor yani. Kar içinde. Ne dedim? İnşallah çok güzel yaparım. Evet. İkinci ikaz. İkinci ikaz. Ey şikemperver nefsim. Şikemperver nefsim. İmâ işmeyi seven demek değil mi? İşimperver. İşimperver Nevsim, acaba her gün her gün ekmek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin, sana onlar usanç veriyor mu? Evet kardeşim. Yemek yerken usanıyor mu ya? Dün yemek yedik, gene bugün de yiyeceğiz ya. Yemek yemede iş bitmiyor diyor mu? Su içerken yani ya daha demin su içtim, gene şimdi su içeceğim, hep kuru çekeceğim. Yazmıyor. Gel sen dur. Ne yapıyorsun? İyi de miyorsun? Çünkü diyor ihtiyaç eee usanç veriyor mu? Madem vermiyor çünkü ihtiyaç tekerrür ettiğinde. Mesela acıkıyorsun. Açıkta yemek yemek lezzet verir. Yiyorsun, doyuyorsun. Sonra öyle kalmıyorsun ki sonra tekrar çıkıyorsun. Açık kalsın diye yemek yiyorsun. İhtiyaç tekrarlanıyor yani. Adam vermiyor. Çünkü ihtiyaç tekerrür ediyor. Ettiğinde usanç değil belki televizyon ediyorsun. Öyleyse hani cismimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdasın. Ruhumun ab-ı hayatı. Latifi Rabbaniye'min hava-i nesimini cezbe celbeden namaz dahi. Namaz ne yapıyormuş? Hani cismimde senin arkadaşların olan kalbimin gıdası. Namaz ne yapıyormuş? Kalbimin Kalbi gıdasız kalıyor. Mesela bir adamın kalbi ile gıdasız olma. Gıdalarını zaman ne oluyor? Uyanıp alıyorum, patlıyorum, çatlıyorum. Bak kalbi kırasız kalmış yani. Ama namaz kılan insan kitap okuyunca benim sevgimi sıkıyorum. Çatlıyorum dedim orada mı? Sen babanın iş çatladığını, patladığını dediğini duydun mu? İşte okuyun namaz da bu yok. Sıkılma olmuyor. Bu işin sıkılmaz yani. Sıkılma kalbinde. Neydi işte? Gene kafamı bir sürüyor. Ondan sonra sıkıştırıyor beni diyor. Nefis zayıflıyor ya. İtiraz ediyor yani. Böyle giderse diyor ben de yani bundan sonra bu adama söz geçiremem diyor yani. Bunu bıraktırayım diyor yani size. Fazlası zarar, azı zarar, çoğu zarar diye diye ben de bunu bıraktırayım. Ondan sonra ben adam diyor. Ondan sonra dediklerimi daha kolay yaptırırım diyor. O böyle okumaya başlarsa yani. işte diyor. Onu şu an siz etmezseniz mesela buradan giderken mesela kendinize bakın. Kendinize onu hissedeceksiniz mesela istifade etmek. O da tabii yani nefsin sıkılması da bir imkân yani şimdi. O da olmazsa o zaman buraya herkes gelir. Burası dolu orta şar yani. Yani böyle bir zorluk olmasa bu işte o zaman imtihan olmazsa Cennet tabii öyle değil. Yani bir irade gösterecek, bir gayret gösterecek bir şey olması lazım. Onun için Allah cennet de yapıyor ya. Yok sağ ol. Ben de ona cennet olur. Ben de ona bir şey yapalım. Mesela sen şuna gitsem bir adama bana 1.000 lira ver desen bedavadan verir mi sen? Vermez yani. Allah bedavadan veriyor da karşıda yine bedava değil. Bize ne için veriyor? Birinin sözü hatırlayın. Allah nimetleri bize veriyor. Bedava mı? Anlaşıldığında ne istiyor bizden? Zikir. Peki, şükür istiyor. Verdiğin zaman tamam o nimeti kullan diyor. Ama vermediğin zaman onu gasp etmiş oluyorsun. İzinsiz kullanmış oluyorsun. Elbette onun da hesabı var. Ben şükretmediğimiz nimetlerin elbette bir hesabı ne olacak? Sorun olacak. Evet. Yani kalbimin dadası, ruhumun ağrı hayatı. Aşağıda böyle eğilmiş. Her gün vermiş. Hava hayatı Latife Rabbaniye min hava nesimini. Hava nesimini cezbe cebe bekliyormuş. Hava nesimini cezbe cebe bekliyormuş. Hava nesimini cebe cebe bekliyormuş. Hava nesimini cebe cebe bekliyormuş. Hava nesimini cebe cebe bekliyormuş. Hava nesimini cebe cebe bekliyormuş. Hava nesimini cebe cebe bekliyormuş. Hava nesimini cebe cebe bekliyormuş. Hava nesimini cebe cebe bekliyormuş. Hava nesimini cebe cebe bekliyormuş. Hava nesimini cebe cebe bekliyormuş. Hava nesimini cebe cebe bekliyormuş. Hava nesimini cebe cebe bekliyormuş. Hava nesimini dünyanın içerisinde sıkılıyor, konuluyor. Namaz kıldığımız zaman baki bir âlemde pencere açıyoruz. Baki âlemden baki manalar bakıyor Rabb'a âlemimize geliyor. Rabb'a geliyor. O da namaz oluyor. Cezbe cebe de namazda ise huşlandırmamak gerekir. Evet, nihayetsiz teessürat ve elemlere maruz ve mütelak. Nihayetsiz sele cüzada ve emeller meftun yapmış. Sevda bir kalbin, kutlu kuvveti. Her şeye kadir bir Rahim-i Kerim'in kapısını yaz ile çalmakla elde edilebilir. Evet, şüfani dünyada. Evet, soruda geldi şimdi. Şüfani dünyada. Fane dünyası. Öğrenmek dünyası. Ya böyle mi olur? İçine gir olur. Bu mantık nedir? İki sitret yani. Niye yalan dünya demişler? O kitabı ister yukarı koy da için ayet var ya. Niye yalan dünya demişler? Yalan ne denir? Yalan. Bir var bir yok. Orada yalan deniyor yani. Var mı yok mu? Var diyorum sonra yok oluyor. Yalan oluyor. Dünya bugün var yarın İnanma dünyaya diyor yani. Kanma dünyaya. Cennet yalan mı? Ebedi cennet. O hep var olacak. Hep var hep var olacak yani. Cennet mi? Cennet yok yerde. 7 kat sevabı atıp 7. katında değil mi? Allah kainat olur. 7 kat yaratmış. Mesela bu bina kaç kat? 5 kat. Bu binayı mesela 7 kat düşün. Biz 1. kattayız. Cennet 7. katta. 1. katta yani bütün aile müşahade görünen yıldızlar kanatları vesaire 1. kat oluyor. Üst katlarda yani. İşte 50.000 sene değil mi mesela orada ne diyor doğduğun sürece bazıları 1.000 senede gidecek Aşir meydanından oraya bazıları 50.000 senelik yolu bir anda kat edecek diye. İşte namaz kılarsan diyor Cennette bir anda. Bir günde takva derecesine yani trenle binersen, tren vizesi gidersin, uçağa binersen daha az zor. Gemisi burada yürüyerek var. En kötüsü yürüyerek. Sürünerek. Onun için ne kadar böyle takvalı olursan Ne kadar böyle titri olursa, ne kadar böyle istikametli olursa dünyada da ahirete bir yol gel. Uçağa gidelim. Yürürsün ama yani 50.000 sene yürümezsin. Yürü yürü yürü yürü. Oradan bir yanda gidip hemen girmek var ben cennete. Yani cennetin kapısından girinceye kadar bize eee durmak yok. O zamana kadar cenneti oldu. Yine inanma yani. Cennetin tarafına varıp cennetin tarafına bu senin cennetindir. Buyur artık burada evet olarak kal. O sana Allah'ın lütfudur, ikramıdır. Sen içeri girdin ya ondan sonra rahatlayabilirsin orada. Sıra at gök. Kıldan ince, sonuçtan keskin. Hasret diyorsun, yirmiş diyorsun yani. Evet, şu an cennet yerine boş. Zaten şu an Allah bize cehenneti gösterirse bütün camiler hep dolabilir. O neymiş bu kazanmamız lazım. Bir cehennemi gösterirse var ya daha ikimiz ondan sonra dünya işlemez yani. Cam yaptı da. Her şey aklına ne gelir yaptı da artık yani. Yani şimdi cennet cehennem yaratılmış hazır da. Daha Kıyamet kopacak. Mizan kurulacak. Hesaplar görülecek. Oradan sonuçlar okunacak. Ondan sonra girmek lazım. Hani öyle bir görmek için belki Allah'ı göstermek için girip çıkarmış olabilir ama esas yerleşip kalmak daha zor. Sen de öğrenmiyor musun? Allah mesela miraçta peygamberimize de cenneti cehennemi göstermiş yani. anlamda konuştum yani. Evet, şöyle de bitireceğim, bırakacağım dersini. Evet, şu fani dünyada kemali süratle avel-i firakı koparan giden eksel mevcudatlara kadar bir ruhun ab-ı hayatı ise her şeye bedel bir mabud-u bakinin, bir mahbubu selmedinin çeşmi rahmetine namaz ile teveccüh etmekle içilebilir. Evet, fıtraten ebediyeti isteyen, ebedi halk olunan, ezeli ve ebedi bir zatın aynısı olan ve nihayetsiz derecede nazik, letafetli bulunan sişur bir sırr-ı insani, sinur bir latifi rabbaniye. Ya çağımız insana böyle latifeler vermiş. Sişur-ı sırr-ı insani, sişur-ı latifi rabbaniye. Yani böyle fani şeylerden sıkılan, baki şeyleri arzu eden, bekaya bakan, onun onunla böyle kıraklayan, rahatsızlayan Bir latifelerimiz var yani. Latifelerimizi öldürmememiz gerekiyor. Mesela insan fani şeylerle meşguliyetten daralıyor, bunalıyorsa latifeler işte daralıyor, bunalıyor. Kitap okumaktan zevk alıyor. Cenabı Hakk'ı düşünmekten ona bu latifeler sayesinde. Ama bu latifeleri öldürürse veya susturursa fani şeylerden zevk almaya başlar. Biraz biraz onur azı yetmez. Ama mesela biz birazcık böyle dünya ile meşgul olduğumuz zaman hemen canımız sıkılıyordu. Şu rakiplerimiz sayesinde yani. Ya diyor yapma boş işler böyle. Medya ya da bakan bir şeyler yapalım diyoruz mesela. O işte koymuş. Müslümanlar kaydan zevk aldığı için namazda da biz Allah'a düşünüyoruz. Allah'ta baki bir zat olduğu için hatifeler oradan acayip kadar Akıldanlıyor yani. Dünyanın böyle fani meşguliyetleri arasında bir insanın namaz kıldığı zaman bu şekilde böyle haklıyor. Nihayetsiz derece ve nazik bir tarafta bulunan şuur bir sırr-ı insani, zinur bir latifi rabbaniye, şaka hasabetle ezici ve sıkıntılı, geçici ve zulümatlı ovucu olan ahval-i dünyevi içinde. Muhtar, bunu da söyle. Daha sonra soracağım. Ucu olan ahvar niye diye? Değil mi? Sen şimdi ben bu ucu olan ahvar niye diye? Dünyeviye. Ne demek? Kur'an'ı sen söyle bana. Ahvar dünyeviye. Ne demek bu ucuya? Ölecek gibi oluyor değil mi? Çok seviyorsun değil mi? Nefsi işte. O nefsi oluyor işte. güzel bir şey yok. Keşke patlasa yani. Ama kalbi insanı böyle ayırmak lazım içinde. Kalbi, nefsi, aklı böyle. Onlar tek, hepsinin üstü ayrı. Bir adam namaz kılıyor, kılarken sıkılıyorsa sıkılan nefsidir yani. Kalbi sıkılmaz. Kalbi iyi ki kıldın der. Yani ee işte Bu tarikatçılar öldürmeye çalışıyorlar işte onların nefsini. Öldürdüklerini söylüyorlar. Üstat diyor yani iyi bir şey değil diyor. Çünkü hepsinin de bir vazifesi var işte. Vazifesi bizi teravih ettirmek yani o ibadeti basitleşir diyor. Aslında yine ölmez diyor. Silahların ceza ashab-ı devredir. Onlar mücahid ayrılmadan devam ettirir diyor. Yani Bizim, insanın mesleği nefsi öldürmek üzerine değil. Nefsimiz de bir aslanlar gibi çarpışarak. Nasıl? Ya nefsi ikaz ediyor, uyarıyor yani. Çünkü nefsi olduğunuz zaman yemek yemekten de lezzet almazsın. Hiçbir şeyden zevk almazsın bu sefer. Bu sefer de o nimetinin şükrünü demezsin. Mesela su içiyorsun. Su işinde lezzet alıyorsun. Allah'ım diyorum bana ne kadar güzel bir su ikram etmişsin. Allah'ı daha çok seviyorsun bu sebepten. Ama nefsini öpsen o zevk alamazsın işte. Sonra da şüphe edemezsin yani. Sadece böyle kuru kuru şüphe edersin. Onun için işte nefsi öldürmüyoruz, dur sen diyoruz yani burada. Bir sene dövelim yani ondan sonra. Hep sen bir gelelim. Sen bir dur yeter ki. Tabii. Yani biz nefsimizi tek başına dalsak bizi alt eder yani. Sayın Nur'daki o feyiz ve nurlarla hepimiz uzağalıyoruz. Yani Bizim nur mesleğinde pek şey öldürmek yok. Yemek yeme, su içme, böyle iyi ondan sonra karanlık yerlere gir çıkma, nefis alkış ettikten sonra her şeyi unutuyor dünya lezzetlerini mesela. Belki yani gene unutmaz da. Ama onu işte artıp unutturuyor yani. Yiyor, öldürüyor. Çıkış şey mi? Böyle bir şey değil. Bak Peygamber Peygamber Efendimiz ne diyor? Yemek yemeyin demiyor. Yiyin ama az yiyin diyor. Yemeğin açlıktan böyle ondan sonra şöyle olun demiyor. Bizim yolumuz yani insanın nesli Kur'an'ın mesleği, peygamberimizin mesleği oluyor yani. O bir adam yok ben nefsimi öldüreceğim. Ben öyle gideceğim hakikat atıyorsa da onu da takdir etmek lazım yani. Sonuçta adam kötü bir şey yapmıyor yani. Nakıs bir yolla gidiyor ama sonuçta yine niyeti güzel yani. Keşke herkes Yani eee Ne sözünü haram olursa, hepsine işte hepsine zulmetmenin tabiri var. O helal olanlar da haram oradaki mana da yanlış anlaşılıyor. Yani nefsin bu yorum günahlardır yani. Günah işlediği zaman nefsine zulmetmiş olur. Yani nefsin anlası kendisi anlamındadır yani. Yani bir insan kendisine kötülük yapmak istiyorsa yani günah işlemesi kendisine kötülük yapmaktır. İşte kötülük, günah işlemeyin. Kendinize kötülük yapmayın diyor yani. Ama bu helali haram etmek, haramı helal etmek. Adam mesela su içmez. Ama içilmemesi lazım derse helali haram etmiş oluyor. O günah olabilir. Ama ben içmiyorum yani. Ben tecavüzüm böyle diyebilirim. Ama kim veremez yani. Boğucu olan ahval-i dünyevi içinde elbette teneffüse pek çok muhtaçtır. Ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir. namazda o iman kaptanını düşündüğün se zaman gerçekten yaklaşıyor hızlı şekilde namazı bitiriyor. O da peki nedir ama? Bu manalarla işte okuduğumuz ayetlerin, şeylerin, işte oradaki şeylerin, zikirlerin, kelimelerin, manalarını düşündüğü zaman mesela mesela zikraya varıyoruz, secdeye varıyoruz, Rabb'i ala diyor, var Rabb'i azim diyoruz. Orada Allah'ın huzurunda oturuyoruz, Allah'ın büyüklüğüne falan böyle yan bir de olsa düşünsek mesela. O zaman işte namaz şey oluyor, pencere oluyor. Ama sen ağzın kıl Bir şey düşünme. Sen yat, kalk. Ondan ne kadar insan şey bak. Onunla alakalı da bu güzel şeyler var. Namazın şeyiyle. Sübhane killa ilmen ilmen valen ten in niket tebarak ilmen bar sal sen.